Savaş Ortamında Altın Fiyatları Neden Düşüyor?
İsrail-İran gerilimi devam ederken altın fiyatları neden düşüyor? Ekonomik faktörler ve piyasa dinamikleri incelendi.
İsrail ile İran arasındaki artan gerilim, altın fiyatlarının düşüş trendini sürdürmesine neden oluyor. Son bir ayda altın, güvenli liman olarak görülmesine rağmen, değer kaybı yaşayarak son 30 günün en düşük seviyelerine geriledi.
8 Haziran tarihinde altının ons fiyatı, yaklaşık 4,293 dolara kadar inerek son dönemlerin en düşük seviyesini gördü. Reuters haber ajansının verilerine göre, 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından altın fiyatları, 5 Haziran’a kadar yüzde 17 oranında düştü.
Peki, bu düşüş, kriz ortamında güvenli liman olarak görülen altın için ne anlama geliyor? Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ceyhun Elgin, altın fiyatlarındaki gerilemenin ardında ABD’deki faiz beklentilerinin önemli bir rol oynadığını belirtiyor.
ABD Çalışma Bakanlığı İstatistik Bürosu, 5 Haziran’da tarım dışı istihdamın mayıs ayında 172 bin kişi arttığını açıkladı. Bu gelişme, Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz artıracağı yönündeki beklentileri de güçlendirdi. Reuters’a göre, finans piyasalarındaki yatırımcılar, FED’in aralık ayında faiz artırma ihtimalini yaklaşık yüzde 70 olarak değerlendiriyor.
İngiltere merkezli Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nden (CEBR) yönetim kurulu üyesi Vicky Pryce, faiz oranlarının yükselmesi beklenen bir ortamda yatırımcıların getirisi olan alternatif varlıklara yöneldiğini ifade ediyor. Zira altın, faiz ödemesi gibi bir getiri sunmuyor; sadece değer artış potansiyeli taşıyor.
Ceyhun Elgin, ABD’de tahvil faizleri yükseldiğinde ve dolar güçlendiğinde altın üzerinde baskı oluştuğunu vurguluyor. Altın, faiz getirmeyen bir varlık olduğu için, dolar cinsinden güvenli getiriler cazip hale geldiğinde, altının kısa vadeli taşıma maliyeti artıyor.
Güvenli Liman Olma Özelliği Sorgulanıyor
İran savaşı, altının yatırımcılar nezdindeki güvenli liman olma özelliği hakkında ne gibi mesajlar veriyor? Elgin, altın fiyatlarındaki düşüşün yalnızca jeopolitik risklerden değil, aynı zamanda likidite ihtiyacı, güçlü dolar, yükselen ABD tahvil faizleri ve kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi gibi faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor.
Kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi, yatırımcıların nakit bulmak amacıyla borçlanarak açtıkları büyük pozisyonları kapatmaları anlamına geliyor. Ekonomi profesörü, bu tür dönemlerde yatırımcıların bazen güvenli liman olarak gördükleri varlıkları da satmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.
Elgin, altının artık iki farklı kimlik taşıdığını belirtiyor. Birincisi, uzun vadeli stratejik rezerv ve güvenli liman kimliği. İkincisi ise kısa vadede vadeli işlemler, ETF’ler ve kaldıraçlı pozisyonlar üzerinden alınıp satılan finansal varlık kimliği. Bugünkü düşüşün daha çok ikinci kimlikle ilgili olduğunu vurgulayan Elgin, uzun vadeli güvenli liman hikayesinin tamamen sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğunu ifade ediyor.
Vicky Pryce, merkez bankalarının altın alımlarının, altının kabul edilebilir bir rezerv varlık haline gelmesine katkı sağladığını ve fiyatları desteklediğini vurguluyor. Jeopolitik belirsizlikler devam ederken, altın hâlâ güvenli bir varlık olarak görülse de, çatışmaların sona ermesi ve enflasyon ile faizlerin düşeceği beklentilerinin geri dönmesi durumunda altının daha cazip hale gelebileceği öngörüsünde bulunuyor.




