Fon Piyasasında Yeni Nesil Dolandırıcılık Tehdidi: Manipülasyon Alarmı
Yüksek faiz ortamında fon piyasası, yeni nesil dolandırıcılık yöntemleriyle karşı karşıya. Uzmanlar uyarıyor: Manipülasyon tehlikesi artıyor.
Yüksek faiz oranlarının etkisiyle yatırımcıların güvenli limanı haline gelen fon piyasası, şimdi de organize dolandırıcılık tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, geleneksel manipülasyon yöntemlerinin yerini alan ve “kurumsal görünümlü” yeni dolandırıcılık modelinin piyasada ciddi tahribatlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Son dönemde sermaye piyasalarında yaşanan değişim, daha sofistike dolandırıcılık yöntemlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Sıkı para politikaları neticesinde yatırımcı sayısının 5,72 milyona ve portföy büyüklüğünün 9,33 trilyon liraya ulaştığı yatırım fonları, bu yeni nesil manipülasyonların merkez üssü haline geldi. Geçtiğimiz yıl içinde yüzde 82,6 oranında büyüyen bu devasa piyasa, finansal mühendislik yöntemleriyle organize suçların hedefi olduğu iddialarıyla gündemde.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, piyasalardaki bu hareketliliği doğrulayarak, “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz” ifadelerini kullandı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Gönül ise denetimlerin artırılacağını belirterek, “Fonları bu şekilde kullanırlarsa ceza vermekten çekinmeyiz” dedi. Gönül, portföy yönetim şirketlerinin sorumluluğunu hatırlatarak, “Gerekirse lisans iptali ve diğer tüm tedbirleri uygulayacağız” şeklinde konuştu. Ancak uzmanlar, bu sert açıklamalara rağmen henüz somut bir adım atılmadığını düşünüyor.
Sermaye Piyasası Uzmanı Kenan Gözlemci, dolandırıcılığın artık bireysel hisse senetlerinden ziyade yatırım fonları üzerinden, çok daha büyük meblağlarla gerçekleştirildiğini belirtiyor. Gözlemci, bu sistemin dört ana mekanizma üzerine kurulu olduğunu ifade ediyor: İlk olarak, TEFAS’ta işlem gören Serbest Fonlar aracılığıyla hisselerde yapay bir talep döngüsü oluşturuluyor. Bu süreçte, yeni yatırımcıların getirdiği kaynaklar, mevcut hisselerin fiyatlarını şişirmek için kullanılıyor. İkinci olarak, serbest fonların içerisine borsa fiyatı manipüle edilmiş Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) veya Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) dahil ediliyor. Üçüncü olarak, manipülatörler, ellerindeki değersizleşmiş hisseleri piyasada satmak yerine, kurdukları fonlar üzerinden habersiz yatırımcılara devrederek nakde dönüyor. Son olarak, şişirilmiş fiyatlar sayesinde bazı şirketler, gerçek dışı piyasa değerleri üzerinden kredi ve repo işlemlerinde avantaj sağlıyor.
Manipülasyonun en ağır sonuçlarından biri de Borsa İstanbul ve uluslararası MSCI endekslerinde görülüyor. Suni olarak değeri artırılan şirketlerin bu endekslere girmesi, Türkiye’nin köklü ve itibarlı şirketlerinin endeks dışı kalmasına yol açıyor. Bu durum, yabancı yatırımcıların güvenini zedelerken, yabancı payının yüzde 50’lerden yüzde 30’lara gerilemesinin temel sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.
Kenan Gözlemci, sürecin geçmişine değinerek, kırılmanın pandemi sonrası başladığını savunuyor. Gözlemci, “Bu tablo pandemi sonrası, eski Başkan Ali Fuat Taşkesenlioğlu döneminde hızla değişmeye başladı. Piyasaların nakde boğulması ve yatırımcı sayısının 8 milyona ulaşması, bazı kişilerin iştahını artırırken, şeffaf ve adil bir piyasanın sağlanmasından sorumlu SPK’nın olan bitene sessiz kalması dikkat çekici” ifadelerini kullanıyor. Gözlemci, geçmişte işlem yasağı alan manipülatörlerin bugün aracı kurum ve holding sahibi olduklarını iddia ederek, bu kişilerin, “İlan edilmemiş dokunulmazlık aldılar, SPK adeta kör oldu” şeklinde konuştu. Uzmanlar, mevcut durumun 2022 yılındaki bankacılık arbitraj krizinden çok daha büyük bir yıkım riski taşıdığı konusunda uyarıyor.




