Avrupa’nın Büyük Şirketleri Teknoloji Bağımlılığına Dikkat Çekti

Avrupa’nın büyük şirketleri, teknoloji bağımlılığını azaltma planlarına karşı uyarılarda bulundu ve olası risklere dikkat çekti.

Avrupa’daki büyük işletmeler, ABD merkezli teknoloji şirketlerine olan bağımlılığı azaltma girişimlerine yönelik Brüksel’in planlarını eleştirdi. İş dünyası temsilcileri, atılacak hızlı ve korumacı adımların şirket kârları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ve Avrupa’nın küresel rekabet gücünü zayıflatabileceğini vurguladı.

Brüksel’in yeni teknoloji stratejisi, Avrupa’nın büyük şirketleri arasında beklenen etkiyi yaratmadı. Ekonomi basınında yer alan değerlendirmelere göre, bankacılık ve imalat sektörleri dahil birçok firma, Amerikan teknolojisine olan bağımlılığın kısa vadede sona erdirilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Avrupa’daki şirketlerin dijital altyapılarının büyük bir kısmı, uzun yıllardır ABD merkezli teknoloji firmalarının platformları üzerinde inşa edilmiş durumda.

Alman sanayi grubu Thyssenkrupp’un tedarik zinciri biriminin CEO’su Ilse Henne, “Bugün tüm bilişim teknolojisi çözümlerimizi Avrupa merkezli alternatiflerle değiştirebilecek durumda değiliz” diyerek, ABD teknolojisinden uzaklaşmanın ciddi yatırımlar ve siyasi destek gerektireceğini ifade etti.

Avrupalı teknoloji ve altyapı firmalarının yöneticileri de benzer endişeleri dile getirdi. ASML, Ericsson ve Capgemini gibi şirketlerin üst düzey yöneticileri, korumacı yaklaşımların maliyetleri artırabileceği ve yatırımları yavaşlatabileceği konusunda uyardı.

Teknoloji ve iş dünyası arasındaki tartışmalar, Avrupa’da “dijital bağımsızlık” kavramının önem kazandığı bir dönemde yaşanıyor. Avrupa Komisyonu’nun önümüzdeki ay, Avrupa’nın teknoloji alanındaki bağımsızlığını artırmayı amaçlayan bir “teknolojik bağımsızlık paketi” açıklaması bekleniyor.

Ancak bazı şirketler, politikacıların bu geçiş sürecinin karmaşıklığını ve maliyetlerini hafife aldığını savunuyor. Alman bankası Commerzbank, Microsoft ve Google gibi firmaların sunduğu teknolojilerin kapsamı ve kalitesinin Avrupa’da henüz sınırlı alternatifleri bulunduğunu belirtti. Banka, ABD’li teknoloji sağlayıcılarını kullanmanın avantajlarının potansiyel risklerden daha ağır bastığını ifade etti.

Avrupalı şirketler, ABD teknolojisinden hızlı bir şekilde uzaklaşmanın, çalışanların yeniden eğitilmesi, yazılımların yeniden yazılması, bazı sözleşmelerin yeniden müzakere edilmesi ve olası operasyonel kesintilerin kabul edilmesi gibi maliyetli süreçler doğuracağını da vurguladı.

Öte yandan, bazı Avrupalı kurumlar, ABD teknoloji sağlayıcılarına olan aşırı bağımlılığın getirdiği risklere dikkat çekiyor. Deutsche Bank, Avrupa finans sektörünün giderek daha fazla ABD’deki veri merkezlerine bağımlı hale gelmesinin sistemik riskleri artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Dijital bağımsızlık tartışmaları, Avrupa’nın bazı kesimlerinde artan endişelerle birlikte gündeme geliyor. Bu endişelerin temelinde, Trump yönetiminin yaptırımlar, ihracat kontrolleri veya diğer yasal araçlarla ABD’li teknoloji şirketlerini Avrupa’daki müşterilerine hizmet vermekten alıkoyabileceği senaryosu yatıyor.

Pek çok yönetici bu ihtimali düşük görse de, konu şirketlerin yönetim kurulu toplantılarında ve hükümetlerle yapılan görüşmelerde sıkça gündeme gelmeye devam ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu