Marmara Denizi’nde Müsilaj Sorunu: Bilim İnsanları 2025’i Değerlendiriyor

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu ve bilim insanlarının 2025 değerlendirmeleri. Deniz altındaki durum ne?

Marmara Denizi’nde bu yaz, dört üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına ait araştırma gemileri, deniz yüzeyini ve altını incelemek üzere seferler düzenledi. Bilim insanları, dalgıçlar ve balıkçılar, deniz ekosisteminin mevcut durumunu gözlemledi. 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketinin ardından, deniz yüzeyinde kalın bir ölü tabaka bir daha görülmedi. Ancak bu yıl, özellikle kıyı bölgelerinde, ocak ve haziran ayları arasında yüzeyde ince şeritler ve köpüklenmeler gözlemlendi. Dipteki birikim ise devam etti.

Prof. Bayram Öztürk, nisan ayında Marmara ve İstanbul Boğazı’nda müsilajın varlığını tespit ettiklerini ve bunun daha sonra dibe çöktüğünü belirtti. 2025 yazında, Gökçeada, Bozcaada ve Saroz Körfezi’nde yapılan araştırmalarda müsilajın varlığına ve su kalitesinde bir iyileşme yaşanmadığına dikkat çekti. Öztürk, “Müsilaj, yalnızca yüzeyde değil, 70 metre derinliğe kadar varlığını sürdürüyor. Haziranda görülen azalmalar, yüzey koşullarındaki geçici değişikliklerden kaynaklanıyor. Dolayısıyla müsilaj kaybolmuş değil, orada duruyor,” ifadelerini kullandı.

Araştırmacı Dr. Mert Gökalp, mayıs ayında Çanakkale Boğazı’nda yaptıkları dalışta müsilajın etkilerini gözlemlediklerini ve bu durumun Marmara Denizi’nden kaynaklandığını vurguladı. Eylül ve ekim aylarında müsilaj tekrar gündeme geldi. Büyükadalı balıkadam Serço Ekşiyan, Prens Adaları çevresinde yaptıkları dalışlarda müsilaj tespit ettiklerini ve bunun deniz altındaki yaşamı tehdit ettiğini belirtti.

Prof. Mustafa Sarı, 23 Ekim’de müsilajın Marmara’da yeniden ortaya çıktığını ve 45 gün içinde kuzeye kadar yayıldığını ifade etti. Sarı, “Yüzeydeki müsilaj, deniz tabanındaki durumun binde biri bile değil. Asıl endişe verici olan, derinlerdeki müsilaj,” dedi. 2025 yazında, ODTÜ, İstanbul, Marmara ve Çanakkale üniversitelerinden araştırma gemileri, Marmara’nın son durumunu tespit etmek üzere denize açıldı.

Marmara Denizi’nde anoksik yani oksijensiz bölgelerin varlığı devam ediyor. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Mustafa Yücel, bu bölgelerin uzun yıllardır takip edildiğini ve durumun kötüleştiğini belirtti. Marmara’nın en derin yeri olan Çınarcık Çukuru, oksijen açısından en kötü bölge olarak kaydedildi. Yücel, “Oksijen seviyeleri bu şekilde düşmeye devam ederse, Marmara için en büyük tehlike ile karşı karşıyayız,” dedi.

Bu yıl yapılan araştırmalarda, deniz çayırlarının ve mercanların durumunun da kötüleştiği gözlemlendi. Doç. Nur Eda Topçu, müsilajın deniz çayırlarını etkilediğini ve bu durumun deniz ekosistemine zarar verdiğini ifade etti. Ayrıca, Yassıada’da yapılan inşaat çalışmalarının deniz yaşamına ciddi zararlar verdiği belirtildi.

Sonuç olarak, bilim insanları, Marmara Denizi’nin durumu hakkında endişelerini dile getiriyor. Müsilaj sorunu, deniz ekosisteminin sağlığını tehdit etmeye devam ediyor ve bu durumun çözümü için acil önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu