Commerzbank, UniCredit’in Satın Alma Teklifini Reddetti
Commerzbank, UniCredit’in sunduğu satın alma teklifini hissedarlar için yetersiz bularak reddetti.
Almanya’nın ikinci büyük bankası Commerzbank, İtalyan UniCredit’in yaptığı son satın alma teklifini geri çevirdi. Bankanın Yönetim ve Denetleme Kurulu, UniCredit’in Commerzbank hissedarlarına yeterli bir prim sunmadığını ve birleşmeye dair güçlü bir stratejik plan ortaya koyamadığını ifade etti.
Açıklamada, hissedarlara hisse takası teklifinin kabul edilmemesi yönünde tavsiyede bulunulduğu belirtildi. Commerzbank CEO’su Bettina Orlopp, UniCredit’in önerdiği birleşmenin aslında mevcut iş modeline ciddi müdahaleler içeren bir yeniden yapılandırma teklifi olduğunu vurguladı. Orlopp, UniCredit’in stratejik planlarının belirsiz olduğunu da sözlerine ekledi.
Denetleme Kurulu Başkanı Jens Weidmann ise UniCredit’in önerdiği fikirlerin ciddi riskler taşıdığını belirterek, Commerzbank’ın müşteri ilişkileri ve çalışan motivasyonu üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.
Teklif Piyasa Değerinin Altında Kaldı
15 Mayıs itibarıyla UniCredit’in sunduğu 34,56 avroluk satın alma teklifi, Commerzbank hisselerinin 36,48 avroluk mevcut piyasa değeri altında kaldı. Analistler, Commerzbank hissesi için ortalama hedef fiyatı 41,50 avro olarak belirlemişti. Commerzbank yönetimi, teklifin yalnızca yasal olarak zorunlu olan asgari değere dayandığını ve şirketin kontrolünü ele geçirmeye yönelik bir fırsatçılık olduğunu ifade etti.
Bankanın ayrıca, teklifin duyurulmasından bu yana Commerzbank hisselerinin her işlem gününde teklif değerinin üzerinde işlem gördüğünü de vurguladı.
UniCredit Hisselerini Artırıyor
Diğer yandan, UniCredit, Commerzbank’taki payını artırmak için adımlarını hızlandırdı. İtalyan bankası, doğrudan elinde bulundurduğu Commerzbank hisselerinin yüzde 26,77’sine ek olarak, finansal araçlar aracılığıyla yüzde 3,22’lik bir hisseye daha erişim sağladı. Bu hamleyle UniCredit, toplamda yüzde 29,99’luk bir paya ulaştı ve yüzde 30’luk zorunlu çağrı sınırının hemen altında kaldı. Ayrıca, oy haklarının toplamda yüzde 32,64’ten yüzde 38,87’ye yükseldiğini bildirdi.
Mayıs ayının başında gönüllü bir satın alma teklifi sunan UniCredit, her bir Commerzbank hissesi için 0,485 yeni UniCredit hissesi önerdi. Banka, 16 Haziran’a kadar daha fazla hisse toplama hedefini sürdürmekte ve bu süreyi 3 Temmuz’a kadar uzatmayı planlamaktadır.
Avrupa Finans Tarihinin En Büyük Devralma Girişimlerinden Biri
UniCredit’in Commerzbank’ı bünyesine katma çabaları, Avrupa finans tarihinin en büyük devralma girişimlerinden biri haline geldi. Eylül 2024’te başlayan süreç, Mart 2026 itibarıyla 35 milyar avroluk resmi teklifle yeni bir aşamaya taşınacak. Bu kritik süreç, ekonomi yönetimleri ve küresel piyasalar tarafından dikkatle izleniyor.
Alman Federal Hükümeti, 2008 finansal krizinden bu yana elinde tuttuğu Commerzbank hisselerinin bir kısmını satışa çıkararak bu süreci başlattı. Berlin yönetimi, hisselerin geniş bir yatırımcı grubuna yayılmasını hedeflerken, UniCredit beklenmedik bir şekilde hisselerin yüzde 4,5’lik kısmını tek başına satın alarak toplam payını yüzde 9’a çıkardı. Alman hükümeti, hisselerin tamamının bir rakip bankaya geçmesini ‘hatalı bir süreç yönetimi’ olarak değerlendirdi ve UniCredit’in bu hamlesine sert tepki gösterdi.
İtalyan Banka Siyasi Engellere Rağmen Payını Artırdı
UniCredit, Berlin’deki güçlü siyasi muhalefete rağmen geri adım atmayarak türev finansal araçlar aracılığıyla Commerzbank’taki payını artırmaya devam etti. 2024 yılı sonunda Commerzbank’taki potansiyel payını yüzde 21’e çıkaran UniCredit, 2025 yılında bu oranı yüzde 29,9 seviyesine yükseltti. Böylece, Alman devralma yasasında yer alan yüzde 30’luk ‘zorunlu teklif’ eşiğine yaklaşmış oldu.
Commerzbank yönetimi ve Alman hükümetinin bu satın alma girişimine karşı gösterdiği kararlı direniş, bankanın Alman ekonomisinin belkemiği olan orta ölçekli işletmelere sağladığı destekten kaynaklanıyor. Süreçte, bankanın yüzde 12’den fazla hissesini elinde bulunduran Alman hükümeti de Commerzbank’ın bağımsızlık stratejisini güçlendirerek 8 Mayıs’ta 3 bin kişilik istihdam kesintisi yapacağını açıkladı.
Alman hükümeti, bankanın kontrolünün Milano’ya geçmesi durumunda ülke sanayisine sağlanan kredi akışının kesileceğinden endişe ediyor. Ayrıca, olası bir devralma durumunda Alman finans sisteminin İtalya’nın yüksek kamu borcu riskine maruz kalmasından korkuyor.




