RePlast Eurasia’da Tekstil Geri Dönüşümünün Geleceği Tartışıldı
RePlast Eurasia’da düzenlenen konferansta tekstil geri dönüşümünün mevcut durumu ve geleceği ele alındı.
Türkiye’nin plastik geri dönüşüm teknolojileri alanındaki öncü fuarı RePlast Eurasia, 3. Plastik Geri Dönüşüm Konferansı’na ev sahipliği yaparak sektördeki önemli konuları gündeme getirdi. Konferansın Tekstil Geri Dönüşümü Paneli, mevcut durumu ve geleceğe dair fırsatları değerlendirerek dikkat çekti. Panelde yapılan konuşmalar, tekstil geri dönüşümündeki gelişmeleri ve sektörün karşılaştığı zorlukları ortaya koydu.
Panelin açılışında konuşan PAGÇEV Başkanı Yavuz Eroğlu, küresel ekonomideki değişimlerin geri dönüşüm sektörünü etkilediğini vurguladı. Türkiye’nin güçlü tekstil üretim kapasitesi ve gelişmiş plastik geri dönüşüm altyapısının önemli bir avantaj sağladığını belirten Eroğlu, bu iki alanın birlikte değerlendirilmesinin stratejik fırsatlar yaratacağını ifade etti.
Paneldeki diğer konuşmacılardan Zafer Kaplan, dünya genelinde yaklaşık 500 milyon ton kullanılmayan kıyafet bulunduğunu belirterek, bu kaynağın ekonomiye kazandırılmasının önemine dikkat çekti. İbrahim Söylemez ise Türkiye’de her yıl yaklaşık 1,1 milyon ton tekstil atığı oluşmasına rağmen yalnızca 50 bin tonunun toplanabildiğini vurgulayarak, bu alandaki yetersizliklere işaret etti.
Konferansın diğer oturumlarında plastik geri dönüşümündeki küresel gelişmeler, yenilikçi teknolojiler ve döngüsel ekonomiyi destekleyen uygulamalar tartışıldı. Etkinliğin ikinci gününde düzenlenen Tekstil Geri Dönüşümü Paneli, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan yetkililerin de katılımıyla sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi.
PANELDE YAPILAN AÇILIŞ KONUŞMALARI PAGÇEV Kurumsal İletişim Direktörü Cesur Çaça, RePlast Eurasia Danışma Kurulu Başkanı Bernard Merkz ve Yavuz Eroğlu tarafından gerçekleştirildi. Eroğlu, lineer ekonomi modelinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, üretim ve tüketim alışkanlıklarının köklü bir değişim sürecine girdiğini ifade etti. Kaynakların sınırlı olduğu gerçeğinin geri dönüşüm sistemlerini zorunlu hale getirdiğini vurgulayan Eroğlu, döngüsel ekonominin tüm sektörler için temel bir yaklaşım haline geldiğini belirtti.
“AŞAĞI DÖNÜŞÜM DEĞİL, KAPALI ÇEVRİM GERİ DÖNÜŞÜM”
Eroğlu, mevcut geri dönüşüm uygulamalarının çoğunun “aşağı dönüşüm” olarak adlandırılan, ürün kalitesinin düştüğü bir modele dayandığını belirtti. Yeni dönemde hedefin, geri dönüştürülen ürünlerin ilk kalitesine eşdeğer şekilde yeniden üretilebilmesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, bu yaklaşımın “kapalı çevrim geri dönüşüm” olarak adlandırıldığını ifade etti.
Avrupa ve dünya genelinde bu modelin hızla yayıldığını belirten Eroğlu, özellikle tekstil ve plastik sektörlerinde bu dönüşümün kaçınılmaz olduğunu kaydetti. “Geri dönüşümde artık yeni bir aşamaya geçiyoruz. Bugün hâlâ yaygın olarak uygulanan aşağı dönüşüm modeli yerine, ürünleri ilk haline eşdeğer şekilde yeniden üretmeyi hedefleyen kapalı çevrim geri dönüşüm sistemleri öne çıkıyor” dedi.
TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK FIRSAT
Türkiye’nin güçlü tekstil üretim altyapısına ve gelişmiş plastik geri dönüşüm sanayisine sahip olduğunu belirten Eroğlu, bu iki alanın birleşiminin önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. Tekstil ürünlerinin büyük bir kısmının plastik bazlı ham maddelerden oluştuğunu hatırlatan Eroğlu, tekstilden tekstile geri dönüşümün ancak güçlü bir plastik geri dönüşüm altyapısıyla mümkün olabileceğini vurguladı.
