Giresun’da Maden Tehditi: Fındık Üretimi Krizle Karşı Karşıya

Giresun’da maden ruhsatları fındık üretimini tehdit ediyor. Çiftçiler ve çevreciler, bölgedeki ekosistemin korunması için mücadele ediyor.

Türkiye’nin fındık üretiminde önemli bir yere sahip olan Giresun, maden ruhsatları nedeniyle büyük bir çevresel tehdit altındadır. Şehrin %85’inin 4. grup maden ruhsatlarına sahip olması ve MAPEG tarafından ihale edilen sekiz ayrı maden sahası, yerel halkı endişeye sevk ediyor. Bulancak Piraziz Çevre Derneği, bu durumu “Acil Çağrı” başlığıyla kamuoyuna duyurdu.

İhaleye çıkarılan alanlar arasında verimli tarım arazileri ve Türkiye’nin en kaliteli doğal mineralli sularından birine sahip olan İnişdibi köyü de bulunmaktadır. Açıklamada, maden sahalarının su kaynaklarının başlangıç noktalarında yer aldığı ve olası bir zehirli sızıntının çevreye verebileceği zararlar konusunda uyarılar yapıldı.

Bölgedeki maden faaliyetlerinin sadece fındık bahçelerini değil, aynı zamanda meraların da tehdit altında olduğunu belirten dernek, bu durumun kırsal ekonomiyi çökertme riski taşıdığını vurguladı. Fatsa’daki altın madeni ve Doğankent’teki Alagöz Holding’in projeleri, yaşanabilecek çevresel tahribatın örnekleri olarak gösteriliyor.

Giresun’un ekonomisi, fındık üretimi ile şekilleniyor ve bu üretim, tarım arazilerinin %64’ünü kapsıyor. Yaklaşık 100 bin çiftçi ailesinin geçimini sağladığı bu sektörde, maden projeleri kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli sürdürülebilirliği tehdit ediyor. 2025 yılında 1 milyar 3 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaşan Giresun için bu durum son derece kritik.

Yöre halkının mücadelesi sonucunda, Görele ve Tirebolu’da planlanan Alagöz Madencilik ile Bulancak’taki Akan Madencilik projeleri için yürütmeyi durdurma kararı alındığı kamuoyuna duyuruldu. TEMA Vakfı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Kaybedecek bir karış toprağımız yok” ifadesini kullanarak, Giresun’un eşsiz doğasının korunması gerektiğine dikkat çekti.

Vakfın açıklamasında, maden ruhsatlarının artmasıyla birlikte toprak, hava, su ve biyolojik çeşitliliğin tehdit altında olduğu belirtilerek, doğanın korunması için toplumsal bir sorumluluk çağrısı yapıldı. “Başta Tirebolu halkı olmak üzere, toprağı, suyu, ağacı ve yaşamı savunan tüm yurttaşlarımızın yanındayız” denildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu