Hürmüz Krizi Enerji ve Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor

Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler, enerji piyasalarının yanı sıra gıda güvenliğini de tehdit ediyor.

İran’daki savaşın etkileri, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintilerle birlikte sadece petrol ve doğalgaz piyasalarını değil, aynı zamanda küresel gübre ticaretini de derinden sarsıyor. Bu kritik geçit üzerinden geçen küresel gübre arzının yaklaşık üçte birinin sağlanması, fiyatların hızla yükselmesine neden olurken, uzmanlar tarımsal üretimde düşüş ve gıda enflasyonunda artış riskine dikkat çekiyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, deniz yoluyla taşınan küresel gübre ticaretinin %30’u Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Ancak savaş sonrası bölgede gemi trafiği neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum, özellikle Orta Doğu merkezli üretime bağımlı olan gübre piyasasında ciddi arz sıkıntılarına yol açtı. Sektör temsilcileri, küresel ihracatın yaklaşık %30’unun piyasaya ulaşamadığını belirtiyor.

Savaşın başlamasından bu yana gübre fiyatlarında dikkat çekici artışlar yaşandı. Üre fiyatları 400-490 dolardan 700 dolara yükselirken, amonyak fiyatları da %20 oranında artış gösterdi. Potas ve sülfür gibi diğer gübre türlerinde de benzer artışlar gözlemleniyor. Orta Doğu’nun, özellikle üre ve azot bazlı gübrelerde küresel ihracatta kritik bir rol oynaması, arz kesintisinin etkisini daha da büyütüyor.

Uzmanlar, krizin en önemli noktasının azot bazlı gübrelerin vazgeçilmezliği olduğunu vurguluyor. Potas ve fosfat gibi diğer gübre türlerinde geçici ertelemeler yapılabilse de, azot gübresi her sezon mutlaka kullanılmak zorunda. Bu durum, arz sıkıntısının tarımsal verimi doğrudan tehdit etmesine neden oluyor.

Azot gübreleri, mısır, buğday ve yağlı tohumlar gibi birçok ürünün büyümesi için kritik öneme sahip. Gübre temininde yaşanacak aksaklıklar, ürün veriminde düşüşe yol açabilir. Ancak bu etkilerin hemen değil, yılın ilerleyen dönemlerinde daha belirgin hale gelmesi bekleniyor. Mevcut stoklar kısa vadede bir tampon görevi görse de, uzun süreli kriz üretimi doğrudan etkileyecek.

Analistler, mevcut krizin 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşından daha geniş etkiler yaratabileceği görüşünde. Bunun nedeni, aynı anda birden fazla büyük üreticinin etkilenmesi ve Suudi Arabistan, Katar, İran, BAE ve Kuveyt gibi büyük ihracatçıların devre dışı kalması. Sadece tek bir bölge değil, geniş bir üretim ağı kesintiye uğramış durumda. Özellikle sülfür piyasasında zaten var olan arz sıkışıklığı, krizin etkisini daha da artırıyor.

Enerji tesislerinin zarar görmesi ve ihracat yapılamaması nedeniyle bazı gübre üretim tesisleri faaliyetlerini durdurdu. Katar’da üre üretimi askıya alınırken, depolama kapasitesi yetersizliği de üretimi sınırlıyor. Ayrıca, Çin’in iç piyasayı korumak amacıyla gübre ihracatına sınırlama getirmesi, küresel arz sıkıntısını daha da derinleştiriyor.

Uzmanlar, mevcut stokların kısa vadede gıda krizini önleyebileceğini ancak orta vadede ciddi riskler oluşturduğunu belirtiyor. Tarımsal verimde %5’lik bir düşüş, doğrudan gıda enflasyonuna yol açabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, artan maliyetleri karşılamakta zorlanabilir ve gıda güvenliği açısından daha kırılgan hale gelebilir.

ABD gibi büyük tarım üreticileri bile bu krizden etkileniyor. ABD, gübre ihtiyacının yaklaşık üçte birini ithal ediyor ve artan maliyetler çiftçilerin üretim maliyetlerini yükseltiyor. Nitekim ABD’de 50’den fazla tarım grubu, artan gübre ve yakıt fiyatlarına karşı hükümetten destek talep etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu