Küresel piyasalarda tepki alımları PCE verisini bekliyor
Küresel piyasalarda tepki alımları öne çıkarken yatırımcılar, Fed’in faiz politikasını etkileyebilecek ABD PCE enflasyon verisine odaklandı.
Küresel piyasalarda tepki alımları, tahvil faizlerindeki sert yükselişin hisse senetlerinde yarattığı satışların ardından çarşamba günü etkili oldu. ABD vadeli endeksleri pozitif bir görünüm sergilerken, Avrupa borsalarının da güne yükselişle başlaması bekleniyor.
Dow Jones vadeli kontratları yüzde 0,36, S&P 500 vadeli kontratları yüzde 0,23 ve Nasdaq-100 vadeli kontratları yüzde 0,10 değer kazandı. Euro Stoxx 50 vadeli kontratları yüzde 0,65 yükselirken, Almanya DAX için yüzde 0,68, İngiltere FTSE 100 için yüzde 0,59, Fransa CAC 40 için yüzde 0,56 ve İtalya FTSE MIB için yüzde 0,45 artış öngörüldü.
Asya piyasalarında da genel olarak alıcılı seyir hakimdi. Japonya’da Nikkei 225 yüzde 1,81, Topix yüzde 1,58 yükseldi. Güney Kore’de Kospi yüzde 0,38 gerilerken Kosdaq yüzde 0,84 değer kazandı. Hong Kong Hang Seng yatay kalırken Çin CSI 300 yüzde 0,15 arttı. MSCI Asya Pasifik Endeksi ise yüzde 1 yükselerek son üç haftanın en güçlü günlük performansına yöneldi.
Piyasaların temel gündem maddelerinden biri yüksek tahvil faizleri olmaya devam etti. Salı günü 2002’den bu yana en yüksek seviyelerine çıkan uzun vadeli ABD tahvil faizlerinde çarşamba günü yükselişin hız kestiği görüldü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,23 civarında dengelenirken, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,56 seviyesine ulaştı.
Tahvil piyasasındaki satışlarda kalıcı enflasyon endişeleri, artan kamu harcamaları ve yapay zeka yatırımlarını finanse etmek isteyen şirketlerin borçlanma eğilimi etkili oluyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyri de yatırımcıların ABD Merkez Bankası’ndan yeni faiz artırımları beklemesine neden oluyor. Para piyasalarında gelecek 12 ay içinde bir dizi faiz artırımı fiyatlanmaya başladı.
ABD tahvil faizlerinin yüzde 6 seviyesine ulaşıp ulaşamayacağı da yatırımcıların tartıştığı başlıklar arasında yer alıyor. Bloomberg MLIV stratejisti Mark Cranfield, Fed politikası, yüksek petrol fiyatları ve jeopolitik gerilimlerin devam etmesi halinde 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 6’ya kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.
Bununla birlikte tahvil faizlerinin daha fazla yükseleceğine yönelik pozisyonların hızlı şekilde artması, ters yönlü sert hareket riskini de büyütüyor. ABD ekonomisinde belirgin bir soğumaya işaret eden veriler gelmesi halinde bu pozisyonların çözülmesi, tahvil piyasasında güçlü bir toparlanmaya yol açabilir.
JPMorgan Asset Management fon yöneticisi Arjun Vij, satış dalgasını sona erdirebilecek üç gelişmeye dikkat çekti. Bunlar ABD-İran savaşının hızlı biçimde sonuçlanması, ekonomik verilerdeki belirgin yavaşlamanın hisse senetlerinde sert düşüş yaratması ve şirket kârlarıyla gelecek beklentilerinin bozulması olarak sıralandı. Vij, bu gelişmelerden biri yaşanmadığı sürece tahvil piyasası üzerindeki baskının sürebileceğini belirtti.
Petrol fiyatları da yeniden yükseldi. Brent petrol yüzde 0,6 artışla 103,19 dolara çıkarak önceki günkü kayıplarının bir bölümünü telafi etti. JPMorgan Chase ve Goldman Sachs’ın hesaplamalarına göre, deniz taşımacılığına yönelik riskler devam etse de Ortadoğu’dan petrol akışları savaş öncesi seviyelere doğru toparlanıyor. Ancak ABD-İran gerilimine ilişkin farklı sinyaller, petrol piyasalarındaki oynaklığı yüksek tutuyor.
Yüksek faizler hisse senetleri üzerinde de baskı oluşturuyor. MSCI Tüm Ülkeler Dünya Endeksi eylül ayında yaklaşık yüzde 1 gerilerken, MSCI Asya göstergesi ay boyunca yüzde 0,4 değer kaybetti. Interactive Brokers kıdemli ekonomisti Jose Torres, hisselerin yüksek faiz ortamına direnmeye çalıştığını ancak sıkılaşan finansal koşulların düşüş beklentisi taşıyan yatırımcıları cesaretlendirdiğini ifade etti.
Gelecek ay başlayacak bilanço sezonu, şirket kârları ve ileriye dönük beklentiler açısından önem taşıyor. Açıklanacak sonuçlar, yüksek tahvil faizleri karşısında mevcut hisse senedi değerlemelerinin sürdürülebilir olup olmadığını gösterecek.
Dolar, Fed’in yeniden enflasyonla mücadeleye ağırlık vereceği beklentisiyle güçlü seyrini korudu. Bloomberg dolar göstergesi yatay kalmasına rağmen haziran ayından bu yana en iyi aylık performansını kaydetmeye hazırlanıyor. Japon yeni dolar karşısında yüzde 0,1 değer kazanarak 157,12 seviyesine çıktı.
Çin’de emlak hisseleri ise sert düştü. Pekin yönetiminin açıkladığı mortgage destek programının yatırımcı beklentilerini karşılamaması, sektörde satış baskısına neden oldu. Teknoloji tarafında ise OpenAI yatırımcısı SoftBank Group’un hisseleri yüzde 6’dan fazla yükseldi. Bu hareketin, OpenAI’ın 1,4 trilyon dolarlık değerleme üzerinden en az 30 milyar dolarlık yeni finansman aradığına ilişkin haberlerden kaynaklandığı belirtildi.
Piyasaların gün içindeki en kritik gündem maddesi, ABD Ekonomik Analiz Bürosu tarafından açıklanacak Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi olacak. Fed’in enflasyonu değerlendirirken yakından izlediği göstergelerden biri olan PCE’nin ağustos ayında hem manşet hem de çekirdek bazda aylık artış hızını yükseltmesi bekleniyor.
KCM Trade baş piyasa analisti Tim Waterer, beklentilerin üzerinde bir enflasyon verisinin Fed’in şahin tutumunu güçlendirebileceğini ve yeni faiz artırımlarını gündeme taşıyabileceğini belirtti. Daha düşük bir veri ise ekim ayında faiz artırımına ihtiyaç olup olmadığı konusunda soru işaretleri yaratabilir ve ABD tahvil faizlerindeki son yükselişin bir bölümünü geri çevirebilir.
Yüksek petrol fiyatları enflasyon baskısını artırırken, enflasyon beklentilerindeki yükseliş de faiz artırımı ve tahvil faizi riskini büyütüyor. Açıklanacak PCE verisi, bu zincirin güçlenip güçlenmeyeceği konusunda piyasalar için önemli bir test niteliği taşıyor.




