Enes Akça: 2026’da Lojistikte Verimlilik ve Yapay Zeka Öne Çıkacak

Enes Akça, 2026’da lojistik sektöründe verimlilik ve yapay zekanın önemini vurguladı. Yeni yatırımlar ve stratejiler hakkında bilgi verdi.

Akca Lojistik, 2007 yılında başladığı yolculuğunun 20. yılına yaklaşırken, depolama, komple araç taşımacılığı ve mikro dağıtım alanlarında büyümeye devam ediyor. Genel Müdür Enes Akça, küresel belirsizlikler ve maliyet dalgalanmalarının etkisi altında 2026 yılı için planladıkları yeni depo, filo, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını, yapay zekanın karar alma süreçlerindeki rolünü, e-ticaret ve gıda lojistiğinin değişen gereksinimlerini, soğuk zincir kontrollerini ve sürdürülebilirlik uygulamalarını Yeşil Haber’e aktardı.

Lojistik sektörü, ekonomik durgunluk dönemlerinde akaryakıt, iş gücü ve tesis maliyetleri gibi unsurları yönetmekte zorlanıyor. Akça, bu koşullarda satış fiyatı ile maliyet arasındaki sıkışmayı hafifletmek için operasyonların daha ölçülebilir ve verimli hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Enes Akça: “Lojistik, tamamlayıcı bir sektördür. Genel ekonomik büyümeden ve hizmet verdiğimiz sektörlerdeki gelişmelerden bağımsız hareket edemeyiz. Türkiye ve dünya zor bir dönemden geçiyor; siyasi krizler, bölgesel çatışmalar ve küresel gerilimler makroekonomik dengeleri etkiliyor. Ekonomi daraldıkça lojistik faaliyetleri de azalıyor, bu da büyüme sürecini zorlaştırıyor.”

2026 yılı, bu gerilimlerin ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisi altında şekillenecek. Akaryakıt, en önemli maliyet girdilerinden biri olarak öne çıkıyor. Akça, fiyat artışlarının yanı sıra dalgalanmanın da öngörülebilirliği zorlaştırdığını ifade ediyor. “Düzenli bir artış olursa buna göre pozisyon alabilirsiniz; ancak fiyatın kısa süre içinde birkaç kez değişmesi, öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Dengemizi esas olarak bu dalgalanma bozuyor,” diyor.

Farklı sektörlere hizmet vermenin risk dağıtma avantajı sağladığını belirten Akça, tekstil, otomotiv, inşaat ve gıda gibi alanlarda faaliyet gösterdiklerini vurguluyor. 2026’da işletmeyi küçültmeden büyümeye ve yatırımlar yapmaya devam edeceklerini ifade eden Akça, pazar daralırken rekabetin arttığını ve maliyet yönetiminin kritik hale geldiğini belirtiyor.

Lojistik şirketlerinin maliyetlerinin büyük bir kısmı, kendi kontrollerinin dışında. Akaryakıt fiyatları, küresel petrol piyasası ve ülkelerin fiyatlama politikalarına bağlı olarak dalgalanıyor. Personel maliyetleri ise asgari ücretle belirleniyor. Kiralık depo ve tesislerin maliyetleri de düzenlemeler ve genel fiyat hareketlerinden etkileniyor. Bu üç ana girdiyi doğrudan kontrol edemediğinizde, pazarın daraldığı ve rekabetin arttığı bir ortamda sıkışıyorsunuz. Böyle bir durumda verimlilik, işi doğru yönetmenin temel şartı haline geliyor.

Enes Akça: “Faaliyetlerimizi üç ana başlıkta topluyoruz: depolama, komple araç taşımacılığı ve mikro dağıtım. Büyümeyi nicelik ve nitelik olarak, yani yatay ve dikey büyüme olarak ele alıyoruz.” Yatay büyüme kapsamında depo hacmini artırmak için çalışmalar yaptıklarını belirten Akça, yıl sonuna kadar hem kuru hem de soğuk alanı olan yeni bir depo eklemeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Ayrıca, hizmet verdikleri projeler doğrultusunda filo genişletme çalışmalarına da devam ettiklerini aktarıyor.

