Küresel Düzenin Çöküşü: Dünya Güç Siyasetine Dönüyor
Münih Güvenlik Raporu, dünya düzeninin çöküşünü ve güç siyasetine geçişi ele alıyor.
Münih Güvenlik Raporu 2026, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin artık yıkılma sürecine girdiğini ortaya koydu. Raporda, ABD’nin bu düzenin koruyucusu olmaktan çıkıp, onu yok eden bir aktör haline geldiği ifade ediliyor.
62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) öncesinde yayımlanan rapor, “Yıkım Altında” başlığıyla dikkat çekiyor. Rapor, ABD’nin uluslararası sistemdeki rolünü sorgularken, artık mevcut düzenin kendi çıkarlarına aykırı olduğunu düşündüğünü ve bu nedenle yıkım sürecini başlattığını belirtiyor.
Konferansın başlangıç tarihi olan 13 Şubat öncesinde yayımlanan bu raporda, dünya genelinde bir “yıkım siyaseti” dönemine girildiği vurgulanıyor. 80 yıl önce ABD öncülüğünde inşa edilen uluslararası düzen, şimdi bizzat ABD tarafından yıkılmakta.
Raporda, ABD’nin uluslararası hukuk ve kurumları göz ardı eden politikalarının, dünyayı evrensel normlar yerine güçlülerin ve zenginlerin sözünün geçtiği bir alana dönüştürdüğüne dikkat çekiliyor. Özellikle Ukrayna konusundaki belirsiz tutumunun Avrupa’da derin bir güvensizlik yarattığı ifade ediliyor. Avrupa ülkeleri, Washington’dan gelen çelişkili mesajlar karşısında ikilemde kalmış durumda.
Yapılan anketlerde, Almanların yüzde 66’sı, İngilizlerin yüzde 52’si ve Fransızların yüzde 50’si ABD’yi NATO içinde daha az güvenilir bir müttefik olarak değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, Almanların yüzde 72’si, Fransızların yüzde 63’ü ve İtalyanların yüzde 60’ı ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının kendi ülkelerine zarar vereceğini düşünüyor.
Raporda, uluslararası sistemin artık uzlaşı yerine güç ekseninde şekillendiği ve bu yeni duruma uyum sağlayamayan ülkelerin ezilme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Kapağında “odadaki fil” ifadesine atıfta bulunan bir görselle yayımlanan 121 sayfalık raporda, Trump yönetiminin İkinci Dünya Savaşı sonrası düzeni ABD çıkarları için bir yük olarak gördüğü ifade ediliyor. Bu değişim, Batı dünyasındaki aşırı sağ ve mevcut düzen karşıtı hareketlerle paralel bir seyir izliyor.
Raporda, Trump’ın “yıkım güllesi” politikasıyla küresel sistemi hedef alan aktörlerin başında geldiği ve bu yaklaşımın ilkeli işbirliğinin yerini al-ver odaklı pazarlıklara bırakabileceği uyarısı yapılıyor.
Rusya’nın genişleyen hibrit kampanyası ve topyekün işgal girişimi, Soğuk Savaş sonrası güvenlik düzenini ciddi şekilde etkiledi. Avrupa’nın güvenlik tüketicisi konumundan güvenlik sağlayıcısı rolüne geçiş sürecinin henüz tamamlanmadığı vurgulanıyor. Avrupa devletleri, savunma harcamalarını artırarak ve esnek koalisyonlar kurarak bu sürece yanıt vermeye çalışsalar da, “Pax Americana” döneminin sona ermesinin yarattığı boşluğun doldurulup doldurulamayacağı belirsizliğini koruyor.
Münih Güvenlik Raporu’na göre, ABD’nin küresel yardımlarda yarattığı boşluğu tek bir aktörün doldurması mümkün görünmüyor. Son yıllarda Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve özellikle Çin, küresel kalkınma finansmanında daha görünür hale gelse de, bu ülkelerin yardım stratejileri geleneksel Batılı bağışçılardan belirgin şekilde farklılık gösteriyor.
13 Şubat’ta 100’den fazla dünya lideri ile savunma ve dışişleri bakanlarının katılımıyla başlayacak konferansın ana gündeminin bu “yıkım siyaseti” ve sonuçları olması bekleniyor.




