Kronik Böbrek Hastalığına Dikkat: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
Kronik böbrek hastalığına karşı erken tanı ve düzenli kontrollerin önemi vurgulanıyor. Farkındalık kampanyası başlatıldı.
Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla yayılan kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek amacıyla AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” adlı farkındalık kampanyası başlatıldı. 12 Mart Dünya Böbrek Günü çerçevesinde tanıtılan bu proje, hastalığın sinsi ilerleyişine karşı erken tanının ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini vurguluyor. Toplantıda, annesinin böbrek tümörü sonrası yaşadığı diyaliz ve nakil sürecini anlatan Tülin Şahin ile genç yaşta kronik böbrek hastalığı tanısı alarak annesinin bağışıyla nakil olan Duygu Bayındır, kendi hikayelerini paylaştı.
Küresel ölçekte her 10 kişiden 1’ini etkileyen kronik böbrek hastalığı (KBH), erken evrelerde belirti vermeden ilerlediği için genellikle geç fark ediliyor. Bu hastalık, yalnızca bireylerin yaşam kalitesini değil, ailelerini ve sağlık sistemlerini de derinden etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Araştırmalar, dünya nüfusunun yüzde 10’undan fazlasını etkileyen bu hastalığın, 2040 yılına kadar en sık ölüm nedenleri arasında beşinci sırada yer alacağını öngörüyor. Türkiye’de ise her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastalığı ile mücadele ediyor.
Bu çarpıcı duruma dikkat çekmek için 12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” isimli video serisinin tanıtımı gerçekleştirildi. Model Tülin Şahin’in moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda, kronik böbrek hastalığı hekim, hasta ve hasta yakını perspektifinden ele alındı. Açılış konuşmasını AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç’in yaptığı toplantıda, Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay, hastalıkla ilgili önemli bilgileri ve yaptıkları çalışmaları aktardı. Tülin Şahin ve Duygu Bayındır’ın deneyimlerini paylaştığı toplantı, duygusal anlara da sahne oldu.
Toplantıda tanıtımı yapılan “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” video serisinin ilk bölümü de yayımlandı. Serinin tamamı ilerleyen günlerde YouTube’daki AstraZeneca Türkiye kanalı üzerinden izlenebilecek. Videolarda hekim görüşlerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının gerçek yaşam deneyimlerine yer veriliyor. Bu sayede hastalığın erken tanı ile kontrol altına alınabileceği konusunda farkındalık artırılması ve toplumda düzenli sağlık kontrolü alışkanlığının güçlendirilmesi hedefleniyor.
“Düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını yaymak istiyoruz”
AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında sağlık alanında kalıcı değer yaratmanın yalnızca yenilikçi tedavi yöntemleri sunmakla sınırlı olmadığını, farkındalık ve erken tanı çalışmalarının bu hastalıkla mücadelede önemli ilerlemeler sağlayabileceğini belirtti. Gönenç, AstraZeneca’nın bilimsel çalışmalarını toplumsal etki projeleri ile birleştirerek, toplum sağlığına katkıda bulunmayı öncelikleri arasında gördüklerini ifade etti. Kronik böbrek hastalığı gibi bireyler ve aileleri üzerinde büyük bir yük oluşturan bu hastalığa karşı farkındalık yaratmanın sosyal sorumluluklarının temel bir parçası olduğunu vurguladı.
“Belirtiler başladığında hastalık çoktan ilerlemiş olabiliyor”
Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, kronik böbrek hastalığını üç aydan uzun süren kalıcı böbrek fonksiyon bozukluğu olarak tanımladı ve Türkiye’de yaklaşık 9-10 milyon kişiyi etkilediğini belirtti. Türkmen, böbreklerin vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını sağlayan hayati organlar olduğunu ve fonksiyon kaybının yaşamı derinden etkilediğini ifade etti. Hastalığın sinsi ilerlediğini, bu nedenle pek çok kişinin durumun farkında olmadığını belirten Türkmen, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler başladığında hastalığın çoktan ilerlemiş olabileceğine dikkat çekti. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları ile 60 yaş üzerindeki bireylerin düzenli kontrollerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
“Basit kan ve idrar testleri böbrek sağlığı açısından önemli veriler sağlar”
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay, aile hekimlerinin kronik hastalıkların erken tespiti ve takibindeki kritik rolüne değindi. Türkiye genelinde 30 bin aile hekiminin, hastaların sağlık sistemiyle ilk temas noktası olduğunu belirten Balbay, her aile hekiminin ortalama 3 bin hastaya hizmet verdiğini ifade etti. KBH gibi ilerleyici hastalıkların erken teşhisi için vatandaşların yılda en az bir kez aile sağlığı merkezlerine giderek basit kan ve idrar testlerini yaptırmalarının önemine dikkat çekti. Ayrıca böbrek sağlığını korumak için yeterli su tüketimi, tuzun azaltılması ve düzenli fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
“Annemin böbreğinde tümör tespit edildiğinde hayatımız tamamen değişti”
Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Tülin Şahin, bir hasta yakını olarak yaşadıklarını paylaşarak kronik böbrek hastalığının yalnızca hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu anlattı. Annesinin böbrek tümörü nedeniyle böbreğinin alındığını ve ardından diyaliz sürecine girdiğini ifade eden Şahin, bu sürecin zorluklarını şu sözlerle aktardı: “Bir böbrek hastası yakını olmak, o süreçte hastayla birlikte her şeyi yaşamak demek. Annemin böbreğinde tümör tespit edildiğinde hayatımız tamamen değişti. Haftada iki gün, saatlerce süren diyaliz seanslarında kapıda beklemek, hayatınızı bu takvime göre organize etmek hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratıcıydı. Anneme böbrek nakli yapılması bizim için yeni bir umut ve dönüm noktası oldu.”
“Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim”
Kronik böbrek hastası Duygu Bayındır, genç yaşta aldığı tanıdan itibaren 18 yıllık sağlık yolculuğunu paylaştı. Henüz 19 yaşındayken böbrek fonksiyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini kaybettiğini öğrendiğini belirten Bayındır, annesinin böbreğini bağışlamasıyla nakil olduğunu ve sonrasında bağışıklık baskılayıcı tedavilerle yaşamını sürdürdüğünü anlattı. Bayındır, “19 yaşımda tanıştığım bu hastalık bana sabrı ve dayanıklılığı öğretti. Annemin böbreğiyle yapılan nakil sonrası hayatımı artık bambaşka bir şekilde sürdürmeye başladım. Kronik böbrek hastalığı uzun soluklu bir süreç ve zamanla ilerleyebiliyor. Şu anda hastalığım 4. evrede ve ikinci bir nakil ihtimali gündeme gelmiş durumda. Bu nedenle düzenli kontroller ve tedaviler hayatımın önemli bir parçası oldu.” ifadelerini kullandı.




