Borsalarda yükseliş küresel piyasalarda tabana yayılıyor

Goldman Sachs, borsalarda yükseliş eğiliminin daha geniş yatırımcı ve ülke grubuna yayıldığını belirterek küresel piyasalar için yeni değerlendirmeler sundu.

Goldman Sachs, yayımladığı “Global Strategy Views” raporunda küresel hisse senedi piyasalarının görünümünü değerlendirdi. Rapora göre borsalarda yükseliş, önceki dönemlerde olduğu gibi yalnızca birkaç büyük şirketin performansına dayanmıyor; yatırımcı ve ülke bazında daha geniş bir tabana yayılıyor.

Ekonomilerin dayanıklılığını koruması, birleşme ve satın alma işlemlerindeki artış ile küçük ölçekli şirket hisselerindeki değer kazanımı, piyasa katılımını destekleyen başlıca unsurlar arasında gösterildi. Eşit ağırlıklı S&P 500 Endeksi’nin, piyasa değeri ağırlıklı endeksin performansını 2009’dan bu yana ilk kez yüzde 7,3’ten fazla aştığı belirtildi.

Gelişen piyasaların görünümü değişiyor

Goldman Sachs’ın analizine göre Japonya, Asya-Pasifik bölgesi ve gelişen piyasalar yerel para birimi cinsinden güçlü getiriler sağladı. ABD hisseleri ise 2025’in başından bu yana diğer büyük piyasaların gerisinde kaldı.

Gelişen piyasalarda değerlemeler gerilerken Avrupa ve Japonya’da sınırlı artışlar görüldü. Raporda, hisse senedi getirilerinin önceki dönemlerden farklı olarak ağırlıklı biçimde değerleme artışından değil, şirketlerin kâr büyümesinden kaynaklandığı ifade edildi.

Yüksek kamu borcu, artan tahvil arzı ve kalıcı enflasyonun sermaye maliyetlerini yüksek tutabileceği uyarısında bulunan banka, şirket kârlılıklarının piyasa performansında belirleyici rolünü sürdüreceğini öngördü. Momentum hisselerinde yaşanan son çözülmenin de sektörler ve şirketler arasında sermaye rotasyonunu hızlandırdığı kaydedildi.

Teknoloji yatırımları nakit akışlarını zorluyor

Raporda, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ ve veri merkezlerine yönelik yatırımlarını artırmasının serbest nakit akışları üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Teknoloji şirketlerinin borçlanma ve sermaye piyasalarından daha fazla kaynak kullanmaya yönelmesi, ABD piyasalarının Avrupa gibi değer odaklı piyasalara karşı avantajını sınırlayan unsurlar arasında gösterildi.

S&P 500’de piyasa değeri en yüksek beş şirketin fiyat/kazanç oranının diğer 495 şirketin değerlemelerine yaklaştığı ifade edildi. Yazılım şirketlerinin küresel piyasalara kıyasla fiyat/kazanç primi de 2000’li yılların başındaki yaklaşık yüzde 200 seviyesinden yüzde 20 civarına geriledi.

Goldman Sachs, teknoloji sektöründe genel bir değerleme balonu bulunmadığını ancak yüksek kâr büyümesinin sürüp sürmeyeceğine ilişkin risklerin devam ettiğini bildirdi.

Yapay zekâ yeni yatırım döngüsünü destekliyor

Yapay zekâ şirketlerinin yatırımları ile hükümetlerin enerji güvenliği, savunma ve kritik altyapı alanlarındaki harcamalarının küresel ekonomide yeni bir yatırım döngüsü başlattığı değerlendirildi. Bu eğilimin, uzun süredir yatırımcıların ilgisinin daha sınırlı kaldığı sanayi, enerji ve emtia sektörlerinin büyüme beklentilerine katkı sağladığı belirtildi.

Sanayi şirketlerinin değerlemelerinin 20 yıllık tarihsel aralığın üzerine çıktığı, teknoloji sektöründeki değerlemelerin ise uzun vadeli ortalamalara yaklaştığı kaydedildi. Banka, teknoloji yatırımlarından doğan talebin geleneksel sektörlere de yayıldığını vurguladı.

ABD hisselerinde yeni fırsat arayışı

Goldman Sachs’a göre büyük teknoloji şirketlerindeki değerleme baskısı, kârlılık görünümünü güçlü biçimde koruyan ABD piyasalarında yeni yatırım fırsatları yaratabilir. ABD şirketlerinin özsermaye kârlılığının diğer büyük piyasalara göre yüksek olduğu, Çin’deki kârlılık göstergelerinin ise tarihsel ortalamaların altında kaldığı belirtildi.

Türkiye ekonomisi için enflasyon ve kur beklentisi

Goldman Sachs, Türkiye’nin 2026 yılı sonu enflasyon beklentisini yüzde 27,5’ten yüzde 29’a yükseltti. Enerji fiyatları ile Türk lirasındaki değer kaybının enflasyon görünümünde yukarı yönlü risk oluşturduğuna dikkat çekildi.

Temel enflasyon göstergelerinde belirli bir iyileşme görülmesine rağmen enerji fiyatlarındaki belirsizlik ve döviz kurundaki hareketlerin para politikasının uzun süre sıkı tutulmasını gerektirebileceği ifade edildi.

Kurum, dış dengenin desteklenmesi amacıyla Türk lirasındaki değer kaybının hızlanabileceği tahmininde bulundu. TL’nin dolar karşısında yıllık bazda yüzde 20’nin ortalarında değer kaybedebileceğini öngören banka, daha hızlı bir kur ayarlamasının dolarizasyon baskısını artırmaması için sıkı para politikasının önemini vurguladı.

Türkiye’nin cari açığının 2026’da milli gelirin yüzde 3,5’ine, yani yaklaşık 60 milyar dolara ulaşabileceği tahmin edildi. İhracattaki zayıf görünüm ve rekabet gücündeki gerilemenin dış denge açısından risk oluşturabileceği belirtildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu