Küresel Piyasalarda Son Dört Yılın En Kötü Çeyreği
Küresel borsalar, son dört yılın en kötü çeyreğini yaşarken, petrol fiyatları piyasaların geleceğini belirliyor.
Borsaningundemi.com – Dış Haberler Servisi
Küresel borsa endeksleri, son dört yılın en kötü çeyreğini kapatmak üzere. Uzmanlar, piyasalardaki belirsizliğin temel nedeninin petrol fiyatları olduğunu ifade ediyor.
Wall Street, 2026 yılına yüksek beklentilerle girmişti. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki savaş ortamını tetikleyerek piyasalardaki iyimser havayı olumsuz etkiledi. Enerji fiyatlarındaki tarihi artış, yatırımcıların yıl başındaki umutlarını karamsarlığa dönüştürdü.
ABD hisse senedi piyasaları, son dört yılın en kötü çeyreğini yaşamaya hazırlanıyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, yatırımcıların tek umudu Orta Doğu’daki çatışmanın daha fazla tırmanmadan sona ermesi.
Teknoloji ağırlıklı Nasdaq Bileşik Endeksi, 26 Mart’ta son zirvesinin %10 altında bir seviyeye düşerek düzeltme bölgesine girdi. Bu düşüşe, Dow Jones da katıldı ve reel ekonominin göstergesi olarak dikkat çekti.
Geçtiğimiz aralık ayında, küresel ekonomik büyümenin hızlandığına dair işaretler vardı. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine devam edeceği düşünülüyordu ve ticaret savaşlarındaki belirsizliklerin geride kaldığına inanılıyordu. Ancak Piper Sandler’ın Baş Yatırım Stratejisti Michael Kantrowitz, bu dönemi olumlu bir şekilde hatırlasa da, Orta Doğu’daki savaşın tüm gelişmelere ket vurduğunu belirtiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, petrol fiyatlarını %55 oranında artırırken, altın fiyatları ise sert bir düşüş yaşadı. Ayrıca, ABD Hazinesi tahvil getirileri de keskin bir artış gösterdi.
Petrol fiyatlarındaki artış, küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkiledi ve enflasyonun yeniden yükseleceği endişelerini beraberinde getirdi. Savaş öncesinde Fed’in yıl sonuna kadar iki kez faiz indirme olasılığı %80 olarak değerlendirilirken, bu oran son gelişmelerle birlikte %2’nin altına düştü.
J.P. Morgan Varlık Yönetimi Baş Piyasa Stratejisti David Kelly, mevcut durumu çarpıcı bir şekilde değerlendirerek, uzun süreli bir çatışmanın Körfez bölgesinden petrol çıkarmayı imkansız hale getirebileceğini ve bu durumun kesinlikle küresel bir resesyona yol açacağını ifade etti. Kelly, hem ABD yönetiminin hem de İran’ın bir noktada bir çıkış yolu bulmak isteyeceğini de ekledi.
Tahvil portföylerinin hisse senetlerindeki düşüşlere karşı koruma sağlayacağı umuduyla hareket eden yatırımcılar, büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Geleneksel %60 hisse, %40 tahvil portföyleri son dönemde ciddi kayıplar yaşadı. Bu durumun ardından piyasanın önde gelen isimlerinden uyarılar peş peşe geldi. BlackRock CEO’su Larry Fink, İran’ın küresel ticarete dönmesinin enerji fiyatlarını düşüreceğini ve piyasayı rahatlatacağını belirtti. Ancak Fink, Tahran’ın bir tehdit olarak kalması halinde petrol fiyatlarının yıllarca 100 doların üzerinde seyredeceğini vurguladı. Fink, ’40 dolarlık petrol senaryosu bolluk ve büyüme anlamına geliyor. Diğer senaryo ise muhtemelen sert ve derin bir resesyonla sonuçlanır’ uyarısında bulundu.
Artan baskılara rağmen bireysel yatırımcılar, hisse senedi almaya devam ediyor. Ancak analistler, ABD ekonomisinin dayanıklılığını daha dikkatli bir şekilde incelemeye başladı. Unlimited Funds CEO’su Bob Elliott, piyasadaki eski alışkanlıkların değiştiğine dikkat çekerek, yatırımcıların bu işin tek taraflı olmadığına ikna olduğunu belirtti. Elliott, Orta Doğu’daki tansiyonun düşmesi için hem Trump’ın hem de İran’ın ikna edilmesi gerektiğini ifade etti.
TS Lombard Baş Ekonomisti Steven Blitz, mevcut durumun kırılganlığına dikkat çekerek, ‘Asıl risk, ilk çeyreğe girerken biraz sarsılan bir ekonominizin olmasıydı. Şimdi ise bunun üzerine bir enerji vergisi getirdiniz’ diyerek durumu özetledi. Hisse senedi piyasası, önümüzdeki dönemde tamamen enerji fiyatlarının seyrine bağlı durumda. Piper Sandler’dan Kantrowitz, piyasanın mevcut durumunu ‘Bu tek değişkenli bir piyasa. Petrol düşmezse, piyasa yükselmez, nokta’ şeklinde ifade etti.