Mikro dağıtımın e-ticaret, mağaza dağıtımları, perakende ve günlük ticaret hizmetlerini kapsadığını belirten Akça, bu alanda da filoyu büyütmeye yönelik çabalarının sürdüğünü vurguluyor. Dikey büyüme açısından ise teknoloji, insan kaynağı ve güçlü mali yapı üzerine odaklandıklarını ifade ediyor. Büyük ölçekli operasyonları yönetebilmek için bu üç alana yatırım yapmanın zorunlu olduğunu belirten Akça, eğitim birimlerini güçlendirdiklerini ve kalite departmanının iş süreçlerini iyileştirmek için aktif çalıştığını aktarıyor.

Akca Lojistik, verimlilik hesaplamalarını sadece şehirler arası taşıma rotasıyla sınırlamıyor. Depo içindeki personelin attığı adımlar, ürünün rampaya ulaşma süresi, ekipmanın çalışma süreleri ve bir sipariş için gereken insan kaynağı da ölçümlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Akça, lojistiğin özünde verimlilik olduğunu belirterek, müşteri memnuniyeti ve rekabet gücü açısından verimliliğin merkezde yer aldığını vurguluyor.

Rota optimizasyonu ile en uygun güzergahı ve yakıt maliyetini hesapladıklarını belirten Akça, depo içindeki mikro rotaların da önemli olduğunu ifade ediyor. Sipariş toplayan personelin adım sayısını ve ürünün rampaya ne kadar sürede getirildiğini takip ettiklerini aktarıyor. Ayrıca, makine ve ekipman kullanımını da aynı anlayışla ölçtüklerini, elektrikli ekipmanın çalışma sürelerini izlediklerini belirtiyor.

Ortaya çıkan büyük verinin anlamlı bilgiye dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Akça, bunun için nitelikli insan kaynağına da ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor. Her proje öncesinde kaynak hesabı yaparak, siparişlerin toplanma sürelerini, gerekli operatör ve yönetici sayısını hesapladıklarını belirtiyor. Müşterinin geçmiş verileriyle karşılaştırma yaparak, güçlü bir kontrol mekanizması oluşturduklarını aktarıyor.

Enes Akça: “Kendi lojistiğini yöneten bir şirketin ilk dış kaynak lojistik tedarikçisi olduğumuz projelerimiz var. Müşteri bazen operasyonunda bir açmaza girdiğinde uzmanlığımıza başvuruyor. Bu projelerde operasyonu toparlamak ve uzman bir elin yarattığı farkın müşteri tarafından görülmesi büyük bir tatmin sağlıyor.” Akça, lojistiğin enerji ve yönetim odağı gerektiren bir alan olduğunu, patronların asıl işlerine odaklanması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle, lojistik operasyonunu uzman tedarikçilere devretmenin önemini vurguluyor.

Akça, sürdürülebilirliğin yalnızca operasyonun dışında yürütülen bir program değil, aynı zamanda günlük kararların bir toplamı olduğunu ifade ediyor. Yakıt, enerji, ekipman, kağıt, ambalaj ve zaman kullanımını azaltmanın önemine dikkat çekiyor. Büyük şirketlerin tedarikçi seçiminde sürdürülebilirlik yol haritasını sorgulamalarının bu yaklaşımı iş modelinin bir parçası haline getirdiğini belirtiyor.

Enes Akça: “Lojistik, verimliliği önceliklendiren bir sektördür. Bu nedenle her verimlilik ve dijitalleşme projesinin aynı zamanda bir sürdürülebilirlik projesi olduğuna inanıyoruz. Rota optimizasyonu ile daha az yakıt tüketmek, depoda daha az makine kullanarak sipariş hazırlamak, kağıt tüketimini ve bürokrasiyi azaltmak hem operasyonel verimlilik hem de çevresel katkı sağlıyor.” Sürdürülebilirliğin artık bir lüks değil, gereklilik olduğunu vurgulayan Akça, büyük şirketlerin sürdürülebilirlik yol haritalarını sorguladığını ve bu bilincin kurumlara yayıldığını belirtiyor.

Şirket içi eğitimlerde su ve elektrik tüketiminden ofis aydınlatmasına kadar pek çok konuyu ele aldıklarını ifade eden Akça, hasarlı paletleri tamir istasyonlarında yeniden kullanıma kazandırarak yılda 3 binden fazla ağacın kesilmesini önlediklerini aktarıyor. Tesislerinin bazıları yerleşim yerlerine yakın olduğundan, gürültü, trafik akışı ve yaya güvenliğinin de sürdürülebilirlik yaklaşımının içinde olduğunu belirtiyor. Ses yalıtımı ve görüntü kesici duvarlar kullanarak yerel yönetimlerle iş birliği yaptıklarını ifade ediyor.

Yeni depo yatırımlarında sensörlü aydınlatma ve enerji verimli soğutma sistemlerini tercih ettiklerini belirten Akça, bu sistemlerin elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 30’a varan tasarruf sağladığını aktarıyor. Sürdürülebilirliğin işin ruhuna ve çalışanların günlük davranışlarına yerleşmesi gerektiğini vurgulayan Akça, bu konunun artık işlerinin hücrelerine işlenmiş durumda olduğunu belirtiyor.

Yapay zekayı depo ve nakliye operasyonlarında nihai karar veren bir merkez olarak değil, raporları karşılaştıran ve kaynak planlamasını destekleyen bir danışman olarak tanımlayan Akça, robotik yatırımlarda operasyonun standart ve tekrarlanabilir olmasının önemine dikkat çekiyor. Lojistik sektöründe teknoloji kullanmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Akça, yapay zekanın insan kararlarını destekleyen bir yapı olarak kullanılması gerektiğine inanıyor.

Enes Akça: “Lojistik, dışarıdan bakıldığında geleneksel bir iş gibi görünebilir. Ancak teknoloji işimizin merkezindedir. Sistemlerimize her gün yüz binlerce kayıt giriliyor. Depolama, nakliye ve mikro dağıtım operasyonlarımızda binlerce cihaz sisteme bağlı. Telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve el terminalleri bu yapının bir parçasıdır.”

Yapay zekayı raporlama, kıyaslama ve mühendislik hesaplarında kullandıklarını belirten Akça, yapay zekanın dördüncü bir çalışma arkadaşı gibi görüldüğünü ifade ediyor. Ancak nihai kararın insan tarafından verildiğini vurguluyor. Robotik sistemlerin ne kadar standart ve tanımlı olduğu, otonom araçların kullanılıp kullanılmayacağını belirleyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Lojistik operasyonlarının dinamik olduğunu belirten Akça, müşteri taleplerinin değişmesi durumunda personel, ekipman ve maliyet yapısının da değişebileceğini ifade ediyor. Bu nedenle otonom sistemlerin belirli alanlarda gelişeceğini, ancak insan girdisinin ve inisiyatifinin öneminin devam edeceğini vurguluyor.

Gıda lojistiğinde soğuk zincirin korunmasının kritik olduğunu belirten Akça, sıcaklıkların izlenmesinin gıda güvenliği açısından hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Akca Lojistik’in daha önce kamuoyuyla paylaştığı tahmine göre, standart donanıma sahip olmayan araçlarla yapılan taşımalarda her yıl yaklaşık 500 bin ton gıda kayboluyor. Düzgün bir lojistik operasyonun soğuk zinciri koruyabileceğini belirten Akça, depoların soğutma sistemlerinin alanın tamamını eşit biçimde soğutması gerektiğini vurguluyor.

