EURATEX: Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin Yeniden Değerlendirilmesi Şart
EURATEX Genel Direktörü, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Yeni ticaret anlaşmaları rekabeti artırıyor.
Çin’den sonra Avrupa Birliği’nin en büyük ikinci tekstil tedarikçisi olan Türkiye, özellikle Hindistan gibi ülkelerle imzalanan yeni AB serbest ticaret anlaşmalarının getirdiği rekabet baskısıyla karşı karşıya. Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için en önemli pazar olan AB’deki gelişmeler, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin gözden geçirilmesi gerektiğini yeniden gündeme getiriyor.
ABD’nin Trump döneminde uygulanan korumacı tarifeler ve ABD-Çin ticaret gerilimleri, Avrupa’nın ticaret ortaklarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırdı. Bu stratejik hedef, Hindistan ve Mercosur ile yapılan STA’ların yeniden canlandırılmasında etkili oldu.
Bu anlaşmalar Avrupa’nın tekstil ticaretini yeniden şekillendirirken, Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Konfederasyonu EURATEX’in Genel Direktörü Dirk Vantyghem, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin günümüz ticaret gerçeklerini yansıtacak şekilde güncellenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Vantyghem: “Türkiye, Avrupa tekstil ve hazır giyim endüstrisi için stratejik bir ortak olmaya devam edecek”
Vantyghem’e, bu anlaşmaların Avrupa’daki tekstil üreticileri ve Türkiye ile olan ilişkiler üzerindeki olası etkilerini sorduk. AB-Mercosur STA’sının Türkiye-AB ekonomik ilişkileri üzerindeki muhtemel etkilerine değinen Vantyghem, “Türkiye, Avrupa tekstil ve hazır giyim endüstrisi için stratejik bir ortak olmaya devam edecektir. Güçlü endüstriyel tamamlayıcılık, kısa teslim süreleri ve güçlü değer zinciri entegrasyonu sayesinde AB’nin en yakın ve en entegre tedarikçilerinden biridir” dedi.
Vantyghem, AB-Mercosur anlaşmasının bu temel ilişkiyi değiştirmediğini belirterek, “EURATEX, bu anlaşmayı Türkiye-AB iş birliğinin alternatifi olarak değil, çeşitlendirmeyi hedefleyen daha geniş bir AB ticaret politikasının parçası olarak görüyor. EURATEX, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin korunması ve güçlendirilmesi için aktif şekilde çalışmaya devam edecek” şeklinde konuştu.
“AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin modernizasyonunu savunmaya devam ediyoruz”
AB-Hindistan STA’sının, küresel ölçekte önemli bir diğer tekstil üreticisi olan Hindistan karşısında Türk tekstil sektörünün rekabetçi konumunu zayıflatacağı öngörülüyor. Anlaşma kapsamında, AB’nin mal ihracatının yüzde 96’sından fazlasında gümrük vergilerinin kaldırılması ya da düşürülmesi bekleniyor.
Vantyghem, AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna yönelik bir gündem olup olmadığına ilişkin soruya, “EURATEX açısından bakıldığında, AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin modernizasyonunu savunmaya devam ediyoruz. Mevcut yapı, ticaretin ve piyasa gözetiminin geldiği yeni aşamayı yansıtacak şekilde güncellenmeli. Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarımızdan biri olması nedeniyle, iki taraf arasındaki ticaretin sorunsuz ve akıcı bir şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor” yanıtını verdi.
AB–Mercosur: İthalat baskısı yok, yeni ihracat fırsatları var
AB-Mercosur STA’sının Avrupalı üreticiler üzerindeki olası olumsuz etkilerine ilişkin endişeler konusunda, Vantyghem, Mercosur ülkelerinin, diğer STA ortaklarıyla kıyaslandığında, AB’ye yönelik nihai tekstil ve hazır giyim ürünleri üretimi ve ihracatında önemli bir aktör olmadığını belirtti.
Vantyghem, “Mercosur’daki tekstil sanayisi büyük ölçüde iç pazara ve bölgesel pazarlara odaklı. Üretim maliyetleri de Asya’daki üretimle karşılaştırıldığında AB imalatıyla aynı şekilde yapısal bir rekabet avantajına sahip değil. Bu nedenle, anlaşmanın Avrupa tekstil ve hazır giyim üreticileri üzerinde ciddi bir ithalat baskısı yaratmasını beklemiyoruz” dedi.
Öte yandan, anlaşmanın sunduğu fırsatlara dikkat çeken Vantyghem, “Mercosur, hazır giyim ürünlerinde geleneksel olarak yüksek gümrük vergilerine sahip, büyük ve büyüyen bir tüketici pazarı. Bu engellerin azaltılması, Avrupalı üretici ve markaların daha yüksek katma değerli ürünler ihraç etmesi için önemli fırsatlar yaratıyor. EURATEX, sektör açısından asıl potansiyeli burada görüyor” ifadelerini kullandı.
Sektörün bu yeni döneme nasıl hazırlandığına ilişkin olarak Vantyghem; kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve marka değerinin önemini vurguladı: “Bununla birlikte, EURATEX her zaman ticaret kurallarının — menşe kuralları ve sürdürülebilirlik taahhütleri dahil — etkin biçimde uygulanmasının, adil bir rekabet ortamı için şart olduğunun altını çiziyor. Sektör, Avrupa tekstillerinin hâlâ son derece rekabetçi olduğu kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve marka değeri alanlarına odaklanarak bu yeni döneme hazırlanıyor.”
“Avrupa, kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemini savunmayı sürdürmeli”
Artan jeopolitik gerilimler ve ticaretteki belirsizlik ortamında Avrupalı tekstil üreticilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmede bulunan Vantyghem, çeşitlendirmenin kritik önemde olduğunu ifade etti.
“AB-Mercosur gibi ticaret anlaşmaları, sınırlı sayıda pazar ve tedarikçiye olan bağımlılığı azaltırken, AB’nin küresel bir ticaret aktörü olarak konumunu da güçlendiriyor. Ancak açıklık, adil rekabetle birlikte yürümeli. Avrupa tekstil sektörü serbest ticareti destekliyor; ancak bu destek, etkin denetim, karşılıklılık ve çevresel ile sosyal standartlarda eşit bir oyun alanı sağlanması koşuluyla mümkün. Trump yönetimi döneminde görülen daha tek taraflı ticaret yaklaşımı da dâhil olmak üzere, ABD’deki gelişmeler dikkate alındığında; Avrupa, özellikle DTÖ aracılığıyla kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemini savunmayı sürdürürken, aynı zamanda ticaret ortakları ağını pragmatik biçimde genişletmelidir. Avrupalı tekstil üreticileri için gelecek; küresel pazarlarda var olmak, riskleri çeşitlendirme yoluyla yönetmek ve maliyet yerine inovasyon, sürdürülebilirlik ve kalite üzerinden rekabet etmekten geçiyor.”




