İhracat Yükü, Ortadoğu Savaşının Etkisiyle Yeni Rotalar Arıyor
Ortadoğu’daki savaş, Türkiye’nin ihracat yükünü alternatif rotalar arayışına yöneltti. Artan maliyetler sevkiyatları etkiliyor.
Ortadoğu’daki artan gerilim, Türkiye’nin ihracat ve lojistik süreçlerinde önemli aksamalara neden oldu. Savaşın yarattığı jeopolitik belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve değişen taşıma rotaları, maliyetleri artırarak ihracat akışını yavaşlattı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) yetkilileri, mart ayının ilk üç haftasında Körfez ülkelerine yönelik ihracatta yüzde 50’ye kadar düşüş yaşandığını bildirdi. Ancak lojistik sektörü temsilcileri, bu düşüşün sadece Ortadoğu ile sınırlı olmadığını belirtiyor.
Ortadoğu pazarında faaliyet gösteren firmalar, sipariş iptalleri ve ertelemelerle karşılaşırken, yeni pazarlar ve alternatif taşıma rotaları arayışına girdi. Ancak artan navlun ve operasyon maliyetleri, tüm rotalarda sevkiyatları zorlaştırıyor.
Savaşın etkisiyle Körfez hattındaki taşımacılık ciddi şekilde aksadı. Hat operatörlerinin riskli bölgelere doğrudan hizmet vermekten kaçınması, yüklerin ara limanlarda bırakılmasına yol açtı. Sektör kaynakları, birçok hattın yükleri yalnızca Körfez’deki aktarma limanlarına taşıdığını, nihai teslimatın ise ithalatçılara bırakıldığını ifade ediyor. Sigorta hizmetleri de maliyet artışlarından etkileniyor.
Bu durum, özellikle son taşıma maliyetlerinde büyük artışlara neden oldu. Daha önce birkaç bin dolar seviyesinde olan bölgesel karayolu navlunun teslimat ücretleri, 10 bin dolara kadar yükseldi. Asset GLI Denizyolu ve Hava Kargo Müdürü Burak Kerimoğlu, “Cebel Ali’ye giden bir yük için son taşıma maliyeti 1.000-2.000 dolarken, şimdi aynı yük aktarma limanından nihai noktaya ulaştırılmak istendiğinde çok daha yüksek maliyetlerle karşılaşıyor” dedi. Artan maliyetler, ihracatçıları ürün bazında da ayırmaya başladı. Ticari değeri yüksek ürünlerde firmalar maliyet artışına katlanırken, düşük fiyatlı ürünlerde sipariş iptalleri gözlemleniyor. Bazı firmaların mart ayında sevkiyatlarını tamamen durdurduğu belirtiliyor. Özellikle Ürdün Akabe hattında haftada 8-10 konteyner yükleyen firmaların “bekle-gör” stratejisine geçtiği ifade ediliyor. Depolama maliyetleri de artan belirsizlikle birlikte ihracatçılar üzerinde ek bir baskı oluşturuyor. Yükünü sevk edemeyen firmalar, mallarını iç piyasaya yönlendirmek veya alternatif pazarlara satmak zorunda kalıyor.
Limanlarda Sıkışma ve Ardiye Yükü
Krizin ilk günlerinde limanlara ulaşan ancak sevk edilemeyen yükler, yeni maliyet kalemleri ortaya çıkardı. Günlerce limanda bekleyen yükler için firmalara yüksek ardiye bedelleri yansıtıldı. Beyannamesi açılmış yüklerde süreç daha da karmaşık hale gelirken, ihracatçılar cezai riskler ve itibar kaybıyla karşı karşıya kalıyor. Beyanname açılmamış yüklerde ise firmalar yüklerini limandan çekerek alternatif planlara yönelmeye çalışıyor.
Kerimoğlu, mevcut durumda ihracatın planlanabilir olmaktan çıktığını ve belirsizliğin ana risk unsuru haline geldiğini vurguluyor.
Avrupa Hattında da Daralma Var
Navlundaki artış ve rota uzamaları, Avrupa pazarına yapılan ihracatta maliyet baskısını artırıyor. ABD hattında konteyner başına 1.500-1.800 dolara varan ek maliyetler oluştuğu, bazı hatlarda bu artışın 2.000 doları aştığı ifade ediliyor. Yakıt fiyatlarındaki yükseliş, son taşıma maliyetlerini de yukarı çekiyor. Medkon CEO’su Mahmut Işık, “Avrupa tarafında henüz talep tamamen daralmamış olsa da, nisan ayı itibarıyla düşüşün daha belirgin hale geleceğini öngörüyoruz. Bizim yıllık bazda ihracatımızda mart ayında yaklaşık yüzde 20 daralma var. Ki biz Ortadoğu hattında zaten taşıma yapmıyoruz” dedi.
Küresel ölçekte bakıldığında, navlun piyasasında yukarı yönlü hareket dikkat çekiyor. Drewry Dünya Konteyner Endeksi’nin 40’lık konteyner başına 2.172 dolara yükselmesi, artış trendinin sürdüğüne işaret ediyor. Savaşın başlamasından bu yana navlundaki artış oranı yüzde 15’e yaklaştı. Özellikle Transpasifik hatlarında artış belirginleşirken, Asya-Avrupa hattında sınırlı bir yükseliş gözlemleniyor. Ancak armatörlerin açıkladığı yeni FAK tarifeleri, maliyetlerin önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor. Artan yakıt fiyatları nedeniyle devreye alınan acil yakıt ek ücretleri (EBS) de navlunları yukarı çeken bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki riskler nedeniyle gemilerin alternatif rotalara yönelmesi, transit sürelerini 10-14 gün uzattı. Ümit Burnu üzerinden yapılan seferler, hem süreyi uzatıyor hem de yakıt tüketimini artırıyor. Sektör hesaplamalarına göre bu rota değişikliği, konteyner başına 400-600 dolar ek maliyet yaratıyor. Uzmanlar, haftalık artışların artık geçici dalgalanma değil, “yeni bir taban fiyat” oluşturduğunu belirtiyor. Denizyolunda kriz uzarsa, küresel konteyner taşımacılığına 30 milyar doları aşan ek yakıt maliyeti binebileceği öngörülüyor.
Havayolu da Etkileniyor
Denizyolundaki sıkışma, havayolu taşımacılığına da yansıdı. Jet yakıtı fiyatlarındaki artış ve hava sahası kısıtlamaları nedeniyle hava kargo fiyatları son bir haftada yüzde 12 yükseldi. Ortadoğu ve Güney Asya çıkışlı hatlarda bu artış yüzde 22’ye ulaşırken, bazı rotalarda yüzde 70’e varan sıçramalar görüldü. Hava sahasının riskli hale gelmesi nedeniyle uçuş rotalarının uzaması da maliyetleri artırıyor.
Lojistik Sektöründe Kırılganlık Artıyor
Sektörün genel görünümüne bakıldığında, jeopolitik risklerin lojistik üzerindeki etkisinin arttığı görülüyor. Enerji fiyatları, sigorta primleri ve rota değişiklikleri, taşımacılık maliyetlerini doğrudan etkilerken, tedarik zincirinde kırılganlığı da artırıyor. Uzmanlara göre mevcut tablo, kısa vadeli bir dalgalanmanın ötesine geçmiş durumda. İhracat yükünün alternatif rotalara kaydığı, maliyetlerin kalıcı olarak yükseldiği ve lojistikte yeni bir denge arayışının başladığı bir döneme giriliyor.
Alternatif Pazar Arayışı Hızlandı
Yaşanan gelişmeler, ihracatçıları yeni pazar arayışına yöneltti. Türk Cumhuriyetleri, Avrupa içindeki alternatif dağıtım kanalları ve farklı tedarik zinciri modelleri daha fazla gündeme gelmeye başladı. Ancak her ürünün her pazarda karşılık bulamaması, bu geçişi sınırlayan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Özellikle düşük marjlı sektörlerde alternatif pazar bulunsa bile artan lojistik maliyetleri rekabet gücünü zayıflatıyor. Buna karşılık bazı firmalar, krizi fırsata çevirecek hamleler de yapıyor. Krizin ilk günlerinde hammadde stoklayan şirketlerin maliyet avantajı yakaladığı ve önümüzdeki dönemde rekabette öne çıkabileceği ifade ediliyor.




