Marmara Denizi’nde Müsilaj Sorunu ve Eylem Planlarının Yetersizliği
Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu ve uygulanan eylem planlarının eksiklikleri ele alınıyor.
2021 yılında meydana gelen müsilaj felaketinin ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın öncülüğünde oluşturulan ve birçok uzman ile bilim insanının katkıda bulunduğu 22 maddelik Marmara Denizi’ni Koruma Eylem Planı’ndan yalnızca 11 madde kısmen uygulanabilmiştir. Bu durum, Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu daha da belirgin hale getirmiştir.
Hedeflerin çoğu zaman kağıt üzerinde kaldığı, merkezi ve yerel idareler arasındaki uyumsuzlukların yanı sıra, kurumlar arası koordinasyon eksiklikleri dikkat çekmektedir. Uzmanlar, sorunun kökenine inen ve uzun vadeli çözümler üreten planlamaların yerine, günü kurtarmaya yönelik yüzeysel önlemlerin tercih edildiğini vurgulamaktadır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği, bilim insanlarının öneri ve uyarılarına yeterince önem verilmemesi gibi faktörler de bu durumu derinleştirmektedir.
Marmara Belediyeler Birliği’nin raporlarına göre, eylem planında en çok ilerleme kaydedilen maddeler arasında Koordinasyon Kurulu ve Bilim ve Teknik Kurulu’nun oluşturulması, Marmara Denizi’nin Bütünleşik Stratejik Planı’nın hazırlanması ve müsilajın temizlenmesine yönelik acil müdahale çalışmaları yer almaktadır. Ancak, atıksu arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtmaya dönüştürülmesi gibi önemli maddelerde ise ilerleme kaydedilememiştir.
Çevre Bakanlığı’nın 27 Haziran’da yayımladığı sonuç raporuna göre, 2021-2024 döneminde ileri biyolojik arıtma tesislerinin inşasında yalnızca %1,4’lük bir gerçekleşme sağlanmıştır. Birçok yerleşim yerinde ileri biyolojik arıtma tesisleri bulunmamaktadır ve mevcut tesislerin çoğu sadece ön arıtma seviyesinde çalışmaktadır. Arıtılan atıksuların yeniden kullanım oranı ise %5’in altındadır.
Uzmanlar, atıksu arıtma tesislerinin modernizasyonu ve altyapı yatırımlarının gecikmesinin, ekosistemin iklim direncini olumsuz etkilediğine dikkat çekmektedir. Eylem planının toplumsal farkındalık yaratma ve bireysel alışkanlıkları değiştirme konusundaki etkisinin artırılması gerektiği ifade edilmektedir.
Çevre Bakanlığı’nın son verilerine göre, Marmara Denizi Havzası’ndaki belediye nüfusunun %51,7’sine ileri biyolojik arıtma hizmeti verilmektedir. Ancak, bu durum bile yeterli değildir. 2025 yılına kadar tüm belediyelerin ileri biyolojik atıksu arıtma tesislerini kurması zorunlu hale getirilmiştir. Ancak yerel yönetimlerin bu yükümlülükleri yerine getirmesi için gerekli desteklerin sağlanmadığı belirtilmektedir.
Sonuç olarak, Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorunu, yalnızca çevresel bir kriz değil, aynı zamanda yönetimsel bir başarısızlık olarak da değerlendirilmektedir. Bilim insanları, bu sorunun çözümü için daha kararlı ve bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.




