Orta Doğu Gerilimi Türkiye Turizmini Olumsuz Etkiliyor
Orta Doğu’daki gerilim Türkiye’nin turizm sektörüne olumsuz yansıyor. Rezervasyonlarda düşüş yaşanıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla 28 Şubat’ta başlayan savaş, küresel ekonomiyi derinden etkilerken, Türkiye’nin turizm sektöründe de önemli bir sarsıntıya neden oldu. Antalya’daki turizmciler, özellikle Avrupalı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Paskalya tatilinin bu yıl beklenildiği gibi geçmediğini ifade ediyor. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural, Akdeniz bölgesindeki yurt dışı rezervasyonlarının yaklaşık %60 oranında düştüğünü belirtiyor.
7 Nisan’da imzalanan ateşkesin ardından bir miktar toparlanma yaşansa da, özellikle İngiltere ve Avrupa’dan Eylül, Ekim ve Kasım aylarına yönelik rezervasyonların önceki yıllara kıyasla düşük kaldığı gözlemleniyor. İngiliz danışmanlık firması Oxford Economics, bu durumu destekleyen veriler sunuyor. Şirketin kıdemli ekonomisti Jessie Smith, savaşın başlamasıyla birlikte bölgeye yönelik belirsizlik ve güvenlik endişelerinin arttığını, bu nedenle talebin zayıf kalmaya devam edeceğini ifade ediyor. Ayrıca, talebin bir kısmının Akdeniz ve Kuzey Afrika pazarlarına kayacağı öngörülüyor.
Smith, Türkiye’nin Ortadoğu’dan gelen turistlere daha bağımlı olduğunu ve çatışma bölgelerine yakınlığının talepte düşüşe neden olabileceğini vurguluyor. “İkame imkanları olsa da bu yeterli olmayabilir” diyor. Turizm sektöründeki profesyoneller, savaşın etkilerinin sektörü halihazırda sarstığını belirtiyor. Kurumsal turizm hizmetleri sunan GlobeMeets & Oliva MICE şirketinin kurucu ortağı Hüseyin Kurt, Doğu Karadeniz’in en fazla Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden turist ağırladığını, bu nedenle bölgenin savaştan en çok etkilenen yer olduğunu ifade ediyor.
Savaşın patlak vermesiyle birlikte ABD, İngiltere ve birçok Avrupa ülkesi, Türkiye dahil olmak üzere bölgeye seyahat uyarıları yayımladı. Bu uyarılarda Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki bazı bölgelerin güvenli olmadığı belirtiliyor. Kurt, bu uyarıların birçok ülke için referans kabul edildiğini ve rezervasyonlardaki düşüşe katkıda bulunduğunu kaydediyor. Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı’nın Yönetim Kurulu Üyesi Kurt, rezervasyonlardaki kayıpların %30 ila %40 civarında olduğunu tahmin ediyor.
Avrupalı bazı seyahat şirketleri, İran savaşı nedeniyle bu yaz Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan gibi Doğu Akdeniz destinasyonlarını ziyaret etmeyi planlayan müşterilerinin yönlerini İspanya, İtalya ve Hırvatistan gibi daha batıdaki ülkelere çevirdiğini duyurdu. İskoçya merkezli LAH Travel’ın yöneticisi Linda Hill Miller, bu sezonun Covid-19 pandemisinden bile daha kötü geçtiğini belirtiyor. “Telefonlarımız çalmıyor; herhangi bir talep almıyoruz” diyor. Miller, tüketici güveninin hızla kaybedildiğini ve insanların bilinmeyenden korktuğunu ifade ediyor. Ayrıca, geçim krizi ve jet yakıtı kıtlığı gibi sorunların da belirsizlikleri artırdığını vurguluyor.
