İnternet Erişim Kısıtlamaları Ekonomik Riskler Taşıyor
Taner Çıtak, internet erişim kısıtlamalarının ekonomik etkilerini ve risklerini değerlendirdi.
MEHMET KAYA/ANKARA
Dijital Dönüşüm ve Siber Güvenlik Derneği (DDSGD) Başkanı Taner Çıtak, Türkiye’nin veri merkezleri alanında genç istihdamı açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi için özgürlük ve güvenlik dengesinin dikkatle sağlanması gerektiğinin altını çizdi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen internet erişim kısıtlamalarıyla ilgili değerlendirmelerini DDSGD aracılığıyla kamuoyuna duyuran Çıtak, bu tür kısıtlamaların yerli ve yabancı yatırımcılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ayrıca, bu durumun kontrol dışı alanlara yönelime sebep olabileceği uyarısında bulundu.
Çıtak, değerlendirmesinde kamu ve özel sektörün veri merkezleri ve siber güvenlik konularındaki farkındalığının arttığını, bu alanda milli çözümler geliştirilmesinin yanı sıra yabancı yatırımların da teşvik edilmesinin olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı. Ancak, TBMM’de kabul edilen düzenlemenin bu anlayışla örtüşmediğini belirtti.
Ekonomik Etkiler Göz Ardı Ediliyor
Taner Çıtak, düzenlemelerin ekonomik boyutunun sıklıkla göz ardı edildiğine dikkat çekerek, bu durumun Türkiye’yi küresel dijital ekonomiden izole etme riskini taşıdığını belirtti. Değerlendirmede, uluslararası dijital ekonomiye entegrasyonun, sermaye, veri ve hizmet akışlarının sürekliliği ile hukuki öngörülebilirliğe bağlı olduğu vurgulandı. Çıtak, güvenlik amaçlarının değil, bu amaçları gerçekleştirmek için kullanılan araçların dijital ekonominin işleyişi ile uyumsuzluğunun sorun yarattığını ifade etti.
Değerlendirmede, yerli ve yabancı yatırım kararlarından Avrupa Birliği’nin dijital tek pazarına uyumun bozulmasına kadar çeşitli risk alanları sıralandı. Küresel bulut sağlayıcılarının ve veri merkezi yatırımcılarının, lokasyon seçiminde düzenleyici öngörülebilirliği öncelikli kriter olarak değerlendirdiği belirtildi. Ayrıca, içerik veya alan adlarının hızlı bir şekilde erişime kapatılabilmesinin Türkiye’nin bölgesel veri merkezi olma hedefiyle çelişebileceği ifade edildi.
Yerli girişim ekosisteminin de risk altında olduğunu belirten Çıtak, idari yükümlülüklerin ve yaptırım riskinin yerli teknoloji girişimlerinin maliyetlerini artırabileceğini, bu durumun uluslararası pazarda rekabet gücünü zayıflatabileceğini dile getirdi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası’na uyumunun bozulmasının veri akışları ve dijital hizmet ihracatı açısından ek engeller yaratabileceği de vurgulandı.
Kontrol dışı mecralara yönelimin, kullanıcıları VPN’ler gibi denetimi zor kanallara yönlendirdiği ve bu durumun kamu düzenini koruma amacını zayıflatabileceği belirtildi. Ayrıca, uluslararası dijital özgürlük ve iş yapma kolaylığı endekslerindeki olası düşüşlerin, doğrudan yabancı yatırım kararlarını etkileyebileceği ifade edildi.
Gelecek İçin Öneriler
Taner Çıtak, düzenlemenin iyileştirilmesi gereken yönlerini ve politika önerilerini de sıraladı. Siber tehditlerin arttığı bir ortamda kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çıtak, bu güçlendirmenin hassas bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut düzenlemenin öngörülebilirliği zayıflattığını ve geniş idari takdir hakları tanıdığını ifade ederek, güvenlik ve ekonominin birlikte sağlanabilmesi için bazı iyileştirmeler önerdi.
Öneriler arasında, “gecikmesinde sakıncalı hal” kavramının somut suç kategorilerine bağlanması, yargısal güvencenin öncelikli hale getirilmesi, görev ayrışmasının sağlanması, şeffaflık mekanizmalarının kurulması ve düzenli ekonomik etki analizlerinin yapılması yer aldı.
Bilgi notunda, ABD ve Avrupa’daki uygulamaların da incelendiği ve bu düzenlemelerin Anayasal çerçevede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle, haberleşme özgürlüğü ile hakim kararı gerekliliğinin, idaredeki operasyonel güvenlik birimlerine verilmesinin risk taşıdığına dikkat çekildi. Ayrıca, “gecikmesi sakıncalı hal” kavramının belirsizlik yaratabileceği ve yargısal değerlendirmenin müdahaleden sonra yapılmasının hak arama özgürlüğünü zayıflatabileceği ifade edildi.




