VDA, Gümrük Teslimatlarında Taşıyan ve Acentenin Onayını Vurguladı
VDA, gümrük teslimatlarında taşıyan ve acente onayının önemini vurguladı ve hukuki sorumluluklar hakkında uyarılarda bulundu.
Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği (VDA), Danıştay’ın aldığı kararların ardından gümrük teslimat süreçlerinde yaşanan karışıklıklara dikkat çekti. Dernek, taşıyan ve acentenin onayı olmadan yapılan teslimatların ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabileceği konusunda sektörü uyardı.
Yönetim Kurulu Başkanı Recep Düzgit’in imzasıyla yayımlanan açıklamada, gümrük işlemlerinin tamamlanmış olmasının, eşyanın fiilen teslim edilmesi için yeterli bir gerekçe oluşturmadığı vurgulandı. Hatalı uygulamaların önlenmesi amacıyla yapılan duyuruda, taşıyan ve acentenin resmi teslim onayı olmadan gerçekleştirilecek işlemlerin hukuki ve mali sorumluluklar doğuracağı hatırlatıldı.
Gümrük Yönetmeliği’nin 94. ve 130. maddelerine ilişkin verilen yargı kararları sonrasında, ithal edilen eşyanın teslimine dair mevcut kanun hükümleri ve özel hukuk ilişkilerinden doğan yükümlülüklerin kapsamı hakkında yanlış görüşlerin ortaya çıktığına dikkat çekildi. Taşımacılık ve lojistik sektöründe hukuken hatalı uygulamaların ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla kamuoyuyla paylaşılması gereken önemli noktalar olduğu belirtildi.
Açıklamada, yönetmelik hükümlerinin iptalinin, kanunlardan ve taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerden doğan teslim yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı ifade edildi. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 1/95 sayılı Kararı çerçevesinde gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve Türk gümrük mevzuatının Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu hale getirilmesi sürecinde gümrük idaresinin görev alanının yeniden belirlendiği kaydedildi. Eşyanın gümrük yönünden teslim edilebilir hale gelmesi ile özel hukuk ilişkileri kapsamında gerçekleştirilecek fiili teslimin birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı.
Gümrük işlemlerinin tamamlanmasının ardından eşyanın fiili tesliminin, geçici depolama yeri işleticisi, eşya sahibi ve taşıyıcı arasındaki özel hukuk ilişkilerinden bağımsız olmadığına dikkat çekildi. Yönetmelik hükümlerinin iptalinin, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin ve taşıma belgelerinin geçerliliğini etkilemeyeceği belirtildi. Danıştay’ın iptal kararı, Türk Ticaret Kanunu’nu yürürlükten kaldırmamış ve taşıma sözleşmelerini sona erdirmemiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun deniz yoluyla eşya taşımalarında teslim konusunu taşıyanın alacaklarından bağımsız ele almadığı ifade edildi. Eşya taşıtandan farklı bir kişiye teslim edilecekse, gönderilen kişinin teslimi talep ettiği anda navlun sözleşmesi ve diğer belgeler uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Bu nedenle, eşya teslim edilmeden önce taşıyanın alacaklarının dikkate alınmaması hukuka aykırı olacaktır.
Taşıyanın belirli alacakları için sahip olduğu hapis hakkının, eşyanın taşıyanın bilgisi ve onayı dışında üçüncü kişiler tarafından teslim edilmesi yoluyla ortadan kaldırılamayacağı belirtildi. Ayrıca, teslim işleminin yalnızca eşyanın bir kişiden diğerine verilmesinden ibaret olmadığı, taşıyanın alacağını tahsil etme ve güvence altına alma haklarını doğrudan etkileyen önemli bir hukuki işlem olduğu ifade edildi.
Gümrük işlemlerinin tamamlanmış olmasının, antrepo veya geçici depolama yeri işletmecisine taşıyanın özel hukuktan doğan haklarını bertaraf ederek bağımsız bir teslim yetkisi vermeyeceği vurgulandı. Taşıyanın veya yetkili acentesinin onayı olmadan gerçekleştirilecek teslimlerin hukuki ve mali sonuçları bakımından sorumluluk doğuracağı açıkça ifade edildi.
Derneğin geçmişteki tutumunun bugün de aynı olduğu, navlun ve taşıma ilişkisinden doğan alacakların güvence altına alınmadan, eşyanın meşru hak sahibinin belirlenmeden teslim edilmesini hukuka uygun kabul etmedikleri belirtildi. Ayrıca, mal bedelinin ödenmesini güvence altına alan belgelerle ilgili teslim uygulamalarının da karşısında olduklarını ifade ettiler.
Gümrük işlemlerinin tamamlanmış olmasının, taşıyanın iradesi ve ilgili taşıma belgelerinin göz önünde bulundurulmadan yeterli kabul edilmemesi gerektiği vurgulandı. Dernek, hukuka aykırı teslimlerden doğan uyuşmazlıklarda her türlü hukuki yola başvuracaklarını belirtti.
Uluslararası ticaretin güvenliğinin, taşıma belgelerinin ve sözleşmelerin eksiksiz uygulanmasına bağlı olduğu ifade edildi. İdari düzenlemelerin iptalinin, tarafların kanundan doğan haklarını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı. Dernek, taşıma ilişkisinden doğan alacakların güvence altına alınmadan gerçekleştirilecek teslim uygulamalarına karşı durmaya ve sektördeki hukuki güvencelerin korunması için mücadele etmeye devam edecektir.
Kamuoyuna ve tüm sektöre saygıyla duyurulur.




