Sıcak Hava Dalgaları Yaşanamaz Koşullar Oluşturuyor

Yeni araştırma, sıcak hava dalgalarının insan yaşamını tehdit eden koşullar yarattığını ortaya koyuyor.

Altı aşırı sıcak hava dalgasını inceleyen bir araştırma, sıcaklık ve nemin bir arada değerlendirilmesi durumunda bu hava dalgalarının yaşlı bireyler için ölümcül olabileceğine dikkat çekiyor. Çalışma, sıcak hava dalgalarının insan sınırlarını aştığını ve daha kötü koşulların da gelecekte meydana gelebileceği uyarısını yapıyor.

Yeni veriler, binlerce insanın ölümüne neden olan sıcak hava dalgalarının, mevcut koşullar altında “yaşanamaz” hale geldiğini ortaya koyuyor. Araştırma, insanların yükselen sıcaklıklara beklenenden daha hassas olduğunu vurguluyor.

Bilim insanları, 2003 ile 2024 yılları arasında meydana gelen altı aşırı sıcak hava dalgasını yeniden değerlendirdi. Sıcaklık, nem ve vücudun serin kalma kapasitesi birlikte ele alındığında, bu durumların yaşlı bireyler için potansiyel olarak ölümcül olduğunu belirlediler.

İnsanların hayatta kalabileceği mutlak sınır, sıcaklık ve nemin birlikte hesaba katıldığı bir ölçüm olan 35 derece “yaş termometre sıcaklığı” olarak tanımlanıyor. Ancak bu seviyeye gezegen üzerinde nadiren ulaşılıyor.

2024 yılında Mekke, Bangkok, 2023’te Phoenix, 2019’da Avustralya’nın Mount Isa, 2015’te Pakistan’ın Larkana ve 2003’te Sevilla’da meydana gelen sıcak hava dalgalarında, bu yaş termometre sınırına ulaşılmamasına rağmen binlerce ölüm gerçekleşti. Ancak bilim insanları, yaşa bağlı olarak vücudun işlevlerini sürdürebilme ve serin kalabilme kapasitesini de göz önünde bulundurarak yeni bir hayatta kalma modeli uyguladıklarında, gölge bulamayan yaşlı bireyler için bu altı olayın tamamında “yaşanamaz” dönemler olduğunu tespit ettiler.

Çalışmanın baş yazarı, Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Prof. Sarah Perkins-Kirkpatrick, sonuçların şaşırtıcı olduğunu belirterek, “Eğer bu durum şimdiden yaşanıyorsa, o zaman iki ya da üç derece daha sıcak bir gelecek bize ne getirecek?” şeklinde ifade etti.

İklim araştırmaları, sıcak hava dalgalarının dünya genelinde daha uzun sürdüğünü ve daha yüksek sıcaklıklar getirdiğini ortaya koyuyor. Aşırı sıcaklar konusunda uzman olan iklim bilimci Perkins-Kirkpatrick, vücudun işleyişine dair bu modelin, bu olayların nasıl ölümcül olabileceğini anlamanın daha etkili bir yolu olduğunu belirtti. Çalışma, bir bireyin altı saat boyunca maruz kaldığı sıcaklıkların ölümcül sıcak çarpmasına neden olabileceği dönemleri inceledi ve ayrıca insanların sıcağa normal çekirdek vücut sıcaklığıyla girdikleri varsayıldı. Altı sıcak hava dalgasının tamamı, 65 yaş üstü bireylerin tam güneş altında dışarıda kaldıklarında hayatta kalamayacakları dönemler içeriyordu.

Larkana ve Phoenix’teki sıcak hava dalgaları, yaşlı bireylerin gölge bulsalar bile hayatta kalamayacakları dönemleri de kapsıyordu. Larkana’daki sıcak hava dalgası, 18–35 yaş arası bireyler için bile tam güneş altında ölümcül olabilecek “yaşanamaz” bir dönem içeriyordu.

Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma, özellikle gelişmekte olan ve yoğun nüfuslu bölgelerde sıcaklığa bağlı ölümlerin “kuşkusuz ve ciddi biçimde eksik raporlandığını” öne sürüyor. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların “ölümcül koşulların hâlihazırda yüz milyonlarca insanı ciddi risk altına soktuğunu” gösterdiğini belirtti. Perkins-Kirkpatrick, bu model geliştirilmeden önce bilim insanlarının aşırı sıcaklara bağlı muhtemel ölüm sayılarını anlamak için genellikle istatistiksel analizlere dayandığını da ekledi.

Çalışmanın ortak yazarlarından ve Sidney Üniversitesi Isı ve Sağlık Araştırma Merkezi direktörü Prof. Ollie Jay, “İnsan yaşamını tehdit eden koşullar zaten burada ve bundan sonra riskin, daha önce düşündüğümüzden neredeyse kesin olarak çok daha büyük olması bekleniyor” dedi.

İnsan vücudunun kendi başına çekirdek sıcaklığını güvenli sınırlar içinde tutabilmesinin tek yolu terlemek ve bu terin buharlaşabilmesidir. Ancak yüksek sıcaklık ve nem bir araya geldiğinde, terin buharlaşması azalıyor ve kontrol altına alınmazsa bu durum sıcak çarpmasına yol açabiliyor. Jay, yaşlı bireylerin özellikle savunmasız olduğunu, çünkü terleme kapasitelerinin azaldığını ve bunun da özellikle 75 yaş üstü kişilerde daha belirgin olduğunu ifade etti.

New South Wales Üniversitesi’nden iklim bilimci Prof. Steve Sherwood, insanların dayanabileceği teorik sıcaklık sınırlarının belirlenmesine katkı sağlayan erken dönem araştırmalar yürütmüştü. Fizyolojik sınırların bu kadar yakınına gelmiş olmamızın, özellikle Avustralya’nın kuzey bölgeleri ve tropiklerin büyük kısmı, ama özellikle Hindistan ve Orta Doğu gibi en sıcak ve en nemli yerlerde insanların yaşamaya ve gelişmeye devam edebilmesi için daha yüksek sıcaklıkları sınırlamanın hayati olduğunu vurguladı.

“Dünya nüfusunun büyük bir bölümü bu bölgelerde yaşıyor. Küresel ısınma biraz daha ilerlerse, yağış, kuraklık, fırtına ve deniz seviyesi değişimlerini yönetebilsek bile, aşırı sıcaklık ve nem nedeniyle gerçekten çok ciddi zararlar verecek.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu