Türkiye’yi 2026 Yazında Bekleyen İklim Tehditleri
Uzmanlar, 2026 yazında Türkiye’nin iklim risklerini değerlendirerek, sıcaklık artışlarının sağlık ve orman yangınları üzerindeki etkilerini açıkladı.
Uzmanlar, 2026 yazında Türkiye’yi bekleyen iklim risklerini değerlendirirken, artan gece sıcaklıklarının halk sağlığını tehdit ettiğini ve iklim değişikliği ile birlikte orman yangınlarının dinamiklerinin değiştiğini vurguladı. Bu durum, yangınların artık ekstrem boyutlara ulaşmasına neden oluyor.
İklim Masası’nın düzenlediği “2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor?” başlıklı çevrimiçi basın toplantısında, iklim değişikliğinin Türkiye’deki etkileri ve 2026 yazında karşılaşılacak iklim riskleri üzerine akademisyenler Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Dr. Bikem Ekberzade ve Doç. Dr. Okan Ürker bilgi verdi.
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’de son 14 yılın tamamının, 1900-2020 ortalamasından daha sıcak geçtiğini belirterek, sıcaklık ortalamalarının yanı sıra aşırı hava olaylarının da arttığını ifade etti. Yavaşlı, “Tropikal gece” olarak adlandırılan yüksek gece sıcaklıklarının artmasının, vücudun soğumasını ve dinlenmesini engelleyerek önemli bir halk sağlığı riski oluşturduğunu söyledi.
Yavaşlı, Türkiye’de yaz mevsimlerinin değiştiğini, sıcak hava dalgalarının sıklaştığını ve gecelerin ısındığını belirterek, kuraklık ile başa çıkabilmek için uyum planlarının artık ertelenemeyeceğini vurguladı. Ayrıca, sıcaklığa bağlı ölümlerin de mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
İklim değişikliği ile birlikte Türkiye’deki yangınların nasıl değiştiğini açıklayan Dr. Bikem Ekberzade, yangınların sayısının değil, dinamiklerinin değiştiğini ve artık ekstrem boyutlara ulaşabildiğini belirtti. Yangınların yıllara yayılan bir süreç olduğunu vurgulayan Ekberzade, kuraklığın bu süreçte en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
Yeni çalışmalarında Türkiye’nin yüz yıllık yangın simülasyonlarını değerlendiren Ekberzade, “Bulgularımız, Türkiye’nin ve çevre coğrafyasının uzun süredir kararlı bir kuraklık içinde olduğunu gösteriyor” dedi. Geçirilen tek bir yağışlı yılın bu kuraklık sinyalini kırmaya yetmeyeceği konusunda uyarıda bulundu.
İklim değişikliğini “en önemli oyuncu” olarak tanımlayan Ekberzade, 2021 Manavgat Yangını’na örnek vererek, uzun süreli ekstrem kuraklığın ardından gelen yüksek yağışların bölgedeki yakıt yükünü artırabileceğini ve sonrasında yangınların çıkmasına zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Yangınların doğal bir olgu olduğunu ve kendi başına iyi ya da kötü olmadığını ifade eden Doç. Dr. Okan Ürker, iklim değişikliği ile teknik ormancılık uygulamalarının birleşmesi ve artan insan etkisiyle kötü yangınlara geçiş yapıldığını söyledi. Ürker, Akdeniz kıyılarında yapılan plantasyonların yakıt yükünü artırdığını ve kıyı şeritlerinin tutuşmaya hazır hale geldiğini belirtti.
Ürker, geleneksel ekolojik bilgiyi dışlayarak ormanlarda keçi otlatılmasını yasakladıklarını ve bu durumun yanmaya hazır bir sistem oluşturduğunu ifade etti. Yangın yönetiminin aslında bir bütçe yönetimi olduğunu belirten Ürker, yangınların söndürüldükten sonra o alandaki yanıcı maddenin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Bunun için keçi otlatma, mekanik seyreltme veya kontrollü yakma gibi yöntemlerin kullanılabileceğini söyledi.