İstanbul’daki otel rezervasyon verileri de olumsuz bir seyir izliyor. Küresel otel verilerini takip eden Lighthouse Intelligence, Nisan ayının ilk yarısında İstanbul otellerinin doluluk oranının %47,5 seviyesinde olduğunu, geçen yıl aynı dönemde bu oranın %57 olduğunu belirtiyor. Ancak İstanbul için bir “iptal dalgası” gözlemlenmediği, fakat geçen yıl rezervasyonların istikrarlı bir şekilde arttığı vurgulanıyor. Bu yıl ise artış hızının daha düzensiz olduğu ve toplam doluluğun 2024 yılına kıyasla daha düşük seyrettiği kaydediliyor. Lighthouse Intelligence, Bodrum ve Antalya’daki çevrimiçi otel rezervasyonlarının Nisan ayının ikinci yarısında ortalama fiyatlarının Ocak-Mart dönemine göre düştüğünü bildiriyor.
Kurt, ayrıca Nevruz döneminde çok sayıda İranlı turisti ağırlayan Van ve İstanbul’un önemli kayıplar yaşadığını ifade ediyor. Londra merkezli havacılık verilerini analiz eden Cirium, Mart ayında küresel uçuş iptallerinin bir önceki aya göre %111 arttığını bildiriyor. Ortadoğu ve Afrika’da Şubat ayında 3,500 olan uçuş iptalleri, Mart ayında 37,500 seviyesine yükseldi. Bu durum, Türkiye’den yurt dışına turist gönderen organizasyonları da etkiledi. Otto Dmc’nin Genel Müdürü Cem Yağcıoğlu, Ortadoğu’daki gerilimden iki yönlü olarak etkilendiklerini belirtiyor. İlk olarak, bölgedeki hava sahası güvenliği ve uçuş rotalarının değişmesi, charter operasyonlarda karşı ülkelerden yolcu gelmemesi gibi sorunların operasyon maliyetlerini artırdığını ifade ediyor. İkincisi ise jeopolitik belirsizliğin Türk tatilcilerinde “bekle-gör” refleksi yarattığını belirtiyor. Yağcıoğlu, “İnsanlar, sınır komşumuzdaki bir gerginlik varken uzun vadeli seyahat planı yapmaktan çekiniyor. Bu durum, özellikle ön rezervasyon döneminde bir yavaşlamaya neden oluyor” diyor.
Yağcıoğlu, savaşın ve jeopolitik risklerin en somut etkisinin havayollarının “yakıt farkı” adı altında yansıttığı ek maliyetler olduğunu savunuyor. “Aylar önce sabit fiyatlarla planladığımız turlarda, bu tür son dakika maliyet artışları hem bizi hem de acentelerimizi ciddi bir yük altına sokuyor. Bu farkı müşteriye yansıtmak güven kaybına, yansıtmamak ise kâr marjımızın tamamen erimesine yol açıyor” diyor. Yağcıoğlu, turist sayısı korunsa da sektörün net kazancında bu yıl ciddi bir sınav vereceklerini belirtiyor.
Elif Ural, gerilimin uzamaması durumunda bile toparlanmanın uzun süreceğini öngörüyor. “Kurban Bayramı ile birlikte bu sene Ortadoğu misafirini unutacağız gibi görünüyor. Çünkü her şey toparlansa bile uçuşlar ve insanların planları değişti. Burayı toparlamak yine bir yılımızı alır gibi görünüyor” diyor. Oxford Economics’ten Jessie Smith, kârlılık açısından havayolları ve seyahat işletmeleri üzerinde bir miktar baskı beklediklerini aktarıyor. Daha yüksek petrol ve jet yakıtı fiyatlarının bilet ücretlerini %5-10 artırması ve işletme maliyetlerini yükseltmesi muhtemel. Ayrıca, Ortadoğu ile bağlantılı hatlara yönelik zayıf algının kâr marjları üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Hüseyin Kurt, çatışmanın sona ermesinin ardından toparlanmanın Covid-19 pandemisi sonrası döneme benzeyebileceğini düşünüyor. “Artık insanlar, kurumsal ya da bireysel olarak seyahat etmek istiyor. Bunun taleplere yansıyacağını, şu anda aldığımız bazı iptallerin tekrar bize aktif talep olarak gelebileceğini düşünüyorum” diyor.




