Sanayi Sektörü 2026 İçin Umutlu, Ancak İflaslar Artıyor
Sanayi devleri 2026 yılına yönelik umutlu, fakat iflaslar ve konkordato başvurularındaki artış sektördeki kırılganlığı gözler önüne seriyor.
Türkiye’de yüksek enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan sıkı para politikaları, sanayi sektörünü son iki yılda önemli ölçüde etkiledi. Vestel, SASA ve Arçelik gibi büyük sanayi şirketleri, yüksek faiz oranları, güçlü Türk lirası ve zayıf iç talep nedeniyle ciddi zararlar bildirdi. Ancak, 2026 yılına doğru daha dengeli bir makroekonomik görünümle birlikte kademeli bir toparlanma beklentisi de artıyor. Bununla birlikte, iflaslar ve konkordato başvurularındaki rekor artış, reel sektörün hala kırılgan olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin önde gelen sanayi firmaları arasında yer alan Vestel, SASA Polyester ve Arçelik, Merkez Bankası’nın sıkı para politikalarının en ağır etkilerini hisseden şirketler oldu. Yüksek faiz oranları ve iç talepteki daralma, bu firmaların kârlılığını olumsuz etkiledi. Reuters verilerine göre, Borsa İstanbul sanayi endeksinde yer alan 238 şirketin yarısından fazlası, geçtiğimiz yılın ilk dokuz ayında zarar açıkladı. Bu durum, imalat sanayinde son üç yılda yaklaşık 600 bin kişinin işsiz kalmasına yol açtı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyu yoklamalarındaki destek oranlarını da olumsuz etkiledi.
Mevcut enflasyon oranı yüzde 31, politika faizi ise yüzde 38 seviyesinde bulunuyor. Bu koşullar altında, sanayi şirketlerinin 2025’in ilk yarısında baskı altında kalmaya devam etmesi bekleniyor. Ancak, yılın ikinci yarısından itibaren faizlerde ve döviz kurlarında bir gevşeme olacağına dair umutlar var. SASA’nın finans ve yatırımcı ilişkilerinden sorumlu grup yöneticisi Bülent Yılmazel, iç talepteki toparlanmanın 2026 yılında daha belirgin hale geleceğini öngörüyor. Yılmazel, faizlerin düşmesinin yurtiçi satışlar üzerinde olumlu bir etkisi olacağını belirtiyor.
Uzmanlar, sanayi sektörünün kalıcı bir toparlanma yaşayabilmesi için faiz oranlarının yüzde 30’un altına inmesi gerektiğini ifade ediyor. Ata Yatırım Araştırma Direktörü Cemal Demirtaş, asıl rahatlamanın 2026’nın ikinci yarısında hissedileceğini öngörüyor. Ayrıca, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ile yapılan görüşmenin ardından, ihracatçılara yönelik daha fazla destek sinyali verdiğini açıkladı.
2024’ün ilk dokuz ayında Borsa İstanbul’da işlem gören sanayi şirketleri arasında en büyük zararı Vestel, 18,3 milyar TL ile açıkladı. SASA yaklaşık 10 milyar TL, Arçelik ise 6,4 milyar TL zarar bildirdi. Şirketlerin ortak görüşü, Avrupa ve Asya’daki zayıf talep oldu. Vestel, TL’nin değer kazanmasının euro bazında işçilik maliyetlerini artırdığını ve bunun kârlılığı olumsuz etkilediğini belirtirken, Arçelik fiyatlama baskılarına dikkat çekti.
Öte yandan, sanayi sektöründe 2026’ya yönelik temkinli bir iyimserlik hakimken, iflas ve konkordato başvurularındaki artış, ekonomideki kırılganlığın devam ettiğini gösteriyor. Türkiye, 2025 yılına, nakit akışlarının bozulduğu ve finansmana erişimin zorlaştığı bir ortamda girdi. Konkordato, artık yalnızca ticari bir tercih olmaktan çıkmış, makroekonomik tıkanıklığın en belirgin göstergelerinden biri haline gelmiş durumda. 2025’te kesin mühlet kararlarında yüzde 106, geçici mühlet kararlarında ise yüzde 63 artış yaşandı. 247 şirketin faaliyetlerini sonlandırması, konkordatonun her zaman kurtarıcı olmadığını ortaya koyuyor.
Konkordato başvuruları tüm ekonomiyi etkilerken, bazı sektörler daha ağır darbe aldı. İnşaat sektöründe artan girdi maliyetleri ve yavaşlayan konut talebi, ödeme zincirini kopardı. Tekstil sektörü, Avrupa pazarındaki daralma ve kur-enflasyon dengesizliği nedeniyle zor günler geçiriyor. Perakende ve gıda sektörü, alım gücündeki düşüş ve yüksek kiralar nedeniyle zorluklar yaşıyor. Sanayi ve metal sektöründe ise, 42 yıllık Nursan Demir Çelik’in konkordato talebinin reddedilmesi, sektördeki yapısal bozulmanın boyutunu gözler önüne serdi.
Konkordato dosyalarının coğrafi dağılımı da dikkat çekiyor. İstanbul, 1.417 dosya ile ilk sırada yer alırken; Ankara, İzmir ve Bursa onu izliyor. Antalya ve Alanya gibi turizm merkezleri ile Trakya bölgesindeki yoğunluk, sanayi üretimindeki daralmanın bölgesel bir alarm verdiğine işaret ediyor. Kocaeli merkezli Koruma Temizlik’in genel müdürü İmer Özer, maliyetlerin son yıllarda yüzde 20-30 arttığını, ancak satışların aynı hızda büyümediğini belirtiyor. Özer, enflasyonun düşmesi, faizlerin öngörülebilir biçimde gerilemesi ve belirsizliğin azalması durumunda sanayide toparlanmanın özellikle yılın ikinci yarısında daha belirgin olacağını ifade ediyor.




