İran tankerleri Asya açıklarında ABD baskısıyla sıkıştı
ABD’nin İran petrolüne yönelik baskısı genişledi. Yaklaşık 20 İran tankeri Sri Lanka ve Malezya açıklarında beklerken gemilere ikmal desteği zorlaşıyor.
ABD’nin İran petrol gelirlerini azaltmaya yönelik politikası, tankerlerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken lojistik desteği de kapsamaya başladı. Washington’ın bölge ülkeleri ve denizcilik şirketleri üzerindeki baskısı nedeniyle İran bağlantılı gemilerin yakıt, gıda, içme suyu ve diğer temel ihtiyaçlara ulaşması zorlaşıyor.
Yaklaşık 20 İran tankeri, Sri Lanka ve Malezya çevresindeki sularda bekliyor. Büyük bölümü daha önce İran petrolünü Çin’e taşıyan gemilerden oluşan filo, yükünü boşalttıktan sonra İran limanlarına dönemediği için Asya açıklarında mahsur kalmış durumda.
Gemiler arasında İran devletine ait tankerlerin yanı sıra yaptırımları aşmak amacıyla kullanılan gölge filo unsurları da bulunuyor. Planlanan sevkiyat döngüsüne göre tankerlerin Çin ve diğer Asya pazarlarına taşıdıkları yükü boşalttıktan sonra İran’a dönerek yeni petrol almaları gerekiyordu. Ancak ABD’nin İran limanlarına yönelik baskısı bu süreci kesintiye uğrattı.
Sri Lanka makamları daha önce yaklaşık 20 geminin ülkenin münhasır ekonomik bölgesi yakınlarında bulunduğunu doğrulamış, tankerlerin Sri Lanka kara sularında olmadığını ve kendilerine hizmet verilmediğini açıklamıştı. Böylece İran’ın sorunu yalnızca petrolü alıcılara ulaştırmakla sınırlı kalmıyor; sevkiyatları gerçekleştiren gemilerin yeni yük almak üzere İran’a geri dönmesi de güçleşiyor.
Washington ikmal zincirini hedef alıyor
ABD yönetiminin, Sri Lanka başta olmak üzere bölge ülkelerinden İran bağlantılı tankerlere hizmet vermemelerini istediği bildiriliyor. Bu kapsamda gemilere yakıt sağlanması, mürettebata gıda ve su verilmesi ile diğer liman ve denizcilik hizmetlerinin sunulması da baskı altına alınıyor.
Uzun süre açık denizde kalan tankerler için ikmal ihtiyaçları kritik önem taşıyor. Bazı gemilerin bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla Hindistan ve Çin yönündeki farklı bölgelere hareket etmeye çalıştığı, ancak yaptırım riski nedeniyle hizmet sağlayıcıların İran bağlantılı tankerlerle çalışmaktan kaçındığı belirtiliyor.
Washington, bu yöntemle İran petrol ticaretini yalnızca alıcıları ve tankerleri yaptırım kapsamına alarak değil, filonun faaliyetlerini mümkün kılan lojistik ağı hedefleyerek de sınırlandırmaya çalışıyor.
İran’ın ham petrol yüklemeleri mart ayında günlük yaklaşık 2 milyon varil seviyesindeyken ağustosta 220-255 bin varil aralığına geriledi. Çin, İran petrolünün başlıca alıcısı olmayı sürdürse de tankerlerin İran’a dönememesi yeni sevkiyatların hazırlanmasını zorlaştırıyor.
Gemiden gemiye transferler, kapalı takip sistemleri ve üçüncü ülkeler üzerinden yürütülen ticaretle sürdürülen İran petrol ağının en hassas noktası bu nedenle lojistik olarak öne çıkıyor. Petrol satılabilse bile taşıyıcı gemiler İran limanlarına ulaşamadığında ticaret zinciri tamamlanamıyor.
İran üzerindeki baskı artarken küresel petrol piyasasında farklı bir gelişme yaşanıyor. Körfez’den yapılan sevkiyatların toparlanması ve Suudi Arabistan’ın ihracatını artırması, küresel arz endişelerini kısmen hafifleterek fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Brent petrolün 1 Ekim işlemlerinde 97 doların altına gerilemesi, piyasanın bir yandan İran ihracatındaki düşüşü, diğer yandan Suudi Arabistan ve diğer Körfez üreticilerinden gelen artan arzı değerlendirdiğini gösteriyor. Bu nedenle yaklaşık 20 İran tankerinin Asya açıklarında beklemesi henüz tek başına küresel petrol arzı krizi yaratmış değil. Ancak tankerlerin İran’a dönüşü ve ikmal imkanları uzun süre engellenirse, Tahran’ın kalan petrol ihracatı daha da gerileyebilir.




