Tüketici Davranışlarında Dönüşüm: ‘Goblin Modu’ndan ‘Pilot Modu’na

McKinney’nin raporu, tüketicilerin ‘goblin modu’ndan ‘pilot modu’na geçişini ve bu değişimin etkilerini inceliyor.

McKinney’nin 17. yıllık Gıda ve İçecek Trendleri raporu, tüketicilerin giderek karmaşıklaşan bir ortamda ‘goblin modu’ndan ‘pilot modu’na geçiş yaptığını vurguluyor.

Peki, goblin modu nedir? Rapor, goblin modunu “temiz, sağlıklı veya çekici görünme kaygısı taşımadan, rahat hissetmek ve istediklerini yapmak isteyen birinin davranışı” olarak tanımlıyor.

Diğer yandan pilot modu, “günlük seçimlerinde daha fazla kontrol sağlamaya çalışan, rutinlere, sağlığa ve kademeli iyileştirmelere öncelik veren birinin davranışıdır” şeklinde açıklanıyor.

Rapor, “Makro düzeyde yıllarca süren kaosun ardından insanlar yeniden bir istikrar hissi yaşamaya başlıyorlar” ifadesine yer veriyor.

McKinney, “istikrarın belki de abartı olduğunu kabul etse de”, insanların “kaosa teslim olmak yerine, kendi ellerine alabilecekleri konularda harekete geçmeye başladıklarını” belirtiyor. Tüketicilerin daha nihilist bir düşünce yapısından, “dünyayı düzeltemem ama kahvaltımı düzeltebilirim” anlayışına geçtiklerini ifade ediyor.

CNN ve Morning Consult tarafından gerçekleştirilen bir anket, Gen Z katılımcılarının %10 oranında “gelecekleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduklarını” hissettiklerini ve “birçok hedef belirlediklerini” gösteriyor.

McKinney, bu tür “makro değişimlerin” bir dizi mikro trendle yansıdığını ifade ediyor. Şimdi bu trendlerden birkaçına bakalım.

‘Kilitleme’ Üzerine ‘Bağlantı’

Rapor, bu yıl insanların “enerji patlamaları” peşinde koşmadığını, aksine “enerjiyi, sakinlik, uzun vadeli netlik ve duygusal denge sağlamak için kullandıklarını” belirtiyor. Hedef, “heyecan” yerine “yüksek işlevsellik” haline gelmiş durumda.

The New Consumer ve Coefficient Capital tarafından Instacart verileri kullanılarak hazırlanan Tüketici Trendleri Gıda ve İçecek 2026 raporuna göre, Gen Z ve Y kuşağından katılımcıların %55’i içecekleri kişiliklerinin bir parçası olarak kullandıklarını ifade ediyor.

Bu kimlik odaklı fenomen, kadınlar için tasarlanmış, şeker içermeyen ve cilt ile saç sağlığını destekleyen işlevsel bileşenler içeren Monster’ın ‘FLRT’ enerji içeceği gibi ürünlerde de kendini gösteriyor.

‘Yiyecekler Beyniniz Üzerinde’

Son ADM Küresel Trend Raporu‘na göre, tüketicilerin %78’i “yiyeceklerin çoklu duyusal deneyimlerle ilgili olduğunu” kabul ediyor. McKinney raporu, bu durumu F&B markalarının menü, lezzet ve yiyecek deneyimlerini “duyguları etkileyen nörobilim içgörüleri kullanarak tasarlamalarıyla” ilişkilendiriyor.

McKinney, bazı markaların geçmişten lezzetleri yeniden yaratmaya çalıştığını ve bunun için nostaljiyi ve nörogastronomi bilimini kullandığını vurguluyor. “Bu, beynin tat, koku, doku, sıcaklık ve hafızayı birleştirerek lezzet oluşturma şeklidir” ifadelerine yer veriliyor.

Ayrıca, IFF’nin Mood Intelligence yeniliği, “duyusal psikoloji ve lezzet kimyasını harmanlayarak belirli duygusal ve bilişsel tepkileri uyandıran ürünler tasarlayan özel bir araştırma ve lezzet yaratım platformu” olarak tanımlanıyor. Kopenhagendeki Alchemist ise, “gastronomiyi duyusal bilim, anlatı ve duygu ile harmanlayan, yansıtma, sürpriz ve duygusal tepki uyandırmak için tasarlanmış yemekler ve diziler sunan son derece teatral bir yemek deneyimi” olarak örnek gösteriliyor.


Yiyecek Güvenliği ve Değişen Gerçeklikler

Joe Slater, Gleaners Gıda Bankası Başkanı ve CEO’su, gıda güvensizliğinin değişen gerçeklikleri ve gıda bankalarının artan talebi karşılamak için nasıl evrildiğini anlatıyor. Slater, günümüzde gıda güvensizliği yaşayan nüfusun giderek artan oranda bir veya daha fazla işte çalışan yetişkinlerden oluştuğunu, yaşam maliyetlerinin artmasının maaşları aştığını ve federal yardım programlarındaki değişikliklerin birçok hane için sınırlı seçenekler bıraktığını belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu