İran’daki Çatışmalar Gıda Fiyatlarını Yükseltebilir

İran’daki çatışmalar ve enerji fiyatlarındaki artış, gıda enflasyonu riskini artırıyor. Uzmanlar, bu durumun etkilerini değerlendiriyor.

İran’daki çatışmaların gübre tedarikini aksatması ve enerji fiyatlarındaki hızlı artış, gelişmekte olan ülkelerde yeni bir gıda enflasyonu dalgası tehlikesini gündeme getiriyor. Uzmanlar, bu durumun, küresel ekonomik toparlanma sürecindeki kırılganlıkları artırabileceğini vurguluyor.

Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında gıda, enerji ve finans piyasalarında yaşanan dalgalanmalara rağmen, gelişmekte olan ülkeler son zamanlarda toparlanma belirtileri göstererek yatırım çekmeye başlamıştı. Ancak İran’daki gerilimlerin artması, bu kazanımları sarsabilir ve düşük gelirli hanelerin temel gıdaya erişimini zorlaştırabilir.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso, mevcut durumu değerlendirerek gıda fiyatları üzerinde ciddi bir baskı oluşabileceğini ifade etti. Moody’s yöneticisi Marie Diron, gelişmiş ülkelerde gıda ve enerji kalemlerinin tüketici enflasyon sepetinde daha az yer kapladığını, buna karşın birçok gelişmekte olan ekonomide bu oranın daha yüksek olduğunu belirtti. Bu durum, bu ülkeleri dış kaynaklı fiyat dalgalanmalarına karşı daha hassas hale getiriyor.

Gübre arzındaki olası daralma, gıda fiyatlarını etkileyebilecek en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30’unun geçtiği bir güzergahı etkiliyor. Körfez ülkeleri ise amonyak ve üre gibi tarımsal üretimde kullanılan temel girdilerin önemli üreticileri arasında yer alıyor.

Bank of America, çatışmanın devam etmesi halinde küresel üre arzının yüzde 65-70’inin risk altında olabileceğini belirtiyor. Fiyatların şimdiden yüzde 30-40 oranında arttığı ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başekonomisti Maximo Torero, çatışmanın birkaç hafta daha sürmesi durumunda ekim döneminin olumsuz etkilenebileceğini ve bunun tahıl, yem, süt ve et üretiminde düşüşe yol açabileceğini belirtti.

Petrolün aksine, gübre için küresel ölçekte stratejik stokların bulunmaması da riskleri artırıyor. Bu nedenle bazı ülkeler gelişmelerden daha fazla etkilenme potansiyeli taşıyor. Latin Amerika ülkeleri, savaş bölgesine uzak olmaları ve önemli tarım ve enerji üreticilerine sahip olmaları nedeniyle daha avantajlı görünse de, Brezilya Tarım Bakanı Carlos Favaro, gübre tedarikinde aksama yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu. Nijerya’daki Dangote gübre tesisi ise arz üzerindeki baskıyı bir ölçüde hafifletebilir.

Somali, Bangladeş, Kenya ve Pakistan gibi ülkelerin gübre stoklarının sınırlı olması ve Körfez tedarik zincirlerine bağımlılıkları, riskleri artırıyor. FAO verilerine göre Kenya’da gübre maliyetleri şimdiden yaklaşık yüzde 40 yükselmiş durumda. Gübre ihtiyacının büyük bir kısmını Körfez ülkelerinden karşılayan Ruanda, tarım sektörünü korumak için çeşitli tedbirler almaya çalışıyor.

Enerji ve gübre maliyetlerindeki artış, gıda fiyatlarını da zincirleme etkiliyor. 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşında yaşanan doğrudan tahıl ihracatı kesintilerinden farklı olarak, bu sefer risk, gübre fiyatlarının artması veya arzın azalması nedeniyle tarımsal verimde düşüş yaşanması. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ise üretim ve taşımacılık maliyetlerini hızla artırıyor.

Çatışmanın başlamasından bu yana küresel petrol ve doğal gaz fiyatları yüzde 50’den fazla artmış durumda, bu da tedarik zincirlerinde maliyet baskısını artırıyor. Uluslararası Gübre Birliği, gübre arzındaki aksaklıkların özellikle azot yoğun ürünlerde üretimi olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Artan yem maliyetlerinin ise ekmekten tavuk ve yumurtaya kadar geniş bir gıda grubunda fiyat artışına yol açması bekleniyor.

Schroders Küresel Ekonomi Başkanı David Rees, arz şoklarında genellikle ilk olarak enerji fiyatlarının yükseldiğini, ardından ikinci aşamada gıda fiyatlarının artış gösterdiğini ifade etti. ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimden önce, küresel enflasyon genel olarak düşüş eğilimi gösteriyordu. Ancak geçmişte gıda fiyatlarındaki sert artışların sosyal huzursuzluklara yol açması nedeniyle hükümetler temkinli davranıyor. Mısır’da hükümet, sosyal istikrarı korumak amacıyla ekmek sübvansiyonları uygularken, 2022 yılında Şili’den Tunus’a kadar birçok ülkede yüksek gıda fiyatlarına karşı protestolar düzenlenmişti.

Dolaylı etkiler de baskıyı artırabilir. Enerji fiyatlarının yükselmesi, bazı tarım ürünlerinin gıda yerine biyoyakıt üretimine yönlendirilmesine neden olabilir. Ayrıca Körfez ekonomilerinde yaşanabilecek bir yavaşlama, Pakistan, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelere gönderilen işçi dövizlerinde azalmaya yol açabilir. Enerji kaynaklı enflasyon risklerinin artmasıyla birlikte, piyasalar gelişmekte olan ülkelerde hızlı faiz indirimi beklentilerini geri çekmeye başladı. Bu durum, büyüme görünümü üzerinde ek baskı yaratabilir.

EBRD, gübre maliyetlerinin karşılanmasına yardımcı olacak destek paketleri dahil çeşitli politika araçlarını değerlendirirken, FAO’dan Maximo Torero, çatışmanın uzaması halinde hükümetlerin ve kalkınma bankalarının acil eylem planları hazırlaması gerektiğini vurguladı. Torero, savaşın bir aydan uzun sürmesi durumunda hem ekim faaliyetleri hem de tarımsal verim açısından ciddi sorunlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu