Hürmüz Boğazı’ndaki Riskler Enerji Sektörünü Sarsıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki artan çatışmalar, enerji tesislerinin mücbir sebep ilan etmesine yol açarak küresel enerji piyasasında dalgalanmalara neden oldu.
Orta Doğu’da artan çatışmalar, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini olumsuz etkileyerek küresel enerji ve sanayi zincirlerinde ciddi aksamalara neden olmaya başladı. Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarındaki riskler, milyonlarca varil ham petrolün denizde beklemesine yol açarken, Katar’dan Kuveyt’e, Hindistan’dan Çin’e kadar birçok enerji ve sanayi şirketi mücbir sebep ilan etti. Bu durum, tedarik zincirlerinde aksamalara ve küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara sebep oluyor.
Hürmüz Boğazı, dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak, Orta Doğu’daki enerji tesisleri ile bu üretime bağımlı birçok ülkenin sanayi tesislerini doğrudan etkiliyor. Boğazdaki artan riskler nedeniyle birçok şirket ve tesis mücbir sebep ilan ederken, bu gelişmeler küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve fiyat dalgalanmalarına yol açıyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından İran’ın misilleme saldırıları ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı’ndaki ABD ve İsrail bağlantılı gemilere geçişi engellemesi, küresel ticaret üzerindeki baskıyı artırdı.
Dünya genelinde günlük petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’si ile sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının da yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Ancak güvenlik risklerinin artması nedeniyle S&P Global Energy verilerine göre Basra Körfezi’nde 10’dan fazla ham petrol tankeri boğazın batısında yükleme için beklerken, yaklaşık 75 tanker de boğaz dışında demirlemiş durumda. Bu gelişmeler, Körfez’de denizde bekleyen yaklaşık 126 milyon varil ham petrolün sevk edilememesine neden oldu.
Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyat yapılamaması ve İran saldırılarının yol açtığı riskler, bazı tesislerin faaliyetlerini askıya alarak mücbir sebep ilan etmesine yol açtı. Bu kapsamda, İran’dan gönderilen bir insansız hava aracının hedef aldığı Katar’daki Ras Laffan Sanayi Şehri’nde bulunan QatarEnergy’ye ait LNG tesisi üretimi durdurdu. Şirket, LNG ve ilgili ürünlerin üretimini askıya alarak mücbir sebep ilan etti. Ras Laffan tesisi, dünyanın en büyük LNG ihracat tesislerinden biri olarak biliniyor.
Mücbir sebep ilanı, şirketlerin kontrolü dışında gelişen olaylar nedeniyle sözleşme yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ifade ederken, bu durum küresel enerji arzı üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. Küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Katar, üretiminin büyük bölümünü Asya ülkelerine, özellikle Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore’ye gönderiyor. Katar’daki üretim aksaması, hem Asya hem de Avrupa’da gaz fiyatlarında hızlı yükselişlere neden oldu.
Katar’dan LNG alan Hindistan merkezli Petronet şirketi, aldığı mücbir sebep bildiriminin ardından GAIL, Indian Oil Corporation ve Bharat Petroleum Corporation’a yaptığı LNG tedarikinde mücbir sebep ilan etti. Bu durum, Petronet ile QatarEnergy arasında imzalanan yıllık 7,5 milyon tonluk uzun vadeli LNG anlaşmasını da etkiliyor. Hindistan’ın önde gelen gaz dağıtım şirketlerinden Gujarat Gas da LNG arzındaki sıkıntılar nedeniyle 6 Mart itibarıyla sanayi müşterilerine mücbir sebep bildirimi gönderdi.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre QatarEnergy’nin bildiriminden sonra Shell de müşterilerine benzer bildirimler yaptı. ABD merkezli enerji şirketi Chevron ise İsrail’deki Leviathan gaz sahasında üretimin geçici olarak durdurulması sonrasında mücbir sebep ilan eden şirketler arasında yer aldı.
Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan günlük 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü olmak üzere toplam yaklaşık 20 milyon varillik petrol ticaretinin aksaması, bölgedeki üretim tesislerini de etkiledi. Sevkiyatların yapılamaması nedeniyle depolar hızla dolarken bazı üreticiler üretimi azaltma veya durdurma kararı aldı. Kuveyt Petrol Şirketi (KPC) petrol üretimini düşürdüğünü açıklayarak mücbir sebep ilan etti. Şirket, kesintinin geçici bir önlem olduğunu ve gelişmelere bağlı olarak yeniden değerlendirme yapılacağını bildirdi. Bölgedeki diğer üreticilerden Suudi Arabistan ve Irak da petrol üretimlerini azaltma kararı aldı.
Kuveyt’te yaşanan gelişmeler, Hindistan’daki enerji sektörünü de etkiledi. Hindistan’ın devlet rafineri şirketlerinden MRPL, mart ve nisan ayları için planlanan tüm benzin ihracat sevkiyatlarında mücbir sebep ilan etti. Şirket, Karnataka’daki rafinerisinde günlük 500 bin varil kapasiteyle üretim yapıyor ve üretimin yaklaşık yüzde 40’ını ihraç ediyor. Bahreyn Petrol Şirketi (BAPCO) da İran’ın saldırıları ve Sitra rafinerisindeki bir ünitenin hedef alınması sonrası 9 Mart’ta mücbir sebep ilan etti. Sitra rafinerisinin günlük üretim kapasitesi 450 bin varil seviyesinde bulunuyor.
Orta Doğu’daki çatışmalar, enerji dışındaki sanayi sektörlerini de etkiledi. Dünyanın en büyük alüminyum üretim tesislerinden birini işleten Aluminium Bahrain şirketi sevkiyatlarını durdurduğunu ve mücbir sebep ilan ettiğini açıkladı. Katar’daki LNG kesintisinin ardından Norveç merkezli Norsk Hydro’nun ortak girişimi olan Qatalum, alüminyum üretimini kontrollü şekilde durdurma sürecini başlattı ve müşterilerine mücbir sebep bildirimi gönderdi. Orta Doğu’dan petrol akışının kesintiye uğraması Asya’daki petrokimya sektörünü de etkiliyor. Çinli Wanhua Chemical şirketi 9 Mart’ta mücbir sebep ilan ederken bazı ürünlerinde fiyat artışına gitti. Longhua New Materials ise 10 Mart itibarıyla Orta Doğu’ya yapılacak sevkiyatlar için mücbir sebep maddelerini devreye aldı. Güney Kore’de faaliyet gösteren Yeochun NCC Co (YNCC), nafta ham maddesindeki tedarik sorunları nedeniyle mücbir sebep ilan ederek üretim tesislerini asgari kapasiteyle çalıştırdığını duyurdu. Singapur merkezli poliolefin üreticisi TPC de tedarik kesintileri nedeniyle Jurong Adası’ndaki birden fazla tesisini kapattı ve 9 Mart’ta mücbir sebep ilan etti. Şirketin üretimi, özellikle plastik poşet, film, otomotiv parçaları ve tüketici ürünlerinde kullanılan polimerleri kapsıyor.




