Gıda güvenliği hesap verebilirliği kör noktaları önler
Gıda güvenliği hesap verebilirliği, operasyonlardaki kör noktaları azaltarak geri çağırmaları önlemeye, tedarikçileri denetlemeye ve hızlı müdahaleye yardımcı olur.
Gıda sektöründe geri çağırmalar, salgınlar ve kontaminasyon vakaları gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Tüketiciler çelişkili bilgilerle karşılaşırken, sektör profesyonelleri artan riskleri yönetmeye ve şirketler de kamuoyunu endişelendirmeden iletişim kurmaya çalışıyor. Bu karmaşanın merkezinde ise yöneticilerin risklerin nerede biriktiğini görebilip göremediği ve sorun ortaya çıkmadan önce sorumluluğun net biçimde belirlenip belirlenmediği sorusu bulunuyor.
Gıda güvenliği sorunları çoğu zaman sahiplik, uygulama veya denetim süreçlerindeki kopuklukları açığa çıkarıyor. Geri çağırmalar ve güvenlik vakaları tekrarlanıyorsa, öncelikle hangi görevin kime verildiği, bu sorumluluğun ne ölçüde anlaşıldığı ve nasıl takip edildiği sorgulanmalı.
Gıda güvenliği hesap verebilirliği, yalnızca kriz anında başvurulan bir yaklaşım değil, günlük yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olmalı. Askerlik dönemimde liderlerden operasyonlarını, risklerini ve ekiplerini yakından bilmeleri bekleniyordu; çünkü eksik bilgi doğrudan ciddi sonuçlar doğurabiliyordu.
Buna karşılık, büyük perakendeciler ve ulusal markalarla yürüttüğüm gıda güvenliği çalışmalarında farklı bir tabloyla karşılaştım. Büyük yapılarda bilgi farklı birimlere dağılabiliyor, iletişim departman sınırları içinde kalabiliyor ve üst düzey yöneticiler sahadaki gerçeklerden birkaç kademe uzakta bulunabiliyor.
Operasyonların gerçek durumuna ilişkin güvenilir bir tablo olmadan alınan kararlar, hem şirket hem de tüketici açısından risk yaratır.
Gıda güvenliğinde görünürlük ve sorumluluk
Operasyonel görünürlük, yöneticilerin kritik sorulara güncel ve tutarlı yanıt verebilmesi anlamına gelir: Riskin sahibi kim? Hangi kontrol mekanizmaları çalışıyor? Hangi istisnalar ortaya çıkıyor? Endişeler ne kadar hızlı üst yönetime aktarılıyor? Düzeltici faaliyetlerin işe yaradığını gösteren kanıtlar neler?
Bu soruların yanıtı düzenli biçimde izlenebildiğinde hesap verebilirlik, sorun çıktıktan sonra verilen bir tepki olmaktan çıkar ve etkin bir yönetim sistemine dönüşür. Görünürlük zayıfladığında ise yöneticiler başarısızlıklar, tedarikçi kaynaklı endişeler ve kontrol açıkları hakkında zamanında bilgi alamaz.
Bu durum önleyici kontrollerin ve tedarikçi doğrulama süreçlerinin reaktif biçimde yürütülmesine yol açar. Sonuç olarak geri çağırmaların önlenmesi zorlaşır, düzenleyici kurumlara verilecek yanıt gecikebilir ve riskin tüketiciye ulaşma ihtimali artar.
Hesap verebilirliği güçlendiren uygulamalar
Büyük bir perakendeci için test mutfağı ve ürün geliştirme programı kurulurken, operasyonel hesap verebilirliğin pratikte ne gerektirdiğini gözlemledim. Gıda Güvenliği ve Kalite Güvence Müdürü olarak programı oluşturdum, sistemleri 14 ürün kategorisinde uyguladım ve hangi ürünlerin ilerleyeceğini, hangilerinin reddedileceğini belirleyen sonuçlar ürettim.
Bu görev, ürünler tüketiciye ulaşmadan önce sorumlulukların netleştirilmesini ve raporlamanın güvenilir olmasını gerektiriyordu. Konseptin üst yönetime ve Yönetim Kurulu’na sunulması ise hesap verebilirlik, denetim ve risk konularını karar alma sürecinin merkezine taşıdı.
Çalışmalarımın doğruluğundan ve tüketici güvenliğinden sorumlu olduğum için baskı oldukça yüksekti. Bu nedenle incelediğim ve raporladığım her sürecin temelinde gıda güvenliği hesap verebilirliği yer aldı.
Bugün bir gıda veya içecek şirketinin genel müdürü olsaydım, işe şu soruyla başlardım: Kör noktalarım nerede? Ardından bu boşlukları açık sorumluluk dağılımı, düzenli risk raporlaması ve disiplinli bir üst makama bildirim süreciyle kapatırdım.
Askerlik deneyimimin öğrettiği temel ilke şu: Liderler anlamadıkları bir konudan sorumlu tutulamaz; ancak o konuyu anlayabilecekleri koşulları oluşturmakla yükümlüdür. Operasyonel görünürlük, tüketiciyi korumakla önlenebilir hatalara sonradan tepki vermek arasındaki belirleyici farktır.
Yazar hakkında: Noemi Gonzalez, gıda bilimcisi, mevzuat uzmanı ve Guiding Principles Regulatory Consulting şirketinin kurucusu ve genel müdürüdür. Gıda Güvenliği Yönetimi alanında lisans derecesine ve Aşçılık Sanatları alanında ön lisans derecesine sahiptir. Ayrıca PCQI, FSVP, ServSafe Gıda Koruma Yöneticisi, FSSC 22000:2018 ve ISO 9001:2015 sertifikalarına sahiptir. Üretim uygulamaları, gıda ürünü geliştirme ve beslenme alanlarında Cornell Üniversitesi eğitimleri alan Gonzalez, ABD Donanması’nda 14 yıl Gıda Koruma Müdürü olarak görev yaptıktan sonra çalışmalarını risk iletişimi ve mevzuat açıklığı yoluyla gıda güvenliği kültürünü güçlendirmeye yöneltmiştir.