Bizim depolarımızda sıcaklık hem fiziksel kontrollerle hem de sistem altyapısıyla izleniyor. Tolerans dışına çıkıldığında uyarı veren sistemler kullanıyoruz. Araçlarımızdaki veri kaydediciler, seyir boyunca sıcaklığı takip ediyor. Ürün müşteriye ulaştığında araç ve ürün sıcaklığı yeniden ölçülüyor. Tolerans dışı bir durum varsa hemen kayıt altına alınıyor. Yükleme sırasında depo ile aracın sıcaklığının eşitlenmesi de önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

E-ticaret operasyonları, depolama, yazılım entegrasyonu, sipariş hazırlama, takip ve son kullanıcıya teslimatı bir zincir içinde birleştiriyor. Kampanya dönemlerinde hacmin kısa sürede artması, sürekli tutulması maliyetli olan ek kapasite ihtiyacını büyütüyor. Enes Akça: “E-ticaret, hem depolama hem de dağıtım tarafında işimizde önemli bir paya sahip. Müşterilerimiz mağazacılıktan çevrim içi platformlara geçtikçe ve orada büyüdükçe bizim operasyonumuz da büyüyor. E-ticaretin iki temel sacayağı olduğuna inanıyorum: teknoloji ve yazılım altyapısı ile lojistik.”

E-ticarette müşteri memnuniyetinin üç önemli unsuru olduğunu belirten Akça, hasarsız ve eksiksiz teslimat, takip ve izlenebilirlik, ürünü teslim eden personelin tutumunun kritik olduğunu ifade ediyor. Pazar yerleri ve kargo şirketleriyle entegrasyonlarının bulunduğunu belirten Akça, ürünlerin depoda okutulup paketlendiğinde siparişin hazırlandığı bilgisinin sisteme geçtiğini aktarıyor.

Bu alanda son tüketiciye doğrudan dokunduklarını ve B2C çalıştıklarını belirten Akça, e-ticaretin yüksek dönemsel dalgalanma taşıdığını vurguluyor. Kampanya dönemlerinde günlük iş hacminin normal seviyenin birkaç katına çıkabileceğini ifade eden Akça, şirketlerin bu zirve kapasiteyi sürekli kendi bünyelerinde tutmasının maliyetli olduğunu belirtiyor.

Depolama projeleri, raf, ekipman, tesis, bilgi sistemi ve personel yatırımı gerektirdiği için müşteriyle daha uzun süreli ve derin bir operasyonel ilişki kuruyor. Nakliye projelerinde ise tedarikçi değişimi ve operasyon devri daha kısa sürede gerçekleşebiliyor. Enes Akça: “Depolama ve nakliye Akca Lojistik’te daha ön planda. Mikro dağıtım ise bu iki alana göre daha küçük ama önemli üçüncü iş kolumuzdur.”

Depolama alanında karar verilirken yalnızca fiyat değil, yatırımın sürekliliği, operasyonun devredilebilirliği, personel iş birliği ve hizmet kalitesi de önem kazanıyor. Bu nedenle depolama, müşteri ile lojistik şirketi arasında daha derin bir operasyonel ortaklık oluşturuyor.

Şirket, 2027 yılında 20. yılına, depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda ölçeğini büyüterek, teknoloji, insan kaynağı ve mali yapısını güçlendirerek girmeyi planlıyor. Yabancı ortaklık ve uluslararası taşımacılık ise güncel projeleri arasında yer almıyor.

Enes Akça: “2027 bizim 20. yılımız. İki on yılı tamamlamış bir şirket olacağız. Yaptığımız işe ve lojistik sektörünün büyüme potansiyeline inanıyoruz. Türkiye’de sektör, genel ekonominin üzerinde büyüyor. Şirketlerin lojistik operasyonlarını üçüncü parti hizmet sağlayıcılara devretme eğilimi de güçleniyor.”

Firmaların ana işlerine odaklanmak istediğini belirten Akça, lojistiği dış kaynaktan yönetmenin sağladığı konforu ve verimliliği gören şirketlerin bundan kolay vazgeçmediğini ifade ediyor. Bu büyümeye hazırlıklarını teknoloji, insan kaynağı ve mali yapı gibi üç sacayağını güçlendirerek yapacaklarını belirtiyor.

