Goldman Sachs’tan Türk Bankaları İçin Fiyat Tahminleri
Goldman Sachs, Türk bankaları için yeni fiyat tahminlerini açıkladı; hedef fiyatlar %38-62 arasında yukarı potansiyel sunuyor.
SOSYAL MEDYADA BİZE-BÜLTEN Goldman Sachs, Türk bankacılık sektörüne dair yaptığı analizde, 2026-27 dönemine ait özsermaye karlılığı tahminlerini %27 ile %31 arasında belirledi. Analiz, Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası ve Garanti Bankası için mevcut fiyat seviyelerine göre %38 ile %62 arasında bir yukarı potansiyel sunduğunu ortaya koydu.
Goldman Sachs’ın “Türk Bankaları: Sektördeki Son Eğilimler; Mart 2026’da TL Spreadleri Daralıyor” başlıklı raporunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Mart ayında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının yanı sıra, İran’daki çatışmanın enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceği vurgulandı. Bu bağlamda, Türk bankacılık hisseleri için yeni hedef fiyatlar belirlendi. Goldman Sachs analistleri, Akbank, Yapı Kredi ve İş Bankası için “Endeksin Üzerinde Getiri” (Buy) tavsiyesini sürdürürken, Garanti Bankası için ise “Nötr” (Neutral) önerisini korudu ve tahminlerde herhangi bir değişiklik yapmadı.
Goldman Sachs, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son açıklamalarını da raporuna dahil ederek, sektörün Şubat 2026’daki aylık net karının 82,1 milyar TL olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bu rakam, aylık bazda %6’lık bir düşüşe ancak yıllık bazda %16’lık bir artışa işaret ediyor. Özel bankaların net karı, aylık bazda %33 azalmışken, yıllık bazda %19 artış gösterdi ve bu durum %17,2’lik bir özsermaye karlılığına (ROE) denk geldi. Goldman Sachs, Şubat 2026’daki bu zayıf performansı, düşük net faiz geliri, ücretler ve diğer faiz dışı gelirlerin yanı sıra artan vergi yükü ile ilişkilendirdi. Ancak, daha düşük operasyonel giderler ve kredi maliyetleri ile kısmen dengelendiğini de vurguladı. Kamu bankalarının net karı ise aylık bazda %11 artış gösterirken, yıllık bazda %6’lık bir artışla %22’lik bir özsermaye karlılığı sağladı. Bu durum, net faiz gelirindeki artış ve daha düşük operasyonel giderlerle desteklenirken, yüksek vergi yükü ve diğer faiz dışı gelirlerdeki düşüşle kısmen dengelendi.




