Zorbalığın Son Dönemleri ve Küresel Etkileri
Zorbalığın yükselişi ve düşüşü, uluslararası ilişkilerdeki değişimleri nasıl etkiliyor?
Zorbalık, iktidarların sarsılmasıyla birlikte global ölçekte de etkilerini kaybediyor. ABD Başkan Yardımcısı Vance, bu durumu desteklemek amacıyla Macaristan’a giderek Orban için kampanya yürüttü.
Uluslararası arenada zorbalık karşıtı seslerin artması, bu durumu destekleyen ülkelerin azalmasıyla da bağlantılı. İtalya Başbakanı Meloni, bu duruma örnek olarak, İsrail ile İtalya arasındaki savunma anlaşmalarının otomatik yenilenme sürecini askıya aldığını açıkladı.
Uluslararası ilişkiler tarihi, aynı zamanda değişen trendlerin de tarihidir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan liberal düzenin, ABD tarafından yıkılma çabaları sürerken, birçok ülke de agresif yönetim anlayışına yönelmeye başladı. Bu durum, hem yurttaşlara karşı hem de komşu ülkelere yönelik saldırganlık olarak kendini gösterdi.
Macaristan’daki Agresif Yönetim Dönemi
Viktor Orban’ın 16 yıl süren başbakanlığı, bu agresif yönetim anlayışının en belirgin örneklerinden biriydi. Orban, ülkeyi “bizden” ve “bizden olmayanlar” şeklinde ikiye ayırarak, kendi destekçilerini kayırırken, muhalifleri ekonomik ve sosyal olarak dışladı.
Orban’ın ilk hedefi bağımsız medya oldu; vergi memurları ve medya sahipleri zorbalıkla ya piyasadan çekilmeye zorlandı ya da kendilerine çeki düzen vermeleri sağlandı.
Ardından muhalefet partilerine yöneldi; küçük partilerle işbirliği yaparak bunları kendi partisi içinde eritmeye çalıştı. Yutamadığı muhalif partileri ise seçim yasasında yaptığı değişikliklerle etkisiz hale getirdi.
Üniversitelerden gelen eleştirileri engellemek için bütçe kısıtlamaları uyguladı; destekçi üniversiteler devlet yardımlarıyla güçlendirilirken, diğerlerinin sesi kısıldı.
Destekçilerini ödüllendiren Orban, “ulusal girişimciler yaratma” vaadiyle ihaleleri kendi yakınlarına dağıttı. Aile içi meseleler ve kadınların bedenleri üzerindeki hakları da muğlak değerler üzerinden kontrol altına alınmaya çalışıldı.
İsrail’in Ortadoğu’daki Zorbalığı
Macaristan’daki durum, Orban’ın kendi halkına yönelik zorbalıklarını sürdürürken, İsrail’de Netanyahu yönetiminin Ortadoğu’da yıllarca süren zorbalık uygulamalarıyla paralellik gösterdi. Gazze’deki Filistinlilere yönelik operasyonlar, bu zorbalığın en çarpıcı örnekleri arasında yer aldı. Şimdi ise Batı Şeria’ya yönelik benzer bir yaklaşım sergileniyor.
İsrail, Batı Şeria’daki Filistin mal varlıklarına el koyarken, itiraz edenleri hapse atma veya korkutma yoluna gidiyor. Lübnan’daki Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Haşd-i Şabi güçleri de benzer bir zorbalıkla hedef alınıyor. Netanyahu, ABD Başkanı Trump ile birlikte bu güçleri ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Şu günlerde Trump ve Netanyahu, Lübnan konusunda da bir girişimde bulunmuş görünüyor; ABD’nin arabuluculuğunda kurulan barış masasının, tehdidin mimarları tarafından yönetileceği açıklaması, durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Zorbalığın Doyma Noktası
Ancak, bu zorbalık eğilimlerinin bir doyma noktasına yaklaştığına dair işaretler mevcut. Macaristan’da Orban’ın seçimleri kaybetmesi, bu durumu gösteren ilk örneklerden biri olabilir.
Orban iktidardan düştüğünde, Ortadoğu’daki zorbalık da etkilenecek gibi görünüyor. AB içindeki yaptırım kararlarının engellenemeyeceği ve Ukrayna’ya olan destek eğiliminin artacağı bekleniyor.
İsrail, küresel destekçilerinden birini kaybettiğinde, zorbalığa karşı duracakların sayısının artması da muhtemel. İtalya Başbakanı Meloni, bu durumu örnek göstererek, İsrail ile olan savunma anlaşmalarını askıya aldığını duyurdu.
Almanya’da bile, geçmişteki zorbalıklara karşı bir duruş sergileme eğilimi belirmeye başladı. Almanya Şansölyesi Merz, Netanyahu ile yaptığı görüşmede, Batı Şeria’nın ilhakını kabul edilemez bulduğunu ifade etti.
İspanya, İrlanda ve Lüksemburg gibi ülkeler de İsrail’in Gazze operasyonlarına karşı tepkilerini dile getirmeye başladılar. Ortadoğu’daki İbrahim anlaşmaları da, Trump ve Netanyahu’nun mirası olarak yıkılma aşamasına geldi.
Trump’ın Siyasi Geleceği
ABD Başkanı Trump, Kasım ayında yapılacak ara seçimlerle karşı karşıya. Cumhuriyetçi Parti, kamuoyu yoklamalarında kötü bir performans sergiliyor. Trump’ın kendi partisi içinde de destek bulmakta zorlandığı görülüyor.
İran’a yönelik saldırganlık konusunda Başkan Yardımcısı Vance ile yaşadığı görüş ayrılıkları da devam ediyor. Vance’ın İran ile müzakerelere gönderilmesi, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların derinleştiğini gösteriyor.
Trump’ın iktidarında istifa eden üst düzey bürokratlar ve görevden alınan generaller, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İran’a yönelik saldırganlığı benimseyenlerin sayısı azalırken, Trump ve ekibi kamuoyu yoklamalarında zor durumda kalıyor.
Eğer bu gidişat devam ederse, Trump, başkanlık görevinde “topal ördek” durumuna düşebilir. Kongre’nin Demokratların eline geçmesi, Trump’a yönelik soruşturmaların artmasına yol açabilir.
Macaristan’da Orban’ın kaybetmesi ve Trump’ın durumu, zorbalıkla yönetilen liderler için bir ders niteliği taşıyor. Zorbalığın, siyasi muhalifleri hapse atmanın ve medyayı baskılamanın bir sonu vardır; bu tür uygulamaların sonuçları acı verici olabilir.
Zorbalık, ne kadar uzun sürerse, sonuçları da o kadar yıkıcı oluyor.
Trump’ın Küresel Nizam Çabaları
Orban’ın ve İsrail’in uyguladığı zorbalık, ABD’nin mevcut yönetimi tarafından küresel düzeye taşınmış durumda. Venezuela’da Maduro’nun devrilmesi, İran’da rejim değişikliği için yapılan saldırılar ve Grönland üzerindeki hak iddiaları, bu zorbalık adımlarının bir parçası. Trump ve ekibi, iktidarda kaldıkları sürece daha nelerin olacağı ise belirsizliğini koruyor.