Her sektörün lojistik ihtiyacının farklı olduğunu vurgulayan Akça, gıda şirketlerinin son kullanma tarihini, tekstil şirketlerinin renk ve bedenleri, ihracatçıların ise başka operasyonel kriterleri önceliklendirdiğini ifade ediyor. Günde yaklaşık 25 bin palet hareketinin yaşandığı, bunun altında koli ve adet bazında çok daha fazla işlemin bulunduğu bir yapıyı yalnızca insan hafızasıyla yönetmenin mümkün olmadığını belirtiyor.

Yatayda büyümeye devam etmek istediklerini ifade eden Akça, mevcut verimliliği ve hizmet kalitesini korumak için aynı ölçekte kalmanın yeterli olmayabileceğini belirtiyor. Daha öngörülebilir bir ekonomik ortamda ticaretin ve lojistik hareketliliğin yeniden hızlanacağına inandıklarını aktarıyor.

Enes Akça: “Türkiye’de belli büyüklüğe ulaşmış ve yabancı yatırımcısı olmayan lojistik şirketlerinden biriyiz. Dünya ölçeğinde bir şirketle birlikte hareket etmenin veya onun organizasyonunun parçası olmanın katkıları olabilir. Ancak bugün böyle bir projemiz yok.”

Kendi hedefleri doğrultusunda ilerlediklerini belirten Akça, şartlar oluşmadan kesin ifadeler kullanmanın doğru olmadığını ifade ediyor. Kurumların duygularla değil, rasyonaliteyle yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Akça, düzenlemelerin, karbon emisyonu kurallarının ve iş kanunundaki değişikliklerin iş yapış biçimlerini dönüştürdüğünü belirtiyor.

Enes Akça: “Lojistik çok geniş bir alan. Kara yolu, hava kargo, deniz yolu, gümrük ve sigorta gibi farklı uzmanlıklar gerektiriyor. Yurt dışı taşımacılık ve uluslararası lojistik ayrı bir uzmanlık alanıdır. Ancak yurt içindeki ana işimizde yapılacak çok şey olduğuna inanıyoruz. Mevcut işinizi yeterli olgunluk seviyesine ulaştırmadan başka alanlara yönelmek, üzerine bastığınız zemini zayıflatabilir.”

Akça, müşterilere söyledikleri ilkeyi kendilerine de uyguladıklarını belirterek, her şirketin en iyi yaptığı ana işe odaklanması gerektiğini ifade ediyor. Depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda derinleşmeyi ve bu alanlardaki teknoloji, insan kaynağı ve operasyon kapasitesini güçlendirmeyi önceliklendirdiklerini aktarıyor.

Enes Akça: “Ticaret Bakanlığının Nisan 2024’te açıkladığı verilere göre Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık sektörü, 100 milyar dolarlık pazar büyüklüğüyle küresel lojistik pazarından yüzde 2,5 pay alıyor ve dünyada 11. sırada bulunuyor. Bu, genel ekonominin önünde gelişen ve Türkiye’nin büyümesine katkı sağlayan stratejik bir sektör olduğumuzu gösteriyor.”

Sektörün zaten büyüdüğünü belirten Akça, lojistik hizmet sağlayıcılarının rolünün de genişlediğini ifade ediyor. Şirketlerin kendi ana işlerine odaklanmak istedikleri için depolama, nakliye ve dağıtım operasyonlarını üçüncü parti lojistik şirketlerine devretmeye daha açık hale geldiğini vurguluyor. Bu nedenle hizmet sağlayıcıların sektör içindeki payının büyümeye devam edeceğini düşünüyor.

Son dönemde bölgesel çatışmaların ve küresel gerilimlerin etkisinin süreceğini belirten Akça, yakıt fiyatlarının hızlı hareket ettiğinde lojistik kararlarının da yavaşlayabileceğini ifade ediyor. Daha öngörülebilir bir ortam oluştuğunda ticaretin ve lojistik hareketliliğin hızlanacağına inandıklarını aktarıyor. 2027’nin daha hareketli geçme ihtimaline karşı hazırlıklarını buna göre yapıyorlar.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu