İran Savaşı Küresel Gıda Krizini Teşvik Ediyor

İran savaşı, küresel gıda krizini tetikleyerek 50 milyon insanı açlık sınırının altına itebilir.

İran’daki çatışmalar, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel gıda arzını da ciddi şekilde tehdit etmeye başladı. Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık, tarım ürünlerinin taşınmasını zorlaştırırken, gübre ve enerji maliyetlerindeki artış, milyonlarca üreticiyi olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, savaşın uzaması durumunda dünyanın yeni bir gıda kriziyle karşılaşabileceğini ve bu durumun en çok gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceğini belirtiyor.

Petrol ve gaz fiyatlarındaki artış gündemde öne çıkarken, uzmanlar asıl riskin gıda sektöründe olduğunu vurguluyor. Hürmüz Boğazı, hem enerji hem de tarım ürünleri ve gübre ticareti açısından kritik bir geçiş noktasıdır. Bu nedenle, savaşın etkileri tarım ve gıda zincirinde hızla hissedilmeye başlandı.

Çatışmanın doğrudan etkileri, özellikle Tanzanya ve Kenya gibi ülkelerde belirgin bir şekilde görülüyor. Tanzanya’daki avokado üreticileri, ürünlerini satacak pazar bulmakta zorlanırken, deniz taşımacılığı büyük ölçüde aksadı. Hava kargo kapasitesinin ciddi şekilde düşmesi, ihracatın durma noktasına gelmesine neden oldu. Kenya’da ise çay depoları dolup taşıyor ve üreticiler, ihracat yapılamadığı için düşük fiyatlara razı olmak zorunda kalıyor.

Savaşın en büyük mağdurlarından biri de küçük çiftçiler. Birçok üretici, ürünlerini normal fiyatın yarısına satmak zorunda kalıyor ya da hiç alıcı bulamıyor. Bu durum, özellikle Afrika ve Asya’daki kırılgan ekonomilerde ciddi gelir kayıplarına yol açıyor.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, enerji ve gübre fiyatları arasında doğrudan bir bağlantı bulunuyor. Doğalgaz, gübre üretiminde temel bir girdi olarak kullanılırken, Hürmüz Boğazı, bu ürünlerin taşınmasında kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, kükürt gibi gübre bileşenlerinin arzında da aksama yaşanıyor.

Savaşın tarım sektörüne etkileri iki yönlü bir tehdit oluşturuyor: Enerji maliyetleri artarken, gübre fiyatları da yükseliyor. Bu durum, üreticiler için “çifte darbe” anlamına geliyor. Bazı ülkeler, gübre tedarikinde Körfez’e yüksek bağımlılık nedeniyle daha büyük risk altında. Örneğin, Sudan gübrenin yarısından fazlasını Hürmüz üzerinden alıyor.

Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre, savaşın uzaması halinde 45 milyon kişi daha akut açlık riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bazı bölgelerde temel gıda fiyatları şimdiden %20 artmış durumda. Özellikle Afrika ve Asya ülkeleri, bu süreçten en fazla etkilenen bölgeler arasında yer alıyor.

Gelişmekte olan ülkeler, zaten yüksek borç yükü altında bulunuyor. Artan faiz oranları, enerji maliyetleri ve gıda fiyatları, bu ülkelerin krize müdahale kapasitesini daha da sınırlıyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı açılsa bile hasar gören altyapı ve bekleyen gemi trafiği nedeniyle tedarik zincirindeki sorunların aylarca sürebileceğini belirtiyor.

Sonuç olarak, İran savaşı, sadece enerji piyasalarında değil, küresel gıda güvenliğinde de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Savaşın uzaması, gıda fiyatlarının artmasına, açlık riskinin büyümesine ve küresel eşitsizliğin derinleşmesine yol açabilir. Bu nedenle, enerji krizinin ötesine bakmak ve gıda arzına yönelik riskleri dikkate almak kritik bir önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu