İran ile Ateşkes Umut Veriyor, Ancak Petrol Piyasasında Baskılar Sürecek
İran ile ABD arasında sağlanan ateşkes petrol fiyatlarını düşürse de, arz sıkıntısı devam ediyor. Uzmanlar, tedarik zincirindeki sorunların süreceğini belirtiyor.
ABD ile İran arasında gerçekleştirilen iki haftalık ateşkes, petrol fiyatlarında önemli bir düşüşe neden oldu. Ancak, uzmanlar, fiziki petrol piyasalarında yaşanan arz sıkıntısının kısa vadede çözülmeyeceğini belirtiyor. Tedarik zincirindeki bozulmaların etkilerinin aylarca sürebileceği ifade ediliyor.
Ateşkesin ardından, küresel piyasalarda bir rahatlama gözlemlenirken, Brent petrol fiyatı %16 oranında bir düşüşle 91,7 dolara kadar geriledi. Önceki gün kapanış fiyatı ise 109,27 dolardı. Bu düşüş, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditlerini ertelemesi ve savaşın durulabileceği yönündeki beklentilerin artmasıyla gerçekleşti. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceği ve petrol ile sıvılaştırılmış doğalgaz akışlarının normale döneceği umutları da fiyatları aşağı çekti.
Buna rağmen, piyasalardaki iyimserliğin arkasında yatan en önemli soru hâlâ belirsizliğini koruyor: Ateşkes kalıcı bir anlaşmaya dönüşecek mi? Taraflar arasında temel konularda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor ve bu nedenle barış görüşmelerinin başarısı belirsizliğini sürdürüyor. Pakistan’da yapılması planlanan müzakerelerin iki hafta sürmesi ve gerekirse uzatılması bekleniyor.
İran’ın sunduğu 10 maddelik teklifin merkezinde Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve nükleer programla ilgili anlaşmazlıklar yer alıyor. Dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik hat, müzakerelerin en zorlu başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Fiyatlardaki düşüşe rağmen, petrolün gerçek piyasasında durum daha olumsuz. Tedarik zincirlerinde ciddi bozulmalar yaşanıyor ve Asya piyasalarında arz sıkıntısı belirginleşiyor. Uzmanlar, bu durumun etkilerinin aylarca sürebileceğini öngörüyor. Dolayısıyla, ateşkesin kısa vadede fiziki arz-talep dengesini düzeltmesi beklenmiyor.
Krizin boyutunu gösteren bir diğer önemli gelişme ise Suudi Aramco’nun fiyat artışıdır. Arab Light petrolü için Asya’ya satış primi varil başına 19,50 dolara yükselmiş durumda. Bu artış, önceki aya göre 17 dolarlık bir sıçrama anlamına geliyor ve Asya’daki rafinerilerin petrol bulmakta zorlandığını açıkça ortaya koyuyor. Eğer mevcut fiyatlar korunursa, Asya için petrol maliyeti 150 dolar/varil seviyesine yaklaşabilir.
Krizin etkileri özellikle Asya’da hissediliyor. Çin, Suudi petrolünün en büyük alıcısı konumundayken, Japonya ve Güney Kore’nin ithalatı sert bir şekilde düşmüş durumda. Güney Kore’nin ithalatı, 2013’ten bu yana en düşük seviyeye gerilerken, Japonya’da da benzer bir düşüş gözlemleniyor. Yüksek fiyatlar nedeniyle Çin’in Rusya, Afrika ve Güney Amerika’ya yönelmesi bekleniyor, bu da küresel ticaret akışlarını yeniden şekillendiriyor.
Piyasa mekanizması, arzı daha yüksek fiyat ödeyebilen ülkelere yönlendirecek. Zengin ülkeler arz güvenliğini korurken, Asya ve Afrika’daki gelişmekte olan ülkeler yakıt kıtlığı ve ekonomik baskı riskiyle karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak, iki haftalık ateşkes piyasalara kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, fiziki petrol piyasasındaki krizi çözmek için yeterli değil. Uzmanlar, asıl belirleyici faktörün müzakerelerin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı olacağını vurguluyor.




