Türk Fındığının Küresel Pazar Payı Tehlikede
Türk fındığının küresel pazardaki durumu ve karşılaştığı zorluklar ele alındı.
EKONOMİ/İSTANBUL
Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Giresun’da yapılan olağan genel kurulda Hasan Osman Sabır’ı yeniden başkan olarak seçti. Tek listeyle gerçekleştirilen seçimde, önceki başkan İlyas Edip Sevinç’in yer almadığı belirtilirken, yeni yönetim kurulunda Hüseyin Durak, Bülent Yavuz, Dursun Oğuz Gürsoy, Cem Şenocak, Mustafa Poyraz, Sinan Atik, Halil Ak, Cihangir Yavuz, Selim Yılmaz ve Metin Sağlam gibi isimler yer aldı.
Genel kurulda, 2025 yılı fındık ihracat verilerindeki düşüş ve sektörün geleceğine dair yapısal sorunlar masaya yatırıldı. Başkan Sabır, 2025-2026 ihracat sezonunun ilk dört ayında yaşanan miktar bazındaki düşüşün 1980’li yıllara kadar gerilemesini ‘alarm verici’ bir durum olarak değerlendirdi. Bu durum, Türk fındığının küresel pazar payının ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Sabır, sektördeki arz belirsizliği, artan maliyetler ve ihracattaki gerilemenin üçlü bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin fındık ve mamulleri ihracatının, bir önceki yıla göre miktar bazında 84 bin 540 ton (%26,15) ve değer bazında 380,5 milyon dolar (%14,44) azalarak 238 bin 704 ton seviyesine düştüğünü kaydetti. Özellikle 2025-2026 sezonunun ilk dört ayında ihracatın miktar bazında %50’den fazla azaldığını vurguladı.
Fındığın dünya genelinde en pahalı ürünlerden biri haline geldiğini belirten Sabır, fiyat odaklı yaklaşımın tüketimi olumsuz etkilediğini dile getirdi. Bu durumun uzun vadede Türkiye’nin liderliğini tehdit ettiğini belirten Sabır, “Bu anlayışla devam edersek küresel liderliğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dedi.
Mevcut politikaların sürdürülebilirliği sağlamadığını vurgulayan Sabır, 2026 yılı için sektörü bütüncül bir şekilde ele alacak acil ve yeni politikalara ihtiyaç olduğunu ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin 2 milyar 255 milyon dolardan fazla gelir elde ettiğini ancak miktar bazındaki sert düşüş ve yüksek fiyat politikasının dünya pazarındaki hakimiyeti tehdit ettiğini belirtti.
2025 yılının Türk fındığı için küresel ölçekte yoğun bir tanıtım yılı olduğunu vurgulayan Sabır, ihracatın sürdürülebilirliği için aktif bir diplomasi yürüttüklerini belirtti. “2025 yılında Türk fındığı için dünyayı karış karış gezdik. Beş önemli uluslararası organizasyonda yer alarak mevcut pazarlarımızı koruduk ve yeni fırsatlar yarattık” dedi. Bu etkinlikler arasında Brezilya’daki APAS 2025, Pakistan’daki Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Irak’taki Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Dubai’deki Gulfood Manufacturing ve Paris’teki Food Ingredients Europe yer aldı. Sabır, bu fuarlarda sadece tanıtım yapmakla kalmadıklarını, aynı zamanda doğrudan ticari bağlantılar kurduklarını ve fındığın çikolata ve gıda sanayisindeki stratejik konumunu güçlendirdiklerini ifade etti.
Mustafa Poyraz, sektörün mevcut sorunlarını ve bölge ekonomisi açısından önemini vurgulayarak birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Poyraz, “Fındıkta 2025 yılı tüm sektör için zorlu bir yıl oldu. Zirai don nedeniyle rekolteyle ilgili yanıltıcı açıklamalar yapıldı. Bugün fındığın yok denildiği sezonda önemli bir rekolte seneye devredilmektedir” dedi. Poyraz, Doğu Karadeniz bölgesi üreticilerinin maliyetlerin yüksekliği nedeniyle bahçeye girmekte zorlandığını ve devletin bu üreticileri koruyacak tedbirler alması gerektiğini belirtti.
Ulusal Fındık Konseyi Başkanı ve Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Cem Şenocak, fındık sektöründeki yapısal sorunlara dikkat çekerek, Ordu, Giresun ve Trabzon gibi illerde üretimin büyük ölçüde eğimli arazilerde yapılmasının maliyetleri artırdığını ve küresel rekabet gücünü zayıflattığını vurguladı. Şenocak, gerekli önlemler alınmazsa Doğu Karadenizli üreticilerin üretimden kopma noktasına geleceğini ifade etti. Çözümün, alan bazlı desteğin revize edilerek, eğimli arazilerde üretim yapan çiftçilerin daha fazla desteklenmesinden geçtiğini belirtti.
Şenocak, fındık üretimini küresel ve yerel ölçekte üç gruba ayırarak, eğimli arazilerde, düz arazilerde ve Türkiye’nin uluslararası rakipleri olan ülkelerde üretim yapanları değerlendirdi. Düz arazideki üreticilerin yıllık 500 bin ile 1 milyon TL arasında gelir elde ettiğini, küresel rakiplerin ise (Şili gibi) üretici başına 3 ila 5 milyon dolar gelir sağladığını, eğimli arazide üretim yapanların ise yalnızca 30-40 bin TL gelirle ayakta kalmaya çalıştığını kaydetti.
Şenocak, 2009 yılında başlatılan alan bazlı destek sisteminin günümüz koşullarına göre yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, eğimi %6’nın üzerinde olan araziler için dönüm başına 100 dolar destek verilmesi ve eğim arttıkça bu miktarın kademeli olarak yükseltilmesi gerektiğini önerdi. Ayrıca, lisanslı depoculuk, ürün borsası ve modern işbirliği modellerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Kısa, orta ve uzun vadeli rekabetçi politikalarla üreticilerin yeniden bahçeye dönmesi gerektiğini ifade etti.




