Tim Ash: Merkez Bankası’nın Kararsızlığı Ekonomiye Zarar Verebilir
Tim Ash, Merkez Bankası’nın faiz artışı yapmamasının Türkiye ekonomisi için risk oluşturduğunu belirtti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (CBRT), politika faizini %37 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Ancak analist Tim Ash, bu kararın mevcut jeopolitik riskler ve yükselen petrol fiyatları göz önüne alındığında riskli olduğunu savunuyor. Ash, Türkiye’nin enerji ithalatına olan yüksek bağımlılığı nedeniyle petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon ve cari açık üzerinde ciddi baskı yaratabileceğini belirtiyor. Bu bağlamda, Merkez Bankası’nın önleyici bir faiz artışıyla piyasaya daha güçlü bir mesaj verebileceğini ifade ediyor.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizini %37 seviyesinde tutma kararı aldı. Ancak Tim Ash, mevcut jeopolitik durumun bu kararı temkinli olmaktan uzak kıldığını düşünüyor. Türkiye’de enflasyonun hala %30’un üzerinde seyretmesi, sıkı para politikasının sürdürülmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Ayrıca, İran’da başlayan savaş ve hızla yükselen petrol fiyatları, daha sıkı bir para politikası için güçlü bir gerekçe oluşturuyor.
Ortadoğu’daki çatışmalar, petrol piyasasında önemli dalgalanmalara yol açtı. Krizin başlangıcından bu yana petrol fiyatları en az 30 dolar artış gösterdi. Bu durum, Türkiye için kritik bir öneme sahip, zira ekonomi büyük ölçüde enerji ithalatına bağımlı. Ash, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açığı yaklaşık 3 milyar dolar artırdığını ve enflasyonu 1,2 puan yükselttiğini belirtiyor. Eğer petrol fiyatı 100 dolara çıkarsa, Türkiye için ek cari açık 9 milyar dolar ve %3,6 ek enflasyon baskısı anlamına geliyor.
Bu yıl Türkiye’de cari açığın yaklaşık 30 milyar dolar civarında gerçekleşmesi bekleniyordu. Ancak petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte, bu rakamın 40 milyar doları aşabileceği öngörülüyor. Ayrıca, İran savaşı nedeniyle Körfez bölgesindeki tedarik zinciri aksaklıkları, Türkiye’nin ithal ettiği birçok girdi maliyetini artırabilir. Bu girdiler arasında gübre, sanayi gazları ve çeşitli enerji ile kimya girdileri yer alıyor.
Tim Ash, mevcut kriz durumunun henüz zirveye ulaşmadığını ve İran yönetiminin ABD’den talepler elde edene kadar çatışmayı uzatabileceğini düşünüyor. Bu nedenle, petrol fiyatlarının 70 dolara düşmesinden ziyade 150 dolara yükselme ihtimalinin daha yüksek olduğunu savunuyor. Eğer petrol fiyatı 150 dolara çıkarsa, Türkiye için cari açık 15 milyar dolar daha artacak ve toplam cari açık 50 milyar doları geçecek. Ayrıca, enflasyona %7’den fazla ek baskı oluşabilir.
Ash, TL üzerindeki baskının yalnızca enflasyondan kaynaklanmadığını, makro-finansal istikrar açısından da riskler taşıdığını belirtiyor. İran savaşının ardından Merkez Bankası’nın TL üzerindeki baskıyı sınırlamak için önemli miktarda döviz rezervi kullandığı ifade ediliyor. Tahminlere göre, savaşın yarattığı şok sonrası yaklaşık 20 milyar dolara yakın rezerv kullanılmış olabilir. Bu nedenle, önleyici bir faiz artışının TL üzerindeki baskıyı azaltabileceği ve rezerv kaybını sınırlayabileceği düşünülüyor.
Tim Ash, mevcut koşullarda yapılacak bir faiz artışının piyasalar tarafından olumsuz değil, güven verici bir adım olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ayrıca, jeopolitik risklerin beklenenden daha hızlı azalması durumunda bile, böyle bir adımın Merkez Bankası’nı enflasyonla mücadelede önden pozisyon almış hale getirebileceğini ifade ediyor. Ash, geçen yıl İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yapılan acil faiz artışının piyasaları sakinleştirdiğini hatırlatarak, benzer bir adımın bugün de piyasalara güçlü bir güven mesajı verebileceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, Tim Ash, Merkez Bankası’nın bu toplantıda faiz artırmamasını kaçırılmış bir fırsat olarak değerlendiriyor. Artan enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve küresel piyasalardaki belirsizlik ortamında daha proaktif bir para politikası yaklaşımının Türkiye ekonomisi için daha güven verici bir sinyal olabileceğini belirtiyor.




