Savaş ve Enerji Fiyatları Tekstil Sektörünü Zorluyor

Savaş ve artan enerji maliyetleri, tekstil sektöründe hammadde ve üretim baskısını artırıyor.

İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmalar, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki artış, tekstil sektöründe hem hammadde hem de üretim alanında ciddi baskılar oluşturuyor. Sektör temsilcileri, petrol ve navlun kaynaklı maliyet artışlarının polyesterden pamuğa, boyahane ve konfeksiyon süreçlerine kadar tüm üretim zincirini etkilediğini ifade ediyor. Ancak, üreticilerin bu maliyet artışlarını satış fiyatlarına yansıtmakta güçlük çektiği belirtiliyor.

Yağmur Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kaya, savaşın başlangıcından itibaren ülkelerin hammadde güvenliğine odaklandığını vurguladı. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların polyester ve türev ürün fiyatlarını doğrudan etkilediğini belirten Kaya, petrolün 60 dolardan 100 dolar seviyelerine yükseldiğini kaydetti. Türkiye’de polyester hammaddesinin fiyatının 1,68 dolara kadar çıktığını söyleyen Kaya, bu durumun sektör üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Kaya, tekstilde en çok kullanılan hammaddelerin pamuk, polyester ve viskon olduğunu belirterek, petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca sentetik ürünleri değil, tarımsal üretim maliyetleri üzerinden pamuğu da etkilediğini dile getirdi. Pamuk doğal bir tarım ürünü olduğundan, petrol fiyatlarındaki her artışın üretim maliyetlerini artırarak pamuk fiyatlarını da yükselttiğini belirten Kaya, dünya genelinde pamuk fiyatlarının son dönemde yaklaşık yüzde 20 arttığını vurguladı. Tekstil sanayisinde talep daralması nedeniyle ciddi stok birikiminin yaşandığını ve iplik fiyatlarının zararına satışlarla sürdürüldüğünü ifade etti. Kapasite kullanım oranlarının yüzde 40’lara kadar gerilediğini hatırlatan Kaya, bazı fabrikaların üretimi durdurduğunu, bazılarının ise kapasitesini önemli ölçüde azalttığını aktardı.

Kaya, son iki yıldır talep daralması nedeniyle zararına satış yapan iplik sanayisinin stoklarını son aylarda eritmeye başladığını belirtti. Kapasite kullanım oranlarının düştüğü bu dönemde, stokların azalmasıyla arz-talep dengesinin yeniden kurulmaya başladığını ifade eden Kaya, ancak savaşın yarattığı belirsizlik, sigorta ve navlun maliyetlerinin ithalatı daha pahalı hale getirdiğini söyledi. Yerli hammaddenin korunmasının kritik önem taşıdığını savunan Kaya, Türk pamuğunun yurt dışına gidip başka ülkelerde işlenerek yeniden pazara sunulmasının önemli bir risk olduğunu vurguladı. Savaş ve belirsizlik dönemlerinde Türkiye’nin elindeki hammaddenin katma değerli üretimde kullanılması gerektiğini ifade eden Kaya, bu konuda sanayinin ihtiyaçlarını önceleyen bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Enerji maliyetlerindeki artışın da sektörü olumsuz etkilediğini belirten Kaya, son yıllarda kar marjlarının daralması ve birçok işletmenin zararına çalışması nedeniyle en küçük maliyet artışının dahi satış fiyatlarına yansıdığını ifade etti. Talep tarafında ise Mart, Nisan ve Mayıs aylarının sektörün en hareketli dönemi olduğunu belirten Kaya, Avrupa’dan gelen siparişlerin sürdüğünü ancak kapanma ve daralan kapasiteler nedeniyle mevcut üretimin talebi karşılamakta zorlandığını dile getirdi.

Biray Kumaş Yönetim Kurulu Başkanı Gökmen Aydınlı, tekstil sektöründe enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerinin hızla yükseldiğini, buna karşın firmaların bu artışları müşterilere yansıtmakta zorluk yaşadığını ifade etti. Aydınlı, mevcut koşullarda sektörün çoklu bir sıkışma içinde olduğunu belirterek, emek yoğun alanlarda destek verilmemesi halinde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını dile getirdi. Hammadde tedarikinin ağırlıklı olarak yurt içinden yapıldığını, ithalatın ise sınırlı kaldığını belirten Aydınlı, ancak ithal girdilerde navlun bedellerindeki artış ve teslim sürelerindeki uzamanın maliyet baskısını artırdığını ifade etti. Enerji zamlarının da durumu ağırlaştırdığını vurgulayan Aydınlı, doğalgaz ve elektrikteki artışların üretici üzerindeki yükü daha da artırdığını söyledi.

Aydınlı, özellikle boyahane ve konfeksiyon gibi emek yoğun alanlarda durumun daha da zorlaştığını belirtti. Boyahanelerde enerji payının yapılan zamlarla birlikte yüzde 20’den yüzde 24’e çıktığını, işçilik maliyetinin ise yemek ve servis dahil yüzde 43-44 seviyelerine ulaştığını ifade etti. Aydınlı, ham maddenin payıyla birlikte bakıldığında üretim maliyetinin büyük kısmının bu kalemlerden oluştuğunu belirtti. Bu yapı içinde işletmelerin ya fiyat artırmak ya da kaliteyi düşürmek zorunda kaldığını söyleyen Aydınlı, her iki seçeneğin de sektörü daha kırılgan hale getirdiğini vurguladı. Ayrıca, sektördeki bir diğer sorun da finansman baskısıdır. Aydınlı, kredi koşullarının sıkılaşmasının özellikle büyük ölçekli ve yüksek personel sayısıyla çalışan firmalar için riski artırdığını, birçok işletmenin mevcut sipariş düzeyiyle personel ve sabit giderlerini karşılamakta zorlandığını bildirdi.

Aydınlı, tekstil sektöründe uzun süredir dile getirilen “katma değerli üretim” anlayışının artık slogandan öteye geçmesi gerektiğini savunarak, Türkiye’nin yıllar boyunca daha ucuz ve daha fazla üretim anlayışına yönlendirildiğini ifade etti. Bu yaklaşımın sektörü kalite, markalaşma ve yüksek segment üretimden uzaklaştırdığını belirten Aydınlı, günümüzde daha yüksek kalite taleplerine sektörün cevap verip veremeyeceği konusunda ciddi endişeler taşıdığını dile getirdi. Türkiye’de iplikten boyahaneye, örmeden dokumaya kadar birçok alanda üretim yapısının belirli müşteri gruplarının kalite standardına göre şekillendiğini belirten Aydınlı, daha üst kalite segmentine geçiş için yeterli altyapının oluşmadığını kaydetti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu