Küresel Enerji Koridorları: Panama’dan Hürmüz’e Yeni Rekabet
Panama’dan Hürmüz’e, Babülmendep’ten Cebelitarık’a enerji koridorları üzerindeki küresel rekabetin dinamikleri inceleniyor.
İspanyol yönetimindeki Ceuta ve Melilla’nın Fas’a geçişi, Cebelitarık Boğazı’nın denetiminin iki ülke arasında paylaşılmasına yol açabilir. Bu durum, Washington ve Tel Aviv’in stratejik deniz yollarının kontrolü konusundaki son politikalarıyla uyumlu bir senaryo olarak değerlendiriliyor.
İran, Washington’un deniz yolları üzerindeki kontrol oyununu görerek, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü kaybetmemekle birlikte, Yemen’deki Husi güçleri aracılığıyla Babülmendep Boğazı’na da müdahale etmeye hazırlanıyor.
ABD’nin Ortadoğu, Akdeniz ve Avrupa’daki stratejileri, deniz yolları ve enerji geçiş hatlarının güvenliğine odaklanarak giderek daha belirgin hale geliyor. Washington yönetimi, bu coğrafyayı istikrara kavuşturma çabalarını adım adım yürütüyor.
Başkan Trump, göreve geldiğinde Panama Kanalı’nın kontrolünü sağlamaya yönelik adımlar atmış, ardından Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmek için İran’a yönelik askeri tehditlerde bulunmuştur. Grönland’ın ABD’ye katılması isteği de kuzey ticaret yollarıyla doğrudan ilişkilidir.
Şu an ise Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi kritik noktalar gündemde.
Düzensiz Göç ve Stratejik Hesaplar
Son dönemde, Fas’tan İspanya’nın Ceuta ve Melilla şehirlerine yönelik düzensiz göç dalgası, arka planda ciddi stratejik hesapların olduğunu gösteriyor. İki ülkenin ABD ile ilişkileri ise zıt bir çizgide ilerliyor.
Fas, 2020’de İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirerek ABD’nin güvenilir müttefikleri arasına girmiştir. Bu bağlamda, Fas ile İsrail arasında savunma ve istihbarat alanında işbirlikleri geliştirilirken, ABD’nin Batı Sahra konusundaki desteği dikkat çekiyor.
Temsilciler Meclisi’nden geçen bir rapor, Washington’un bu gerilimdeki tutumunu ortaya koyuyor. Raporda, Ceuta ve Melilla’nın Fas toprakları üzerindeki egemenlik iddiaları ve İspanya’nın bu bölgelerdeki yönetimi vurgulanıyor.
İspanya’nın Dış Politika Dönüşümü
İspanya, son dönemdeki dış politikasıyla hem İsrail’in hem de ABD’nin karşısında yer alıyor. Gazze’deki duruma yönelik sert eleştirileri ve Filistin Devleti’ne destek vermesi, Madrid ile Tel Aviv arasında gerginlik yaratmıştır. İran konusunda ise, İspanya, Tahran’ın saldırılarını eleştirirken, askeri çözümler yerine diplomatik yolları savunmaktadır.
Son olarak, NATO toplantısında Trump, İspanya’yı hedef alarak ticari ilişkileri kesme isteğini dile getirmiştir.
Cebelitarık Boğazı’nın Stratejik Önemi
Ceuta ve Melilla’ya yönelik göç dalgası, Cebelitarık Boğazı’nın kontrolü ile bağlantılı olarak değerlendirilebilir. Cebelitarık, Atlantik Okyanusu ile Akdeniz’i birleştiren ve yıllık 100 bin geminin geçtiği kritik bir geçiş noktasıdır. Bu boğazın denetiminin iki ülke arasında paylaşılması, stratejik deniz yollarının kontrolünün tek bir ülkenin siyasi kararlarına bağlı kalmasını istemeyen Washington’un politikalarıyla örtüşmektedir.
Süveyş Kanalı da Hedefte
Akdeniz’deki bir diğer önemli su yolu olan Süveyş Kanalı da saldırıların hedefi haline gelmiştir. Mısır’a ait Dimyat Limanı’na düzenlenen insansız hava aracı saldırısı, Mısır’ın ABD-İsrail-İran çatışmasında ilk kez hedef alındığını gösteriyor. Bu durum, Süveyş Kanalı’nın da potansiyel bir hedef olduğunu düşündürüyor.
İran’ın Stratejik Hamleleri
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünü sürdürürken, Babülmendep Boğazı’na yönelik hamlelerde bulunuyor. ABD’nin bu bölgedeki etkisini azaltmaya çalışıyor.
Suudi Arabistan’ın Yeni İttifakı
Suudi Arabistan, Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi’nde uluslararası ticaret yollarını korumak amacıyla çok uluslu bir deniz savunma ittifakı kurduğunu açıkladı. Bu gelişme, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiğini ve enerji koridorlarının güvenliğinin sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Panama Kanalı’ndan Hürmüz’e, Babülmendep’ten Cebelitarık’a uzanan enerji koridorları, yalnızca ekonomik değil, uluslararası güvenlik politikalarının da merkezinde yer alıyor.
Devlet Merkezli Güvenlik Yaklaşımları
ABD, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki istikrarı sağlamak için yalnızca deniz yollarına değil, karasal ticaret ve enerji hatlarının güvenliğine de odaklanmaktadır. Bu bağlamda, Trump döneminde başlayan devlet merkezli güvenlik stratejisi, bölgede giderek daha fazla belirgin hale gelmektedir.
Bu gelişmeler, Ortadoğu’da doğrudan devlet merkezli bir güvenlik mimarisine yönelme eğiliminin göstergeleri olarak öne çıkmaktadır.




