Gayrimenkul yatırımında enerji verimliliği öne çıkıyor

Gayrimenkul yatırımında enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve akıllı bina teknolojileri belirleyici oluyor. Yeşil binalar kira ve satışta avantaj sağlıyor.

Gayrimenkul yatırımında enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, akıllı bina teknolojileri ve küresel standartlara uyum; lokasyon, metrekare ve yapı kalitesi kadar önemli hale geliyor. Avrupa’daki yatırımcıların yüzde 88’i, projelerin sürdürülebilirliğe katkısını yatırım kararlarında dikkate alırken, yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira geliri sunduğunu düşünüyor. Bu yapıların daha yüksek satış fiyatına ulaşabileceğini belirtenlerin oranı ise yüzde 63’e ulaşıyor.

Gayrimenkul projelerinin değeri artık yalnızca bulunduğu bölge veya fiziksel özellikleri üzerinden değerlendirilmiyor. Enerji tüketimi, işletme giderleri, dijital altyapı, veri üretme kapasitesi, iklim riskleri ve gelecekteki mevzuata uyum da yatırımcıların analizlerinde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Bu nedenle düşük enerji tüketen, performansı ölçülebilen, işletme maliyetleri kontrol altında tutulabilen ve teknolojik altyapısı zaman içinde güncellenebilen projeler daha avantajlı görülüyor.

Sürdürülebilirlik yatırım kararlarının merkezinde

Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, sürdürülebilirlik performansının gayrimenkul yatırımlarında doğrudan bir değerlendirme kriterine dönüştüğünü belirtti. Öz, CBRE’nin 2026 Avrupa Yatırımcı Niyetleri Araştırması’na göre yatırımcıların yüzde 88’inin sürdürülebilirlik girişimlerini yatırım kararlarına dahil ettiğini aktardı.

Araştırma, sürdürülebilirlik performansı düşük gayrimenkuller için yatırımcıların yaklaşık dörtte birinin iskonto talep ettiğini ortaya koyuyor. Öz’e göre enerji verimliliğinin yanı sıra işletme verilerinin ölçülmesini ve iyileştirilmesini sağlayan dijital sistemler de önem kazanıyor. Binaların gelecekteki düzenlemelere, kullanıcı beklentilerine ve finansman koşullarına uyum sağlayabilmesi, değerleme süreçlerinde daha fazla dikkate alınacak.

Yeşil binalarda kira ve satış avantajı

Sürdürülebilirlik kriterleri yalnızca çevresel etkilerle sınırlı kalmayarak gayrimenkullerin kira ve satış değerlerine de yansıyor. Ebru Öz’ün paylaştığı RICS Avrupa araştırmasına göre katılımcıların yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira geliri sağladığını, yüzde 63’ü ise bu yapıların daha yüksek satış fiyatına ulaşabildiğini belirtiyor.

Enerji verimli binalar, işletme maliyetlerini düşürmelerinin yanı sıra kurumsal kiracıların ilgisini ve doluluk oranlarını destekleyebiliyor. Buna karşılık enerji tüketimi yüksek, ilerleyen dönemlerde kapsamlı yenileme gerektirebilecek yapılarda değer kaybı riski oluşabiliyor.

Akıllı bina teknolojilerine ilgi artıyor

Gayrimenkul sektöründe dijitalleşmenin yatırım tercihlerindeki etkisi de büyüyor. Enerji, su, iklimlendirme, bakım, doluluk ve kullanıcı verilerinin merkezi sistemler üzerinden izlenebilmesi, bina performansının ölçülmesine ve gerektiğinde optimize edilmesine imkan tanıyor.

CBRE’nin küresel ESG araştırmasına göre katılımcıların yüzde 53’ü, enerji kullanımını izleyen ve ayarlayan akıllı teknolojiler için daha fazla ödeme yapmaya hazır olduğunu ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 84’ü ise enerji tüketimini azaltan özelliklerin gayrimenkul yatırım kararlarında etkili olduğunu belirtiyor.

Avrupa’da sürdürülebilirlik sertifikasına sahip ofislerde kira primlerinin yaklaşık yüzde 5,5’e ulaşması, enerji performansı, teknoloji ve sertifikasyonun birlikte yarattığı değeri gösteriyor.

Türkiye’de YeS-TR kriterleri öne çıkıyor

Türkiye’de özellikle uluslararası yatırımcılara ve kurumsal kiracılara yönelik büyük ölçekli projelerde küresel sürdürülebilirlik standartlarının uygulanması yaygınlaşıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası sistemlerin yanı sıra Türkiye’nin ulusal yeşil bina sertifikasyon sistemi YeS-TR de enerji ve su verimliliği, çevresel etki ve kullanıcı sağlığı gibi farklı ölçütleri kapsıyor.

Ebru Öz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR ve YeS-INT çalışmaları kapsamında sertifikalı yapılarda yaklaşık yüzde 30 enerji tasarrufu, yüzde 40 su tasarrufu ve yüzde 35 karbon emisyonu azaltımı hedeflendiğini belirtti.

Sürdürülebilirlik tasarımın ilk aşamasında ele alınacak

Sektörde sürdürülebilirlik kriterlerinin projenin son aşamasında eklenen unsurlar olmaktan çıkarak fizibilite ve konsept tasarım süreçlerinden itibaren dikkate alınması bekleniyor. Enerji tüketimi, işletme giderleri, dijital altyapı ve gelecekteki mevzuat değişikliklerine uyum kapasitesi, projenin başlangıç kararlarında değerlendirilecek.

Önümüzdeki dönemde enerji tüketimini azaltan, bakım ihtiyacını önceden belirleyen, arızaları erken tespit eden ve bina performansını verilerle ortaya koyan sistemlerin yatırımcı tercihlerindeki ağırlığının artacağı ifade ediliyor.

Bu dönüşümle birlikte gayrimenkulde “iyi proje” tanımı yalnızca konum ve fiziksel özelliklerle açıklanmayacak. Yapının ne kadar enerji tükettiği, hangi maliyetle işletildiği, ne ölçüde veri ürettiği ve gelecekteki standartlara ne kadar uyum sağlayabildiği de yatırım değerlendirmelerinin temel unsurları arasında yer alacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu