Türkiye, Tedarik Zincirlerinde Güvenli Liman Haline Geliyor
Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Türkiye’yi tedarik zincirlerinde güvenli bir merkez haline getiriyor.
Ortadoğu’daki artan çatışmalar, küresel tedarik zincirlerini etkileyerek Türkiye’yi önemli bir lojistik merkez haline getiriyor. Hava sahalarının kapanması ve deniz yollarındaki risklerin artması, yüklerin karayolu ile taşınmasına ve Türkiye üzerinden alternatif transit rotaların oluşturulmasına yol açıyor. Sektör temsilcileri, pandeminin sebep olduğu tedarik zinciri aksamalarının benzerinin yeniden yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Türkiye, güçlü lojistik altyapısı ve coğrafi konumuyla bölge için güvenli bir liman olarak öne çıkıyor, bu da Irak ve Körfez hattındaki taşımaların Türkiye merkezli yeniden şekillenmesine neden oluyor.
Uluslararası taşımacılıkta alternatif rotaların hızla devreye girdiğini belirten Sedefed Başkan Yardımcısı Ayşem Ulusoy, Türkiye üzerinden geçen taşımaların belirgin bir artış gösterdiğini ifade etti. Ulusoy, “Havayolu ve denizyolu sıkıntıları nedeniyle yükler karayoluna kaymaya başladı. Türkiye üzerindeki talep artıyor. Özellikle Suriye üzerinden Ürdün ve Suudi Arabistan hattı kullanılarak Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’e uzanan yeni rotalar oluşturuluyor. Bu hatlardaki transit süreler yaklaşık 12-14 gün civarında gerçekleşiyor” dedi. Ulusoy, Ortadoğu’daki çatışmaların Türkiye’nin stratejik konumunu daha belirgin hale getirdiğini vurgulayarak, “Türkiye, istikrarı ve lojistik gücü ile bölge için güvenilir bir merkez olma iddiasını sürdürüyor” şeklinde konuştu.
Denizyolu taşımacılığında da benzer bir yönelim gözlemleniyor. Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden MSC, Asya’dan Irak’a taşımalar için Türkiye limanlarını merkez alan bir lojistik modeli uygulamaya koydu. Bu modelde, yükler Türkiye limanlarına ulaştıktan sonra karayolu ile Irak’ın Erbil, Musul ve Bağdat şehirlerine taşınıyor. MSC Türkiye Genel Müdürü Barış Dilek, Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin Basra limanlarına uğrakları zorlaştırdığını belirterek, “Tüm hatlar Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar nedeniyle Basra limanlarına uğrak yapamıyor. Bu nedenle Mersin ve İskenderun limanları üzerinden oluşturulan koridor devreye giriyor. Bu yeni bir hat değil, mevcut bir koridor. Ancak gelişmeler nedeniyle bu hatta talep artışını bekliyoruz” dedi.
Irak’ın tedarik zincirindeki değişimlere paralel olarak lojistik firmaları yeni modeller geliştirmeye başladı. Eyüp Lojistik, minivan araçlarla uyguladığı “Yük Taksi” modeliyle Irak hattında ekspres taşımacılık hizmeti sunmaya başladı. Eyüp Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Bartık, “Irak’ın tedarik tercihleri bölgedeki gelişmelere bağlı olarak yeniden şekilleniyor. Türkiye, komşu ülkelerden sağlanan birçok ürün için daha güçlü bir alternatif haline geliyor. Bu süreçte Irak’ın Türkiye’yi daha fazla tercih edeceğini ve Gaziantep merkezli ticaretin öne çıkacağını öngörüyoruz” dedi. Bartık, Türkiye’nin mevcut jeopolitik ortamda lojistik açısından önemli bir avantaj sağladığını belirterek, “Türkiye halen güvenli bir liman olma özelliğini sürdürüyor. Limanlarımız açık ve Güney Irak’a sevkiyat yapılabiliyor. Bu fırsatları doğru değerlendirmek gerekiyor” şeklinde değerlendirdi.
Kıta Lojistik Genel Müdürü Emre Eldener, Ortadoğu’daki çatışmaların küresel ticaret üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu ve navlun maliyetlerinde büyük artışlar yaşandığını ifade etti. Eldener, “Asya’dan gelen LNG taşıyıcılarının maliyetlerinde yüzde 500’ü aşan artışlar yaşanıyor. Bu durum tedarik zincirinde ciddi kırılmalara yol açıyor” dedi. Lojistik firmalarının alternatif rotalar geliştirmek zorunda kaldığını vurgulayan Eldener, “Yük verenlerle iş birliği yaparak operasyonel aksamaları en aza indirmeye çalışıyoruz. Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi alternatif hatlar bu dönemde daha fazla önem kazanıyor” diye ekledi. Türkiye’nin coğrafi konumunun stratejik bir avantaj sağladığını belirten Eldener, “Türkiye doğu ile batı arasında bir köprü konumunda. Güvenli liman algısı ve güçlü altyapısı sayesinde transit rolü her zamankinden daha kritik hale geldi” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de faaliyet gösteren bir armatörlük şirketinin yetkilisi, Batılı firmaların tedarik zincirlerini güvence altına almak için alternatif merkez arayışında olduğunu belirtti. Yetkili, “Batılı firmalar tedariklerini korumak istiyor. Türkiye zaten büyük bir tedarikçi. Körfez’de büyük alüminyum ve petrokimya tesisleri var ancak mevcut şartlarda sevkiyat tarafında sorunlar yaşanabiliyor. Bu da Türkiye’den ihracatın artmasına yol açabilir. Batı, Türkiye’nin önemini biliyordu ve bu süreçte bu rol daha da pekişecektir” dedi.
Navis Yönetim Danışmanlık’ın değerlendirmesine göre, Karadeniz’deki koster piyasasında navlunlar, bölgedeki gerilim nedeniyle artan yakıt fiyatlarının etkisiyle yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Azov-Marmara hattında 3 bin ton buğday için navlunlar 47-48 dolar/ton civarında gerçekleşirken, Rostov-Marmara hattında 49-50 dolar/ton seviyeleri korunuyor. Karadeniz konvansiyonel koster piyasasında ise 5 bin ton çelik sevkiyatlarında navlunlar 18-19 dolar/tondan 20-21 dolar/tona yükseldi. Navis’e göre, yakıt maliyetlerindeki artış ve bölgesel riskler denizyolu piyasasında dalgalanmayı sürdürebilir.
Sınır kapılarında ise şu an ciddi bir aksama yaşanmadığı belirtiliyor. Gürbulak Sınır Kapısı’ndaki yetkililer, İran hattındaki taşımaların normal seyrinde devam ettiğini bildirdi. Gümrüğün stabil çalıştığını ve kamyon ile TIR geçişlerinde yoğunluk yaşanmadığını ifade eden yetkililer, güvenlik önlemleri kapsamında tüm sınır kapılarında günübirlik yaya geçişlerinin kapalı tutulduğunu belirtti. Sektör temsilcilerine göre, bölgedeki jeopolitik riskler kısa vadede maliyetleri artırsa da Türkiye’nin lojistik merkez olma rolünü güçlendiriyor. Alternatif transit hatların kalıcı hale gelmesi durumunda Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumunun daha da güçlenebileceği ifade ediliyor. Yetkililer, yaşanan tüm sıkıntılara rağmen günlük 250-300 aracın İran’a çıkış yaptığını bildirdi.