Türkiye’nin mevcut üretim gücü ve sanayi altyapısıyla tekstil geri dönüşümünde önemli bir merkez haline gelebileceğini belirten Eroğlu, “Eğer mevzuatımızı ve altyapımızı bu dönüşüme uygun şekilde geliştirirsek, tekstil geri dönüşümünde bölgesel değil küresel bir merkez haline gelebiliriz. Bu alan, yeşil dönüşümün tam merkezinde yer alıyor ve hızlı büyüme potansiyeli taşıyor” dedi.
GARDIROPLARDA YAKLAŞIK 500 MİLYON TON ATIL KIYAFET VAR
Eroğlu’nun konuşmasının ardından, PAGÇEV Kurumsal İletişim Direktörü Cesur Çaça’nın moderatörlüğünde devam eden panelde, Gama Recycle Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kaplan, tekstil geri dönüşümündeki en kritik ayrımın “geri dönüşüm” ile “geri kazanım (rejenerasyon)” arasındaki fark olduğunu vurguladı. Geri dönüşümün bir döngü sistemi içinde atığın yeniden ekonomiye kazandırılması anlamına geldiğini belirten Kaplan, mevcut sistemde ağırlıklı olarak endüstriyel atıkların dönüştürüldüğünü ifade etti. Her yıl dünyada yaklaşık 110 milyon ton tekstil üretildiğini, ancak bunun çok küçük bir kısmının gerçekten tekstilden tekstile geri dönüştürülebildiğini belirten Kaplan, tüketim alışkanlıklarının sorunu büyüttüğünü söyledi.
Kaplan, tekstil ürünlerinin karışık yapısı nedeniyle geri dönüşümün zor olduğunu belirterek, geliştirdikleri kimyasal geri dönüşüm teknolojisiyle tekstili tekrar ham maddesine ayırabildiklerini ve bunun özellikle karışık tekstiller için önemli bir çözüm sunduğunu vurguladı.
SADECE 50 BİN TON ATIK TOPLANABİLİYOR
Meltem Kimya Teknik Müdürü İbrahim Söylemez, tekstil atıklarının aslında “atık” değil, değerli bir ham madde olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Meltem Kimya’nın uzun yıllardır polyester atıkları kimyasal yöntemlerle ekonomiye geri kazandırdığını aktaran Söylemez, en büyük sorunun karışık tekstil yapıları ve regülasyon eksikliği olduğunu vurguladı. Türkiye’de yılda yaklaşık 1,1 milyon ton tekstil atığı oluşmasına rağmen yalnızca 50 bin tonunun toplanabildiğini belirterek, sistematik bir toplama altyapısına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Söylemez, sektörde yalnızca “geri dönüştürülmüş ürün” değil, “geri dönüştürülebilir ürün” tasarımının da teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
GERİ DÖNÜŞÜM ARTTI AMA İSTENEN SEVİYEDEN UZAK
Aksa Carbon Sürdürülebilirlik Müdürü Serdar Asmaoğlu, karbon elyaf ve kompozit malzemelerin havacılık, otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerinde sağladığı avantajlara dikkat çekti. Ancak bu malzemelerin kullanımının artmasıyla birlikte kompozit atıkların hızla büyümesi sorunun ortaya çıktığını aktaran Asmaoğlu, 2030 yılına gelindiğinde geri dönüşüm bekleyen karbon elyaf miktarının, üretimin yaklaşık yüzde 30’una ulaşacağını belirtti. Bu nedenle kompozit geri dönüşümünün artık bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Asmaoğlu, Aksa Carbon olarak atıkları yakmak veya gömmek yerine, bunları yeni bir iş koluna dönüştürmeye çalıştıklarını, yani geri dönüşümü ekonomik olarak sürdürülebilir bir modele oturtmayı hedeflediklerini ifade etti.
Gülle Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle de tekstil sektöründe geri dönüşüm çalışmalarının arttığını ancak mevcut seviyenin gerçek çözümden hâlâ uzak olduğunu belirtti. Kullanılan geri dönüştürülmüş ham madde oranlarının düşük olduğunu ve bunun hem arz hem de sistem eksikliğinden kaynaklandığını ifade eden Gülle, özellikle tekstil üretiminde su tüketimi ve boyama süreçlerinin ciddi çevresel etkiler yarattığını vurguladı. Bu dönüşümün yalnızca bireysel firmalarla değil, devlet politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Çözümün yalnızca üretimde değil, tüketici tercihinde de yattığını belirten Gülle, daha sürdürülebilir ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade ederek, hem markaların hem de tüketicilerin bu dönüşümde sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının önemine değinen Gülle, döngüsel ekonominin uzun vadeli bir kültürel dönüşüm gerektirdiğini dile getirdi.



