İran yaptırımı gevşemedi, Brent petrol 103 doları aştı

İran yaptırımı politikasında gevşeme sinyali verilmemesi Brent petrolünü 103 doların üzerine taşıdı. Katar’ın arabuluculuğu ve arz akışı izleniyor.

ABD’nin Irak’ta kalan askerî üslerinden çekilme süreci 30 Eylül itibarıyla tamamlandı. 2003’te başlayan Amerikan askerî varlığında yeni bir döneme geçilirken, bu adımın İran’ın Irak’taki etkisi ve IŞİD tehdidi üzerindeki sonuçları tartışılıyor. Aynı dönemde Donald Trump’ın İran’a yönelik yaptırımlarda indirim yapılacağı iddialarını reddetmesi, enerji piyasalarındaki sınırlı iyimserliği zayıflattı. Brent petrol yeniden 103 doların üzerine çıktı.

Irak’taki askerî çekilme güvenlik dengelerini değiştiriyor

ABD güçlerinin Irak’tan ayrılması, Washington ile Bağdat arasında 2024 yılında belirlenen takvim doğrultusunda gerçekleşti. Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından başlayan Amerikan askerî varlığı, daha sonraki yıllarda IŞİD’le mücadele ve Irak güvenlik güçlerine destek çerçevesinde sürdürüldü. Çekilmenin tamamlanması, bu uzun dönemin sahadaki en önemli kırılmalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Çekilme sonrasında öne çıkan başlıklardan biri, İran’ın Irak’taki siyasi ve güvenlik etkisinin nasıl şekilleneceği. Tahran’a yakın gruplar gelişmeyi ABD nüfuzundaki gerileme olarak yorumlarken, bazı değerlendirmelerde İran destekli milislerin devlet kurumları üzerindeki ağırlığının artabileceği belirtiliyor. Bu durum kesinleşmiş bir sonuçtan çok, yeni güvenlik dengesi açısından öne çıkan risk senaryolarından biri olarak görülüyor.

Diğer önemli başlık ise IŞİD tehdidi. Irak güvenlik güçleri son yıllarda kapasitesini artırmış olsa da ABD’nin istihbarat, keşif ve gözetleme desteği, örgütün hücre yapılanmalarına karşı operasyonlarda önemli rol oynuyordu. Bu desteğin nasıl ikame edileceği ve Irak güçlerinin artan operasyonel sorumluluğu ne ölçüde üstlenebileceği, önümüzdeki dönemin temel soruları arasında yer alıyor.

Askerî çekilme, ABD ile Irak arasındaki güvenlik ilişkisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak sahadaki doğrudan Amerikan varlığının azalması, Washington’ın bölgedeki etkisinin biçimini değiştirirken Bağdat yönetiminin kendi güvenlik kapasitesine daha fazla dayanmasını gerektiriyor.

Trump’ın açıklaması diplomatik beklentileri sınırladı

Irak’taki çekilmenin bölgesel güvenlik gündemini değiştirdiği sırada ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği de devam ediyor. Trump, Washington’ın yaptırım indirimi ve dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması karşılığında Tahran’dan nükleer program konusunda somut adımlar istediği yönündeki haberleri reddetti. Açıklama, son günlerde oluşan diplomatik yumuşama beklentisinin güç kaybetmesine yol açtı.

Katar, ABD ile İran arasında ortak bir zemin oluşturmak amacıyla arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid bin Muhammed El Ensari, iki ülke arasında toplantılar ve mesaj alışverişleri yapıldığını, temasların bir bölümünün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında New York’ta gerçekleştiğini açıkladı. Doha yönetimi ayrıca Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarına da destek veriyor.

Görüşmelerdeki en hassas başlıklardan biri Hürmüz Boğazı’nın güvenliği. Katar, bölgedeki enerji altyapısının ve deniz ulaşımının korunması gerektiğini vurgularken, olası bir anlaşmanın seyrüseferin normalleşmesine katkı sağlamasını hedefliyor. Bununla birlikte taraflar arasında henüz kalıcı bir uzlaşma bulunmuyor ve müzakerelerin önünde ciddi engeller olduğu belirtiliyor.

İran yönetimi görüşmeye açık olduğunu ifade etse de baskı altında anlaşma yapmayacağını savunuyor. Washington ise ekonomik baskı politikasını sürdürerek yeni yaptırımlar ve enerji piyasasını rahatlatmaya yönelik rezerv adımlarıyla Tahran üzerindeki mali baskıyı korumaya çalışıyor.

Petrol arzındaki toparlanma yükselişi sınırlıyor

Trump’ın İran yaptırımı konusunda indirim yapılacağı iddialarını reddetmesinin ardından Brent petrolün varil fiyatı 1,14 dolar yükselerek 103,73 dolara çıktı. ABD tipi ham petrol de 89,72 dolara ulaştı. Brent petrolün eylül ayını yaklaşık yüzde 14 artışla tamamlamaya hazırlanması, jeopolitik risklerin fiyatlar üzerindeki etkisini koruduğunu gösteriyor.

Ancak fiyatlardaki yükselişi sınırlayan gelişmeler de bulunuyor. Orta Doğu’dan ham petrol sevkiyatının yeniden toparlanması, arz endişelerinin kısmen hafiflemesini sağlıyor.

Suudi Arabistan, saldırılar nedeniyle devre dışı kalan Doğu-Batı Boru Hattı’nı yeniden kullanıma açmasının ardından Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’ndan petrol yüklemelerine tekrar başladı. Ticaret ve gemi takip verileri, limandan yapılan sevkiyatların arttığını ve hattın kademeli olarak normal kapasitesine dönmeye çalıştığını ortaya koyuyor.

Bölgenin toplam ham petrol ihracatı eylülde günlük 16,328 milyon varile yükselerek ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın başladığı şubattan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Buna rağmen ihracat, savaş öncesi dönemin yaklaşık 3,2 milyon varil altında kalıyor. Bu tablo, arzın toparlandığını ancak piyasanın henüz tam anlamıyla normalleşmediğini gösteriyor.

Petrol piyasasında fiyatları aynı anda iki farklı dinamik etkiliyor. Yaptırımlar, savaş ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler fiyatı yukarı iterken, Suudi Arabistan ve diğer bölge üreticilerinin artan sevkiyatları arz baskısını azaltıyor. Bu nedenle piyasalar yalnızca jeopolitik açıklamalara değil, fiilî yükleme ve sevkiyat verilerine de hızlı tepki veriyor.

ABD stratejik rezervden 40 milyon varil kullandıracak

Washington, yüksek enerji fiyatlarının ekonomik etkisini sınırlamak amacıyla Stratejik Petrol Rezervi’nden 40 milyon varile kadar petrolü şirketlere ödünç vermeye hazırlanıyor. Söz konusu adım, Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonundaki küresel rezerv programının ABD ayağındaki son uygulama olacak. ABD daha önce program kapsamında toplam 172 milyon varillik katkı taahhüdünde bulunmuştu.

Stratejik rezervdeki miktar, bu süreçte 284 milyon varilin altına inerek 1982’den beri en düşük seviyeye geriledi. Şirketlerin kredi programına başvurularını 6 Ekim’e kadar yapması gerekiyor. Ödünç verilen petrolün geri ödenmesinin 2028 sonuna kadar sürmesi bekleniyor.

Gelişmeler, petrol fiyatlarının kısa vadeli yönünün tek bir başlık tarafından belirlenmediğini ortaya koyuyor. Irak’taki Amerikan askerî varlığının sona ermesi bölgesel güvenlik mimarisini etkilerken, İran yaptırımı politikasında gevşeme olmaması risk primini canlı tutuyor. Buna karşılık Orta Doğu’dan artan sevkiyat ve ABD’nin rezerv hamlesi arz tarafındaki baskıyı sınırlamaya çalışıyor.

Piyasalar açısından belirleyici eşik ise diplomasi olacak. ABD ile İran arasında yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı konusunda somut bir uzlaşma sağlanması, petrol fiyatlarındaki jeopolitik primi düşürebilir. Görüşmelerin kesilmesi, deniz ulaşımına yönelik risklerin büyümesi veya yeni bir askerî gerilim yaşanması durumunda Brent petrolün 100 doların üzerinde yeniden yükseliş baskısıyla karşılaşması mümkün. Katar’ın arabuluculuk girişimlerinin sonucu, bu nedenle hem bölgesel güvenlik hem de küresel enerji fiyatları açısından önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu